Lübnan Sağlık Bakanlığı, İşgalci İsrail'in 2 Mart 2025 tarihinden itibaren Lübnan'a yönelik düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 21 artarak 4 bin 278'e yükseldiğini duyurdu. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, son 24 saatte meydana gelen saldırılarda 21 kişinin daha yaşamını yitirdiği, yaralı sayısının ise 12 bin 500'ü aştığı belirtildi. Açıklamada, ölenlerin büyük çoğunluğunun sivil olduğu vurgulandı. Saldırıların özellikle güney bölgelerinde yoğunlaştığı, Beyrut'un güney varoşları ve Bekaa Vadisi'nde de şiddetli çatışmaların yaşandığı bildirildi.
Saldırıların boyutları ve insani kriz
İsrail ordusu, Lübnan Hizbullahı'na ait hedeflere yönelik hava ve topçu saldırılarını sürdürüyor. Lübnan hükümeti, saldırılar sonucunda 1 milyondan fazla insanın yerinden edildiğini, sağlık tesisleri ile altyapının büyük zarar gördüğünü açıkladı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Lübnan'da insani durumun kötüleştiğini ve yardıma ihtiyaç duyanların sayısının arttığını bildirdi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), bölgedeki hastanelere tıbbi malzeme desteği gönderirken, su ve gıda sıkıntısı yaşandığı belirtiliyor.
Bölgesel ve uluslararası tepkiler
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı talebinde bulunurken, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da saldırıları kınadı. ABD ve bazı Avrupa ülkeleri, İsrail'in kendini savunma hakkını tanırken, sivil kayıpların endişe verici olduğunu belirtti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, saldırıların durdurulması ve ateşkes sağlanması çağrısında bulundu. Bölgedeki çatışmaların sürmesi, Lübnan ekonomisinin zaten kırılgan olan yapısını daha da derinleştiriyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, ölü sayısının artabileceğine dikkat çekerek, enkaz altında kalanların ve kayıp kişilerin olduğunu belirtti. Uluslararası toplumun daha etkili adımlar atmaması durumunda, insani krizin daha da derinleşeceği öngörülüyor.
Bağlam ve değerlendirme
2 Mart'tan bu yana yaşanan çatışmalar, 2006 yılındaki savaştan bu yana en kanlı dönem olarak kaydediliyor. Her iki taraf da ağır kayıplar verirken, sivil halk çatışmaların ortasında kalmaya devam ediyor. Uluslararası toplum, tarafları itidal çağrısında bulunsa da somut bir ilerleme kaydedilemedi. Bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerin artırılması ve taraflar arasında diyalog başlatılması büyük önem taşıyor.