İsrail, Gazze'deki soykırım sonrası dünya genelinde hızla eriyen itibarını kurtarmak için sosyal medyayı adeta bir savaş alanına çevirdi. Quincy Institute'nin yayımladığı çarpıcı rapora göre, Binyamin Netanyahu hükümeti, yapay zeka destekli bot ağlarından influencer iş birliklerine, hedef kitle odaklı dijital kampanyalara kadar 1 milyar dolardan fazla bir bütçeyle algı operasyonu yürütüyor. Bu devasa harcama, geleneksel Yahudi lobisinin etkisinin yetmediği bir dönemde, İsrail'in kamuoyunu etkileme stratejisinde sosyal medyayı ana silah olarak kullandığını gösteriyor.
İsrail'in Dijital Propaganda Ağı
Rapora göre, İsrail'in sosyal medya stratejisi üç ana sacayağına dayanıyor: Yapay zekâ ile çalışan sahte hesaplar, binlerce influencer'ın organize edilmesi ve hedef kitleye özel hazırlanan mikro kampanyalar. Bu kapsamda, özellikle Batılı ülkelerde etkili olan sosyal medya platformlarında İsrail yanlısı içeriklerin görünürlüğü artırılmaya çalışılıyor. Bot hesaplar, hashtag'leri trend listelerine taşırken, gerçek kullanıcıları taklit eden yapay zekâ algoritmaları, tartışmalarda İsrail'i savunan yorum akışı oluşturuyor.
Influencer ağları ise daha masumane görünen bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İsrail hükümeti, modadan seyahate, teknolojiden yeme-içmeye kadar farklı alanlardaki popüler sosyal medya fenomenleriyle anlaşarak, Gazze'deki insani krizi gölgeleyen 'İsrail'in günlük yaşamı' temalı içerikler hazırlatıyor. Bu içerikler, çatışmanın dehşetini yumuşatırken, İsrail'i modern ve yaşanabilir bir ülke olarak konumlandırmayı amaçlıyor.
Hedef Kitle Odaklı Taktikler
Quincy Institute'nin araştırmasına göre, İsrail'in dijital kampanyaları tek bir merkezden değil, dünya genelinde farklı ofisler aracılığıyla koordine ediliyor. Bu ofisler, her ülkenin sosyal medya dinamiklerine göre özelleştirilmiş içerik üretiyor. Örneğin, Almanya'da antisemitizm suçlamalarına odaklanılırken, Fransa'da laiklik tartışmaları öne çıkarılıyor. ABD'de ise üniversite kampüslerindeki İsrail karşıtı protestolara karşı 'eğitim' temalı içeriklerle karşı atak yapılıyor.
Raporda, İsrail ordusunun da aktif olarak sosyal medyada yer aldığı ve askeri operasyonların anlık olarak 'doğrusal' bir anlatıyla sunulduğu belirtiliyor. Özellikle görsel içerikler, gerçeklere aykırı olsa bile saniyeler içinde dünya gündemine oturabiliyor. Bu durum, dijital platformların çatışma anlatılarında ne kadar kritik bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yahudi Lobisi'nin Yetersizliği ve Yeni Strateji
İsrail'in bu dijital yatırımının arka planında, geleneksel Yahudi lobisinin (AIPAC gibi kuruluşların) son dönemde etkisinin azalması yatıyor. Özellikle genç seçmenler arasında Filistin davasına olan ilgi ve empatinin artması, İsrail yanlısı politikaların meşruiyetini sorgulanır hale getirdi. Bu nedenle, Netanyahu hükümeti, lobicilik faaliyetlerinin yanı sıra dijital medyayı da kullanarak bu kaybı telafi etmeyi umuyor.
Ancak uzmanlar, bu tür algı operasyonlarının uzun vadede etkili olmadığını, aksine gerçekler ortaya çıktıkça güven erozyonuna yol açabileceğini ifade ediyor. 1 milyar dolarlık harcamanın, Gazze'deki insani trajediyi gizleyemeyeceği, sadece kısa vadeli bir kamuflaj sağlayabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak, İsrail'in dijital propaganda seferberliği, devletlerin kamuoyunu etkileme yöntemlerinin nasıl evrildiğine dair çarpıcı bir örnek oluşturuyor. Geleneksel medyanın ve lobicilik faaliyetlerinin gücünü yitirdiği bir çağda, yapay zekâ ve sosyal medya, devletlerin en büyük silahları haline geliyor. Ancak unutulmamalıdır ki dijital algı yönetimi, gerçeğin üzerini ne kadar kalın örterse örtsün, güneş eninde sonunda doğacaktır.