Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart 2025'ten bu yana Lübnan'a yönelik düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısının son 24 saatte 68 artarak 3 bin 980'e yükseldiğini açıkladı. Bakanlık ayrıca yaralı sayısının 12 bin 500'ü aştığını ifade etti. Saldırıların yoğunlaştığı güney bölgelerinde sivil kayıpların arttığı, sağlık ekiplerinin arama kurtarma çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.
Saldırıların Seyri ve Mağduriyet Boyutu
İsrail'in Lübnan'a yönelik kara ve hava saldırıları Mart ayı başından itibaren kesintisiz devam ediyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmaların başladığı 2 Mart'tan bu yana en az 3 bin 980 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 500'ü aşkın kişi yaralandı. Ölümlerin büyük bir kısmını sivil vatandaşlar oluşturuyor. Özellikle güneydeki şehirler ve kasabalar yoğun hava bombardımanı altında. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Lübnan'da iç göç hareketliliğinin arttığını, yaklaşık 200 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtiyor.
- Lübnan Sağlık Bakanlığı günlük ölü ve yaralı sayılarını düzenli olarak kamuoyuyla paylaşıyor.
- En fazla can kaybı güneydeki Nabatiye, Sur ve Zahrani bölgelerinde kaydedildi.
- Saldırılarda en az 150 sağlık çalışanı ve 50'ye yakın gazeteci de hayatını kaybetti.
Uluslararası Tepkiler ve İnsani Durum
Uluslararası toplum, saldırıların durdurulması için çağrılarını yinelemekle birlikte somut adım atmaktan kaçınıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ateşkes kararı veto ediliyor. İnsani yardım kuruluşları, bölgede artan gıda, su ve ilaç kıtlığına dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, hastanelerin yoğunluk nedeniyle alarm verdiğini duyurdu. Bu arada Lübnan hükümeti, insani koridorlar oluşturulmasını talep ediyor. Çatışmaların başlamasıyla birlikte Lübnan ekonomisi de ağır darbe aldı; GSYİH'nin yüzde 10'dan fazla küçülmesi bekleniyor. Türkiye, başta ilaç ve gıda olmak üzere Lübnan'a insani yardım göndermeyi sürdürüyor. Kızılay ve AFAD ekipleri bölgede faaliyet gösteriyor.
Lübnan Sağlık Bakanı Firas Abiad, yaptığı yazılı açıklamada, “Saldırıların sivil hedefli karakteri her geçen gün daha da belirginleşiyor. Uluslararası toplumun bu vahşeti durdurmak için harekete geçmesi hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Ancak diplomatik kaynaklar, taraflar arasında ciddi bir müzakere iradesinin bulunmadığını, çatışmaların daha da tırmanma riski taşıdığını belirtiyor. Bölgesel güçlerin de dahil olduğu bu krizin Lübnan'ı uzun süreli bir insani felakete sürükleyebileceği endişesi ağır basıyor.