İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın Kusra beldesinde Filistinlilere ait 16 evi zorla tahliye ederek el koydu. Kusra Belediye Başkanı Abdülazim el-Vadi, askeri operasyonun sabah erken saatlerde başladığını ve evlerin sahiplerine hiçbir resmi tebligat yapılmadığını duyurdu. El-Vadi, bölgedeki gerilimin arttığını ve uluslararası toplumun müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.
Zorla Tahliye ve El Koyma İddiaları
Kusra Belediye Başkanı Abdülazim el-Vadi, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail askerlerinin sabah namazının ardından köye baskın düzenlediğini ve belirlenen evleri boşalttırdığını belirtti. El-Vadi, “Askerler evlere zorla girdi, aileleri dışarı çıkardı ve ardından binaları mühürledi. Bu evlerden 14'ü halen kullanılıyordu, 2'si ise inşaat halindeydi. Şu ana kadar resmi bir yazı veya mahkeme kararı bize ulaşmadı” dedi. Görgü tanıkları, askerlerin evlerdeki eşyaları dışarı attığını ve bazı ailelerin çaresizce sokakta kaldığını ifade etti.
Bölgedeki Gerginlik ve Tepkiler
İsrail ordusunun bu hamlesi, işgal altındaki Batı Şeria'da artan gerilimin bir parçası olarak görülüyor. Filistin resmi ajansı WAFA'ya konuşan bölge sakinleri, son haftalarda Yahudi yerleşimcilerin baskılarının arttığını ve askeri operasyonların sıklaştığını aktardı. Filistin Sivil Savunma Dairesi de yaptığı açıklamada, tahliye edilen ailelerin geçici olarak akrabalarının yanına yerleştirildiğini, ancak kalıcı bir çözüm bulunamadığını belirtti. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Uluslararası Hukuk ve İsrail'in Politikası
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2334 sayılı kararına göre, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yerleşimler uluslararası hukuka aykırıdır ve meşruiyet taşımamaktadır. Ancak İsrail yönetimi, bu bölgelerin tarihi ve dini önemine atıfta bulunarak yerleşim politikalarını sürdürmektedir. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) daha önce yaptığı açıklamalarda, bu tür operasyonların güvenlik gerekçeleriyle yapıldığını öne sürmüş, ancak bu kez konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmamıştır. Uzmanlar, bu tür el koymaların uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu ve bölgedeki barış sürecine ciddi zarar verdiğini vurguluyor.
Kusra'daki Yaşam ve Halkın Tepkisi
Kusra, Nablus'un güneydoğusunda, yaklaşık 3.500 nüfuslu bir belde olarak biliniyor. Tarım ve hayvancılıkla geçinen halk, su kaynaklarının kesilmesi ve yerleşimcilerin saldırıları gibi pek çok sorunla mücadele ediyor. Tahliye edilen ailelerden biri olan Umm Muhammed, “Evimizde 30 yıldır yaşıyorduk. Şimdi çocuklarımızla birlikte sokakta kaldık. Bu bir insanlık suçudur” dedi. Bölgede yaşayanlar, bu tür operasyonların gözüktüğü gibi tek başına yaşanmadığını, sistematik bir politika olduğunu dile getiriyor.
Uluslararası Tepkiler ve Son Durum
Bu gelişme üzerine Filistin Yönetimi, İsrail'i Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) şikayet etmeyi değerlendirdiğini açıkladı. Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamada ise “İsrail'in bu adımını şiddetle kınıyoruz. Uluslararası hukuk açıkça ihlal edilmiştir” ifadeleri kullanıldı. Olayın ardından Husra'da geniş güvenlik önlemleri alınırken, bölgede tansiyon yüksek seyrediyor. İsrail ordusunun, el koyduğu evleri ne amaçla kullanacağı henüz bilinmiyor; ancak bölgede yeni bir yerleşim birimi kurulabileceği iddiaları güç kazanıyor.
Bu olay, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü yerleşim politikalarının bir devamı niteliğini taşıyor. Filistinlilerin yaşam alanlarının daraltılması, uluslararası toplumun süregelen tepkilerine rağmen hız kesmeden devam ediyor. Bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleşmesi, kalıcı bir çözümün aciliyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Taraflar arasındaki müzakerelerin tıkanması, bu tür tek taraflı adımların artmasına zemin hazırlıyor. Orta Doğu'da barışın tesisi için uluslararası aktörlerin daha aktif bir rol üstlenmesi kaçınılmaz görünüyor.