İsrail basını, Türkiye'nin savunma sanayisi ve askeri kapasitesinde kaydettiği ilerlemeyi itiraf etti. Ülkenin önde gelen gazetelerinden Maariv'de yayımlanan analizde, Ankara'nın son yıllarda attığı adımların bölgesel dengeleri değiştirdiği ve İsrail güvenlik çevrelerini şaşkına çevirdiği belirtildi. Analiz, Türkiye'nin ulaştığı askeri ve teknolojik seviyenin "inanması zor" olduğunu ifade ediyor.
Savunma sanayisinde Türkiye'nin atılımı
Maariv yazarı Yossi Melman imzalı analizde, Türk savunma sanayisindeki dönüşüm detaylıca ele alındı. Baykar'ın Bayraktar TB2 SİHA'sı, TAI'nin ANKA'sı ve Atak helikopteri gibi yerli platformların uluslararası başarısına dikkat çekilirken, Türkiye'nin insansız hava araçlarındaki üstünlüğünün bölgesel askeri denklemleri yeniden şekillendirdiği vurgulandı. Özellikle SİHA'ların Suriye, Libya ve Karabağ'da etkin kullanımı, İsrail savunma yetkililerini tedirgin etmiş durumda.
Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni dönem
Analizde, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişinin yanı sıra, diplomatik alanda da aktif bir politika izlediği belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Ankara'nın, Doğu Akdeniz'den Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyada etkinlik gösterdiği ifade ediliyor. Bu durum, İsrail'in bölgesel çıkarlarıyla zaman zaman çelişse de, iki ülke arasındaki istihbarat ve ticaret ilişkilerinin devam ettiği kaydediliyor.
İsrail güvenlik çevreleri, Türk SİHA'larının teknolojik kabiliyetleri ve ihracat başarısının, İsrail'in savunma ihracatını doğrudan etkilediğini kabul ediyor. Özellikle Doğu Avrupa ve Orta Asya pazarlarında yaşanan rekabet, İsrailli firmaları endişelendiriyor. Ancak Melman, Türkiye'nin savunma hamlelerinin İsrail için bir tehdit oluşturmaktan ziyade, dengeleri yeniden düzenlediğini savunuyor.
Bölgesel güç dengesi ve Türkiye'nin stratejik hamleleri
Türkiye'nin savunma sanayisindeki gelişim, yalnızca İsrail için değil, tüm bölgesel aktörler için önemli bir parametre haline geldi. Ankara'nın yerli ve milli savunma sistemlerine yönelik yatırımları, dışa bağımlılığı azaltırken, stratejik özerklik hedefine yaklaştırıyor. Analizde, Türkiye'nin Kara Havacılık Komutanlığı'na teslim edilen ATAK helikopterleri, denizaltı modernizasyonu ve milli muharip uçak (KAAN) projesi gibi büyük çaplı programlara da değiniliyor.
Bu gelişmeler, İsrail'de Türkiye'nin askeri kapasitesine yönelik daha önce görülmemiş bir ilgi ve kaygı yaratmış durumda. Özellikle İsrail Savunma Kuvvetleri eski yetkilileri, Türkiye'nin SİHA kabiliyetini "ezber bozan" olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte, iki ülke arasında halen devam eden diplomatik kanallar ve ticari ilişkiler, çatışma riskini sınırlı tutuyor.
Maariv analizi, Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarısının sadece askeri değil, aynı zamanda teknolojik ve ekonomik bir yükselişi temsil ettiğini vurguluyor. İsrail gibi ileri teknoloji ülkelerinin bile dikkatle takip ettiği bu dönüşüm, Türkiye'nin küresel savunma pazarındaki konumunu güçlendiriyor.