İsrail'in Batı Şeria'nın kuzeyinde sürdürdüğü yasadışı yerleşim politikası, Filistinlilerin geçim kaynağı olan verimli tarım arazilerini hedef alıyor. Son aylarda hız kazanan el koyma ve yıkım faaliyetleri, bölgedeki zeytinlikleri, sebze bahçelerini ve tahıl tarlalarını yok etme noktasına geldi. Uluslararası hukuka aykırı olan bu uygulamalar, Filistin ekonomisinin bel kemiği olan tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit ediyor.
Yerleşimciler Tarım Alanlarını Ele Geçiriyor
Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin, Nablus ve Tubas bölgelerinde yoğunlaşan yerleşimci saldırıları, Filistinli çiftçilerin arazilerine erişimini engelliyor. Görgü tanıklarının aktardığına göre, İsrail güçleri ve yasadışı yerleşimciler, tarım arazilerine "askeri bölge" veya "devlet arazisi" statüsü vererek el koyuyor. Bu araziler daha sonra yerleşim birimlerinin genişletilmesi veya tarımsal koloniler kurulması için kullanılıyor.
Filistin Tarım Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılı başından bu yana Batı Şeria genelinde 10 binden fazla zeytin ağacı kesildi veya yakıldı. Kuzey bölgelerde ise yüzlerce dönüm tarım arazisi ekilemez hale getirildi. Zeytin hasadı döneminde çiftçilerin tarlalarına girişi askeri kontrol noktalarıyla kısıtlanıyor, hasat edilen ürünlere el konuluyor.
Ekonomik ve İnsani Etkiler
Tarım, Batı Şeria ekonomisinin yaklaşık %25'ini oluşturuyor ve Filistinli işgücünün önemli bir bölümünü istihdam ediyor. Özellikle kuzey bölgelerdeki verimli topraklar, zeytinyağı üretimi, sebze ve meyve yetiştiriciliği için hayati önem taşıyor. Arazi kayıpları, binlerce ailenin geçim kaynağını yitirmesine ve gıda güvensizliğinin artmasına yol açıyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin raporlarına göre, yerleşim politikaları nedeniyle 2022'de 5 binden fazla Filistinli çiftçi tarım arazilerine erişimini kaybetti. Bu durum, kırsal kesimde yoksulluğun derinleşmesine ve kentlere göçün hızlanmasına neden oluyor. Filistinli yetkililer, İsrail'in sistematik olarak tarım arazilerini hedef almasının, Filistin devletinin ekonomik temellerini zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor.
Uluslararası Hukuk ve Tepkiler
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği topraklardaki yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor. Ancak İsrail, yerleşim faaliyetlerini durdurmaya yönelik uluslararası çağrıları reddediyor. Avrupa Birliği ve insan hakları örgütleri, tarım arazilerine el konulmasının savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, konuyu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıma hazırlığı içinde. Bakanlık sözcüsü, "İsrail'in tarım arazilerini gasp etmesi, sadece ekonomik bir saldırı değil, aynı zamanda Filistin halkının toprakla olan bağını koparmaya yönelik bir etnik temizlik politikasıdır" açıklamasını yaptı. İsrail makamları ise iddiaları reddederek, söz konusu arazilerin "kamu arazisi" olduğunu ve yasal prosedürlere uygun şekilde kullanıldığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Batı Şeria'daki tarım arazilerinin kaybı, Orta Doğu barış sürecini de olumsuz etkiliyor. Filistin ekonomisinin zayıflaması, iki devletli çözüm ihtimalini daha da zora sokuyor. Ayrıca, tarımsal üretimdeki düşüş, bölgedeki gıda fiyatlarını yükselterek halkın yaşam koşullarını ağırlaştırıyor.
Uluslararası toplumun etkili bir yaptırım uygulamaması, İsrail'in yerleşim politikalarını sürdürmesini cesaretlendiriyor. Son yıllarda bazı ülkeler, İsrail mallarına yönelik etiketleme düzenlemeleri getirse de, bu adımlar sahadaki gerçekliği değiştirmeye yetmiyor. Filistinli çiftçiler, uluslararası hukukun uygulanması ve topraklarına geri dönebilme umuduyla mücadelelerini sürdürüyor.
Öte yandan, İsrail'in tarım arazilerine el koyma politikası, sadece Filistinlileri değil, bölgedeki ekolojik dengeyi de tehdit ediyor. Zeytinliklerin yok edilmesi, toprak erozyonunu hızlandırıyor ve biyolojik çeşitliliği azaltıyor. Uzmanlar, bu tahribatın onarılamaz çevresel sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.