İsrail basını, bu hafta Tel Aviv ile Beyrut yönetimleri arasında ABD arabuluculuğunda yapılacak görüşmelerde, İsrail ordusunun işgal ettiği bazı 'pilot' bölgelerden çekilerek buralarda kontrolü Lübnan ordusuna devretmesinin ele alınacağını aktardı. Görüşmelerin, iki ülke arasındaki gerginliği azaltma ve sınır bölgelerinde istikrarı sağlama amacı taşıdığı belirtiliyor. İsrail'in çekilmeyi düşündüğü bölgeler arasında, stratejik öneme sahip tepeler ve sınır köyleri bulunuyor. Lübnan tarafı ise, toprak bütünlüğünün korunması ve egemenliğinin tanınması konusunda ısrarcı.
Görüşmelerin arka planı
İsrail ile Lübnan arasındaki sınır anlaşmazlıkları, yıllardır süregelen bir sorun. Özellikle Şeba Çiftlikleri ve Golan Tepeleri gibi bölgeler, iki ülke arasında kriz konusu olmaya devam ediyor. ABD'nin arabuluculuğunda yapılacak bu görüşmeler, 2020 yılında imzalanan deniz sınırı anlaşmasının ardından atılan en somut adım olarak değerlendiriliyor. İsrail basınına göre, Tel Aviv yönetimi, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah varlığının etkisini azaltmak ve Birleşmiş Milletler Güçleri'nin (UNIFIL) bölgedeki rolünü artırmak amacıyla bu çekilmeyi kabul etmeye sıcak bakıyor. Ancak, İsrail'in güvenlik endişeleri ve Lübnan'ın siyasi kırılganlığı, sürecin önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.
Tarafların pozisyonları
Lübnan hükümeti, İsrail'in işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesini talep ederken, İsrail ise güvenlik garantileri olmadan tam bir çekilmenin mümkün olmadığını savunuyor. ABD'nin önerdiği 'pilot bölge' formülü, tarafların güven kazanması için bir başlangıç noktası olarak sunuluyor. İsrail basını, bu çerçevede, Lübnan ordusunun bölgeye konuşlanması ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması konularının da masada olduğunu yazıyor. Bununla birlikte, Lübnan'da devam eden siyasi kriz ve ekonomik darboğaz, hükümetin bu konuda ne kadar ileri gidebileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Bölgesel ve uluslararası yansımalar
Görüşmelerin sonuçlanması halinde, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımı ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından önemli bir örnek teşkil etmesi bekleniyor. ABD, İsrail-Lübnan anlaşmazlığının çözümünü, İran'ın bölgedeki nüfuzunu azaltma stratejisinin bir parçası olarak görüyor. AB ve Birleşmiş Milletler de süreci yakından takip ederken, taraflara yapıcı diyalog çağrısında bulunuyor. İsrail'in bu adımı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı Arap ülkeleriyle normalleşme sürecine de katkı sağlayabilir.
Bağımsız değerlendirme
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki bazı bölgelerden çekilme kararı, iki ülke arasında on yıllardır süren husumetin sona ermesi yönünde umut verici bir adım olsa da, sürecin başarıya ulaşması için tarafların iç siyasi dinamiklerini aşması gerekiyor. Özellikle Lübnan'da Hizbullah'ın askeri kanadının silahsızlandırılması konusu, İsrail'in güvenlik endişelerini gidermek için kritik öneme sahip. Ancak, Lübnan hükümetinin bu konuda ne kadar irade gösterebileceği belirsiz. Ek olarak, İsrail'deki koalisyon hükümetinin içindeki aşırı sağcı partilerin çekilmeye karşı çıkması, Tel Aviv'in elini zayıflatabilir. Bu nedenle, görüşmelerden somut bir sonuç çıkması, hem ABD'nin arabuluculuk kapasitesine hem de tarafların siyasi cesaretine bağlı olacak.