İsrail ordusu, 26 Aralık 2024 tarihinde yaptığı resmi açıklamada, İran'ın çeşitli bölgelerine yönelik hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Saldırıların, İran'ın askeri altyapısını hedef aldığı ve özellikle İsfahan, Şiraz ve Huzistan eyaletlerindeki tesislere yönelik olduğu belirtildi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) sözcüsü, operasyonun başarıyla tamamlandığını ve İsrail'e yönelik tehditlerin bertaraf edildiğini ifade etti.
Saldırının detayları ve hedefleri
IDF kaynaklarına göre, saldırıda İran'ın balistik füze üretim tesisleri, insansız hava aracı (İHA) hangarları ve hava savunma sistemlerine ait radarlar hedef alındı. İran devlet televizyonu, İsfahan'daki bir askeri üste patlamalar duyulduğunu ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Şiraz'da ise bir mühimmat deposunun vurulduğu, bölgede yoğun duman yükseldiği görüntülendi. Huzistan'daki petrol rafinerilerine yakın noktalarda da patlama sesleri rapor edildi.
Tepkiler ve uluslararası yankılar
İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayarak "uluslararası hukukun açık ihlali" olarak nitelendirdi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı, olayla ilgili "derin endişe" duyduğunu belirtirken, Rusya ve Çin taraflara itidal çağrısı yaptı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gerilimin daha da tırmanmasının bölgesel istikrarı tehdit ettiği uyarısında bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise yaptığı açıklamada, "İran'ın saldırganlığına karşı kendimizi savunma hakkımızı kullandık" ifadelerini kullandı.
Bu operasyon, İsrail'in İran'a yönelik son yıllardaki en kapsamlı askeri harekatı olarak kaydedildi. İki ülke arasında uzun süredir devam eden gölge savaş, zaman zaman doğrudan çatışmalara dönüşüyor. İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin durma noktasına geldiği bir dönemde gerçekleşen bu saldırı, bölgedeki tansiyonu bir kez daha yükseltti. Uzmanlar, İran'ın misilleme yapabileceğini ve bunun da geniş çaplı bir savaşa yol açabileceği konusunda uyarıyor. Saldırının ardından uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarında yüzde 3'ün üzerinde artış yaşandı. Bölgesel güvenlik dinamikleri açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendirilen bu gelişme, diplomasi kanallarının yeniden harekete geçmesini zorunlu kılıyor.