İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında 6 çocuğunu kaybeden Filistinli baba Mustafa es-Sikali, işgal altındaki Batı Şeria'da gözaltına alındıktan sonra 15 gün boyunca Ofer Hapishanesi'nde alıkonulduğunu ve bu süreçte sistematik işkenceye maruz kaldığını açıkladı. Serbest bırakılmasının ardından konuşan es-Sikali, yaşadıklarını uluslararası kamuoyuna duyurarak insan hakları örgütlerinin dikkatini çekti. Olay, İsrail'in gözaltı merkezlerindeki uygulamalara ilişkin mevcut tartışmaları yeniden alevlendirdi.
15 Günlük Gözaltı Sürecinde Neler Yaşandı?
Mustafa es-Sikali, geçtiğimiz ay Batı Şeria'nın Nablus kentindeki evinden İsrail askerleri tarafından alıkonulduğunu ve yaklaşık 15 gün boyunca Ofer Hapishanesi'nde tutulduğunu belirtti. Gözaltı süresince, hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmediğini ve avukatıyla görüştürülmediğini ifade eden es-Sikali, bu süreçte yoğun fiziksel ve psikolojik baskı altında tutulduğunu söyledi. İddialara göre, es-Sikali uyku yoksunluğu, bağlı kalma, soğuk su ile ıslatma ve tehdit gibi yöntemlere maruz kaldı.
Filistinli baba, İsrail güçlerinin kendisini deri sandalyeye bağlayarak uzun süre beklettiğini ve sorgulama sırasında çocuklarının ölümünün yasını tutmasına bile izin verilmediğini aktardı. Ayrıca sorgucuların, kendisine ailesinin diğer fertlerini hedef alabilecekleri yönünde tehditler savurduğunu öne sürdü. Es-Sikali, bu baskılara rağmen sessiz kalmayacağını ve yaşadığı acıları dünya kamuoyuyla paylaşacağını vurguladı.
Ofer Hapishanesi Daha Önce de Gündemdeydi
Ofer Hapishanesi, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında yaygın olarak kullandığı gözaltı merkezlerinden biri olarak biliniyor. Daha önce de birçok Filistinli, bu merkezde işkence ve kötü muamele iddialarında bulunmuştu. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in gözaltı süreçlerine ilişkin raporlarında Ofer'i sıkça gündeme getirmişti. Bu raporlarda, idari gözaltı adı altında yargısız tutukluluk ve sorgu yöntemlerinde işkence uygulamalarının yaygın olduğu belirtiliyor.
Mustafa es-Sikali'nin açıklamaları, uluslararası insan hakları mekanizmalarının İsrail'e yönelik eleştirilerini artırırken, Filistinli gruplar da konuyu BM'ye taşıyacaklarını duyurdu. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkilileri, lafı dolandırmadan, es-Sikali'nin yaşadıklarının, İsrail işgalinin acımasız yüzünü bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade etti.
Çocukların Ölümü ve Es-Sikali'nin Mücadelesi
Mustafa es-Sikali, geçtiğimiz yıl İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 6 çocuğunu kaybetmişti. Saldırılar sırasında ailesiyle birlikte bulunduğu eve düzenlenen hava saldırısı sonucu eşi ve anne babasıyla birlikte çocuklarının tamamı hayatını kaybetti. Es-Sikali, bu elim olayın ardından Batı Şeria'ya yerleşmiş ve yaşadığı acıyı uluslararası platformlarda anlatarak İsrail'in savaş suçlarına karşı bir sembol haline gelmişti. Gözaltına alınışının bu mücadelesiyle bağlantılı olduğunu düşünen es-Sikali, İsrail'in kendisini susturmaya çalıştığını belirtiyor.
Es-Sikali'nin hikayesi, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Filistin destekçileri, yaşananların unutulmaması gerektiğini belirterek kampanyalar başlattı. Birçok ülkede İsrail büyükelçilikleri önünde gösteriler düzenlendi. Ancak İsrail yetkilileri, es-Sikali hakkındaki iddialara resmi bir yanıt vermekten kaçınarak konunun üzerini örtmeye çalışıyor.
Bağımsız Değerlendirme ve Bağlam
Mustafa es-Sikali'nin yaşadıkları, İsrail-Filistin çatışmasının sadece bir cephesini oluşturuyor. 1967'den bu yana süren işgal, Filistinli siviller üzerinde sistematik bir baskı rejimi olarak varlığını sürdürüyor. Gözaltında işkence iddiaları, uluslararası hukuk açısından ciddi bir ihlal niteliği taşımakla birlikte, İsrail'in bu tür uygulamalara karşı hesap vermesi konusunda siyasi irade eksikliği yaşanıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin konuya ilişkin soruşturması ise henüz istenen sonucu vermedi. Yaşanan bu trajedi, uluslararası toplumun Filistinli sivillerin korunmasına yönelik taahhütlerinin ne kadar yetersiz kaldığını bir kez daha gösteriyor.