İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı ateşkese rağmen 55 artarak 3 bin 324'e yükseldi. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte 6 kişinin daha hayatını kaybettiği ve yaralı sayısının 10 bin 200'ü aştığı belirtildi. Saldırılarda çoğunluğu sivil olmak üzere kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu kayıplar yaşanıyor. Bakanlık, ateşkesin uygulandığı bölgelerde dahi zaman zaman top atışları ve hava saldırıları yapıldığını raporladı.
Saldırıların Seyri ve Etkileri
İsrail'in Lübnan'a yönelik operasyonları, Hizbullah'ın sınır ötesi saldırılarına misilleme olarak başladı. 2 Mart'ta başlayan çatışmalar hızla tırmanarak Güney Lübnan'da geniş çaplı yıkıma yol açtı. Beyrut, Trablus ve Sayda gibi büyük şehirlerde de patlamalar meydana geldi. Bir milyondan fazla kişi yer değiştirmek zorunda kaldı. BM, İsrail'i uluslararası insancıl hukuka uymaya çağırırken, ABD ve Avrupa Birliği taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak ateşkes sağlanmasına rağmen ihlaller sürüyor.
Uluslararası Tepkiler ve İnsani Durum
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, ateşkesin her iki tarafça da eksiksiz uygulanmasını talep etti. Lübnan'a gönderilen acil yardımlar, artan ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. Kızıl Haç, yakıt, tıbbi malzeme ve gıda sıkıntısı olduğunu duyurdu. Ekonomik krizle boğuşan Lübnan için bu durum bir felakete dönüştü. Ülkede zaten yüksek olan işsizlik ve yoksulluk oranları daha da arttı. Dünya Gıda Programı, 500 bin kişinin akut gıda güvensizliği yaşadığı uyarısında bulundu.
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının 3 bin 324 cana mal olduğu bu süreçte, bölgesel güç dengeleri de yeniden şekilleniyor. Hizbullah'ın askeri kapasitesi büyük ölçüde hedef alınırken, sivil kayıpların bu denli yüksek olması uluslararası kamuoyunun eleştirilerini artırıyor. Türkiye başta olmak üzere birçok ülke, İsrail'e yaptırım çağrısında bulundu. Ancak Batılı güçlerin açık desteği bu çağrıların sonuçsuz kalmasına yol açıyor.
Yaklaşık üç aydır süren çatışmaların, özellikle sivil halk üzerinde yarattığı tahribat uzun yıllar unutulmayacak. Sağlık altyapısı çökmüş, su ve elektrik şebekeleri hasar görmüş durumda. Mayın ve patlamamış mühimmat tehdidi, ateşkes sonrasında bile halkın yaşamını tehdit ediyor. Lübnan'ın yeniden inşası için uluslararası bir fon oluşturulması gündemdeyken, siyasi irade eksikliği büyük bir engel teşkil ediyor. Bu tablo, Ortadoğu'da barışın tesisinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor.