Kudüs'te dini kıyafetli bir Fransız rahibeyi darbedip tekmeleyen İsrailli saldırgan hakkında açılan davada skandal bir karar çıktı. Mahkeme, saldırganın eylemlerini sabit görmesine rağmen, "psikotik durumda olduğu ve cezai ehliyetinin bulunmadığı" gerekçesiyle beraatine ve hastanede tedavi edilmesine hükmetti. Bu karar, Fransa'nın saldırganın cezalandırılması yönündeki taleplerine rağmen verildi. Olay, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, dini hoşgörü ve adalet tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Olayın Geçmişi ve Davanın Seyri
Geçtiğimiz aylarda Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde meydana gelen olayda, 60'lı yaşlardaki Fransız rahibe Marie-Pierre, bir İsrailli tarafından sözlü tacize uğramış ve ardından fiziksel saldırıya maruz kalmıştı. Saldırgan Yona Schreiber, rahibeyi yere düşürdükten sonra tekmelemiş ve olay, çevredeki kameralara yansımıştı. Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından hem Fransa hem de uluslararası toplum büyük tepki göstermiş, İsrail makamları soruşturma başlatmıştı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı, saldırganın en ağır şekilde cezalandırılması için İsrail'den resmi talepte bulunmuş, hatta Fransız hükümeti konuyu diplomatik düzeye taşımıştı. Ancak İsrail yargısı, Schreiber'in daha önce de benzer eylemlerde bulunduğu ve psikolojik sorunları olduğu gerekçesiyle farklı bir yol izledi. Mahkeme, sanığın akıl sağlığının yerinde olmadığını belirten psikiyatrik raporlara dayanarak, cezai ehliyetini kabul etmedi ve tedavi görmesi koşuluyla serbest bırakılmasına karar verdi.
Uluslararası Tepkiler ve Fransa'nın Açıklamaları
Karar, Fransa'da büyük hayal kırıklığı yarattı. Fransa Dışişleri Bakanı, yaptığı açıklamada, "İsrail'in adalet sisteminden, bir rahibeye yönelik bu vahşi saldırının faillerinin yargı önünde hesap vermesini bekliyorduk. Bu karar, adalet duygumuzu derinden yaraladı." ifadelerini kullandı. Fransız hükümeti, konuyu uluslararası platformlara taşıyabileceği sinyalini verdi. Katolik Kilisesi de kararı kınayarak, şiddetin asla kabul edilemez olduğunu ve bu tür eylemlerin cezasız kalmaması gerektiğini vurguladı.
İsrail'de ise karar, sağcı çevreler tarafından memnuniyetle karşılanırken, sol ve liberal kesimler tepki gösterdi. Kudüs Belediye Başkanı, konuyla ilgili olarak, "Hukuk sistemimiz adildir, ancak bu karar, toplumumuzun değerlerine gölge düşürmüştür. Dini inançlara saygı, hepimizin ortak sorumluluğudur." dedi. Bazı hukukçular ise kararın emsal teşkil edebileceğine dikkat çekerek, benzer durumlarda şiddet uygulayan kişilerin cezai sorumluluktan kurtulma ihtimalinin arttığını belirtti.
Hukuki Boyut ve Emsal Tartışması
İsrail ceza hukukunda, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalmış olan kişiler cezai ehliyetsiz kabul edilir. Mahkeme, Schreiber'in uzun süredir psikiyatrik tedavi gördüğünü ve olay anında psikotik atak geçirdiğini öne sürdü. Ancak uzmanlar, bu tür vakalarda saldırganın toplum için tehdit oluşturmaya devam edebileceği konusunda uyarıyor. Nitekim Schreiber'in daha önce de benzer saldırılar yaptığı ve birkaç kez gözaltına alındığı biliniyor.
Kararın emsal niteliği, İsrail'de tartışma yarattı. Bazı hukukçular, psikotik bireylerin tedavi edilmesi gerektiğini ancak bunun güvenlik önlemleriyle birlikte yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Olayın ayrıca, kutsal mekanlarda dini hoşgörünün korunması açısından da bir sınav olduğu belirtiliyor. Kudüs'teki dini hassasiyetler, bu tür olayların büyümesine zemin hazırlarken, uluslararası toplumun İsrail'den daha etkin adımlar atması bekleniyor.
Sonuç Yerine
Bu karar, adaletin yalnızca cezalandırma değil, aynı zamanda toplumu koruma amacı taşıdığı gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. Psikolojik sorunları olan bireylerin tedavi süreçlerinin yetersiz kalması, hem kendileri hem de toplum için risk oluşturmaya devam ediyor. Öte yandan, din adamlarına yönelik şiddetin hoş görülemeyeceği açık; bu tür eylemler, yalnızca bireyin değil, tüm toplumun vicdanını yaralamaktadır. Fransa'nın tepkisi ve uluslararası kamuoyunun baskısı, İsrail'in bu kararı gözden geçirmesini sağlayabilir mi, zaman gösterecek. Ancak şu an net olan bir şey var: Bu karar, dini hoşgörü ve adalet bağlamında derin bir yara açmıştır.