İsrail güvenlik güçleri, Mescid-i Aksa'da cuma hutbesi veren vaiz Şeyh İkrime Hüseyin'i gözaltına alarak kendisine vaaz yasağı getirdi. Filistin yönetimine bağlı Kudüs Valiliği’nden yapılan açıklamada, vaiz Hüseyin’in hutbesini okuduğu sırada polis müdahalesine maruz kaldığı ve ardından gözaltına alındığı belirtildi. Olay, Ramazan ayındaki tansiyonun yükseldiği bir dönemde yaşandı.
Vaiz Hüseyin'e Vaaz Yasağı Kararı
İsrail polisi, 61 yaşındaki vaiz Şeyh İkrime Hüseyin'in Mescid-i Aksa'da cuma namazı sonrası hutbe vermesinin ardından kendisini gözaltına aldı. Vaizin ayrıca belirli bir süre boyunca vaaz vermesi yasaklandı. Olay, Mescid-i Aksa'nın avlusunda çok sayıda Filistinlinin katıldığı cuma namazı sırasında meydana geldi. Filistin yönetimi, İsrail'in bu hamlesini kınayarak uluslararası topluma müdahale çağrısında bulundu.
Filistin Yönetimi ve Uluslararası Tepkiler
Filistin yönetimi, İsrail'in vaizi gözaltına almasını 'dini özgürlüklere saldırı' olarak nitelendirdi. Kudüs Valiliği, vaiz Hüseyin'in serbest bırakılması için diplomatik girişimlerde bulunulduğunu duyurdu. Birleşmiş Milletler ve bazı İslam ülkeleri de konuya ilişkin endişelerini dile getirdi. Mescid-i Aksa, Müslümanlar için üçüncü kutsal mekan olarak kabul edilirken, bölgedeki dini hassasiyetlerin arttığı bir dönemde bu olayın gerilimi tırmandırabileceği kaydediliyor.
İsrail makamları ise gözaltı gerekçesi olarak 'güvenlik endişeleri' ve 'hutbede kışkırtıcı ifadeler kullanılması' nedenini öne sürdü. Ancak Filistin kaynakları vaizin hutbesinin barışçıl olduğunu ve herhangi bir şiddet çağrısı içermediğini belirtti. Uluslararası insan hakları örgütleri de İsrail'in Doğu Kudüs'teki Filistinlilere yönelik kısıtlamalarını eleştiriyor.
Olayın ardından Mescid-i Aksa çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Filistinli gençler, gözaltıyı protesto etmek için küçük çaplı gösteriler düzenledi. Bölgedeki tansiyonun Ramazan ayı boyunca yüksek kalması bekleniyor.
Mescid-i Aksa, son yıllarda İsrail-Filistin çatışmasının odak noktalarından biri haline gelmiş durumda. 2000 yılında Ariel Şaron'un ziyaretiyle başlayan ikinci intifada da benzer bir dini hassasiyetten kaynaklanmıştı. Bu nedenle vaiz Hüseyin'in gözaltına alınması, bölgedeki kırılgan dengeleri bozabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.