İsrail hapishanelerinde alıkonulan Filistinli çocukların yarısından fazlasının 2025 yılı içinde en az bir kez hücre cezasına çarptırıldığı ortaya çıktı. Filistinli tutuklu ve eski tutukluların haklarını savunan kuruluşların derlediği verilere göre, çocuk mahpuslara yönelik bu uygulama sistematik bir hal almış durumda. Rapor, İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getiriyor.
Hücre Cezalarının Boyutu
Elde edilen bilgilere göre, 2025 yılı boyunca İsrail cezaevlerinde tutulan 18 yaş altı Filistinli tutukluların %60'ından fazlası en az bir kez izolasyon hücresine konuldu. Bu oran, önceki yıllara kıyasla kayda değer bir artışı işaret ediyor. Hücre cezalarının süresi genellikle birkaç günden birkaç haftaya kadar değişiyor; ancak bazı vakalarda çocukların aylarca tek başına tutulduğu belirtiliyor.
Filistinli kaynaklar, hücre cezasının çoğu zaman disiplin gerekçesiyle verildiğini, ancak asıl amacın çocukların psikolojik direncini kırmak olduğunu öne sürüyor. İsrail hapishane yetkilileri ise uygulamanın güvenlik gerekçeleriyle yapıldığını savunuyor. Ancak uluslararası çocuk hakları örgütleri, bu tür cezaların çocuklar üzerinde kalıcı travmalar bıraktığına dikkat çekiyor.
Uluslararası Hukuk ve Tepkiler
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocukların özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları durumlarda dahi insanca muamele görmelerini ve izolasyon cezasının yalnızca istisnai hallerde ve kısa süreli uygulanmasını öngörüyor. Filistinli çocukların durumu, İsrail'in taraf olduğu bu sözleşmeye aykırılık teşkil ediyor.
Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar, İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik uygulamalarını defalarca raporlarına taşıdı. Son veriler, bu kuruluşların yıllardır dile getirdiği sistematik kötü muamele iddialarını destekler nitelikte. BM Çocuk Fonu (UNICEF) de bölgedeki çocuk tutukluların durumuna ilişkin endişelerini yinelemişti.
Türkiye dahil birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik tutumunu kınıyor. Ancak somut yaptırım çağrıları bugüne kadar sonuçsuz kaldı. İsrail hükümeti ise uluslararası eleştirileri reddederek, yargı süreçlerinin bağımsız olduğunu ve güvenlik gerekliliklerinin öncelikli olduğunu savunuyor.
Çocukların Yaşadığı Travma
Eski tutukluların anlatımlarına göre, hücre cezası çocuklarda anksiyete, depresyon ve uyku bozukluklarına yol açıyor. Ailelerinden ve avukatlarından uzun süre ayrı kalan çocuklar, eğitimlerinden de geri kalıyor. Filistinli psikologlar, bu deneyimin çocukların gelecekteki yaşamlarını olumsuz etkilediğini vurguluyor.
İsrail'deki çocuk tutukluların sayısına ilişkin kesin veriler açıklanmasa da, bağımsız kaynaklar 2025 itibarıyla yüzlerce Filistinli çocuğun cezaevlerinde tutulduğunu tahmin ediyor. Bu çocukların büyük bölümü, taş atma veya protesto eylemlerine katılma gibi suçlamalarla yargılanıyor. Askeri mahkemelerde yargılanan çocukların adil yargılanma hakkına erişimi de tartışma konusu.
Ekonomik ve Toplumsal Yansımalar
Filistinli çocukların maruz kaldığı bu uygulamalar, yalnızca insani bir kriz değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Uzun süreli tutukluluk ve kötü muamele, radikalleşmeyi körükleyebilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor. Uluslararası toplumun etkili adımlar atmaması, Filistin halkında güvensizlik ve hayal kırıklığı yaratıyor.
Öte yandan, Filistin ekonomisi zaten kırılgan bir yapıda. Çocukların cezaevlerinde tutulması, ailelerin ekonomik yükünü artırıyor; avukatlık masrafları ve kaybedilen iş gücü, hane halkı gelirlerini olumsuz etkiliyor. Bu durum, uzun vadede Filistin toplumunun kalkınma çabalarını da baltalıyor.
Sonuç olarak, İsrail hapishanelerindeki Filistinli çocuklara yönelik hücre cezaları, uluslararası hukukun ve çocuk haklarının açık bir ihlali olarak öne çıkıyor. Uluslararası toplumun bu konuda daha etkin bir tutum alması, hem bölgesel barış hem de çocukların geleceği açısından kritik önem taşıyor.