İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak genel seçimlere sayılı günler kala Başbakan Binyamin Netanyahu, kamuoyu yoklamalarında rakibi Yair Lapid'in gerisinde kalmasının yarattığı baskıyla, katıldığı canlı yayında sert açıklamalarda bulundu. Netanyahu, İran, Gazze ve Batı Şeria'ya yönelik tehditler savunarak, "gerekirse tüm Gazze'yi işgal edeceklerini" öne sürdü. Bu açıklamalar, bölgede tansiyonu yükseltirken, seçim atmosferini de iyice gerdi.
Netanyahu'dan Canlı Yayında Savaş Çağrışımlı Mesajlar
İsrail Kamu Yayın Kurumu KAN'ın canlı yayınına katılan Netanyahu, seçim anketlerinde partisi Likud'un, merkez sağ ittifakın adayı Yair Lapid'in önünde yer aldığını iddia etse de, son anketler Lapid'in başbakanlığa daha yakın olduğunu gösteriyor. Bu durumun yarattığı endişeyle hareket eden Netanyahu, yayında İran'ın nükleer programına ilişkin üstü kapalı askeri müdahale sinyali verdi. "İran'ın nükleer silah elde etmesine asla izin vermeyeceğiz. Gerekirse tek başımıza hareket ederiz" diyen Netanyahu, Gazze'ye yönelik ise şu ifadeleri kullandı: "Gazze'deki Hamas yönetiminin sonunu getirmek için her seçenek masada. Gerekirse tüm Gazze'yi işgal ederiz."
Netanyahu'nun bu sözleri, özellikle Gazze sınırında yaşayan İsrailliler arasında tedirginlik yaratırken, uluslararası toplumdan da tepki çekti. Birleşmiş Milletler, yaptığı açıklamada, "Gazze'deki insani durumun zaten kırılgan olduğunu" hatırlatarak, tarafları itidale çağırdı.
Seçim Anketleri ve Siyasi Deprem
İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak seçimler, ülkenin son üç yılda dördüncü kez sandık başına gitmesi anlamına geliyor. Siyasi kilitlenme nedeniyle tekrarlanan seçimler, toplumda büyük bir yorgunluğa yol açtı. Son anketlere göre, Netanyahu'nun liderliğindeki sağ blok ile Lapid'in merkez sol ittifakı arasındaki yarış başa baş gidiyor. Ancak bazı anketler, Netanyahu'nun 61 sandalye için gereken çoğunluğu sağlayamayacağını, bu nedenle koalisyon kurmakta zorlanacağını öngörüyor.
Siyasi analistlere göre Netanyahu, seçim kampanyasında güvenlik söylemini öne çıkararak, özellikle sağ seçmeni mobilize etmeye çalışıyor. Canlı yayındaki tehditlerin de bu stratejinin bir parçası olduğu belirtiliyor. Tel Aviv Üniversitesi'nden Profesör Eyal Zisser, "Netanyahu, kendisini İsrail'in güvenliğinin tek garantörü olarak sunmak istiyor. Bu nedenle İran ve Gazze konularını seçim malzemesi yapıyor" dedi.
Gazze'de İşgal Tehdidi ve Bölgesel Yansımalar
Netanyahu'nun "Gazze'yi işgal" ifadesi, İsrail'in 2005 yılında tek taraflı olarak çekildiği Gazze Şeridi'ne yeniden kara birlikleri sokması anlamına geliyor. Bu, 2008-2009, 2012, 2014 ve 2021'deki çatışmalarda olduğu gibi büyük bir askeri operasyonu beraberinde getirebilir. Ancak uzmanlar, tam bir işgalin İsrail için ağır bir maliyete yol açacağını, uluslararası hukuka aykırı olacağını ve bölgede yeni bir insani krize neden olacağını vurguluyor.
Hamas Sözcüsü Hazim Kasım, Netanyahu'nun açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kasım, "Netanyahu'nun tehditleri, onun seçim kaybetme korkusunu gösteriyor. Hamas, işgalcilere karşı savunma hazırlığını sürdürüyor" dedi. İran ise Netanyahu'ya yanıt olarak, "Herhangi bir saldırı, İran'ın misillemesiyle karşılaşacaktır" uyarısında bulundu.
Öte yandan, Batı Şeria'daki bazı kentlerde Filistinliler, Netanyahu'nun sözlerine karşı protesto gösterileri düzenledi. Göstericiler, "Netanyahu, Gazze'yi işgal edemeyeceksin" sloganları attı.
Seçim Belirsizliği ve Barış Sürecine Etkisi
İsrail'deki seçimlerin sonucu, yalnızca ülkenin iç siyasetini değil, aynı zamanda Filistin-İsrail çatışmasının geleceğini de doğrudan etkileyecek. Netanyahu'nun tehditleri, barış sürecinin yeniden canlandırılması yönündeki uluslararası çabaları da olumsuz etkiliyor. ABD yönetimi, iki devletli çözüme bağlılığını yinelerken, Avrupa Birliği de taraflara itidal çağrısında bulundu.
Sonuç olarak, Netanyahu'nun canlı yayındaki bu çıkışı, seçim kampanyasının ne kadar kızıştığını gösteriyor. Ancak bu tür söylemler, bölgede yeni bir çatışmayı tetikleyebilir. İsrail seçmeninin, korku siyaseti yerine ekonomik ve sosyal sorunlara odaklanması beklenirken, bu açıklamaların seçmen üzerinde ne kadar etkili olacağı merak konusu. Önümüzdeki günler, hem İsrail iç politikası hem de bölgesel istikrar açısından kritik bir öneme sahip.