İsrail'de ultra-Ortodoks Yahudilerin (Harediler) askerlikten muafiyetini düzenleyen tartışmalı yasa, Meclis'te kabul edildi. Yasa, Tevrat eğitimini devletin 'temel değerlerinden biri' olarak tanımlarken, askerlikten kaçan Haredilere yönelik gözaltı ve yargı işlemlerini geçici olarak durduruyor. Bu düzenleme, orduya personel akışını azaltırken, ülkede siyasi ve toplumsal gerilimi artırıyor.
Yasa ne getiriyor?
İsrail Meclisi'nin onayladığı ilk düzenleme, askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen Haredilere uygulanan idari ve yasal yaptırımları erteliyor. Bu kapsamda, Tevrat eğitimi alan erkekler için zorunlu askerlik yaşı 26'ya çıkarılırken, askerlikten kaçanların cezai takibatı geçici olarak askıya alınıyor. İkinci düzenleme ise Tevrat eğitimini, İsrail'in temel ulusal değerleri arasında sayarak bu eğitimin devlet tarafından desteklenmesini öngörüyor.
Personel açığı büyüyor
İsrail ordusu, özellikle son yıllarda artan güvenlik tehditleri nedeniyle personel ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor. Haredilerin muafiyeti, ordunun özellikle muharip birliklerdeki personel açığını derinleştiriyor. 2023 verilerine göre, Haredi nüfusun yaklaşık %70'i askerlik yapmıyor. Bu durum, laik ve dini kesimler arasındaki uçurumu büyütürken, ordunun operasyonel kapasitesini de tehdit ediyor.
Netanyahu'nun dengeleri
Başbakan Binyamin Netanyahu, koalisyon hükümetindeki ultra-Ortodoks partilerin baskısıyla bu düzenlemeyi destekledi. Ancak bu adım, laik partiler ve geniş halk kesimleri tarafından 'dini imtiyaz' olarak nitelendirilerek tepki çekiyor. Netanyahu'nun, ülkenin güvenlik ihtiyaçları ile koalisyon ortaklarının talepleri arasında sıkışmış durumu, siyasi krizin fitilini ateşleyebilir. Analistlere göre, bu düzenleme uzun vadede orduyu zayıflatabilir ve toplumsal kutuplaşmayı artırabilir.
Geçmişten bugüne
Haredilerin askerlikten muafiyeti, İsrail'in kuruluşundan bu yana tartışmalı bir konu. 1948'de 400 öğrenciye tanınan muafiyet, günümüzde on binlerce kişiyi kapsar hale geldi. Yüksek Mahkeme, 2017'de bu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiş ancak hükümetler yasal düzenlemelerle bu kararı dolanmıştı. Son yasa da benzer bir girişim olarak görülüyor. Uluslararası toplum, İsrail'in bu politikasının ülkedeki demokratik dengeyi bozduğu yönünde eleştirilerde bulunuyor.
Sonuç olarak, İsrail'de askerlik krizi yalnızca bir personel sorunu değil, aynı zamanda ülkenin kimlik ve yönetim biçimi üzerine bir sınav. Haredi muafiyetinin sürdürülebilirliği, hem ordunun ihtiyaçları hem de toplumsal barış açısından kritik önem taşıyor. Uzun vadeli bir çözümün, tüm kesimlerin katılımıyla müzakere edilmesi gerektiği açık.