İsrailli üst düzey yetkililer, ABD ile İran arasında yeni bir nükleer mutabakata varılmasına sert tepki gösterdi. İsrail ordusunun, Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttuğu bölgelerden geri çekilmeyeceği resmen duyuruldu. Bu açıklama, bölgedeki diplomatik krizi daha da tırmandırırken, uluslararası toplumda endişeye yol açtı.
Net bir pozisyon
İsrail Başbakanlık ofisinden yapılan yazılı açıklamada, 'Lübnan'ın güneyindeki stratejik noktalar, İsrail'in güvenliği için vazgeçilmezdir. ABD ile İran arasındaki görüşmeler bizi bağlamaz. Birliklerimiz bölgede kalmaya devam edecek' ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, herhangi bir dış baskıya boyun eğilmeyeceği vurgulandı.
Yetkililer, İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması halinde bile Lübnan'daki İsrail varlığının sorgulanamayacağını belirtti. Bu tutum, Beyrut yönetiminin diplomatik yollarla geri çekilme taleplerine karşı net bir ret olarak yorumlandı.
Bölgesel yankılar
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yaptığı açıklamada İsrail'in bu kararını 'işgalin teyidi' olarak nitelendirdi. 'İsrail işgalci bir devlettir ve Lübnan topraklarındaki varlığı uluslararası hukuka aykırıdır. Direnç hakkımızı kullanacağız' dedi.
Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Wronecka, tarafları BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına uymaya çağırdı. Bu karar, 2006 savaşının ardından Lübnan'ın güneyinde askerden arındırılmış bir bölge öngörüyor. Ancak İsrail, 2006'dan bu yana bölgede zaman zaman mevzileniyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, 'İsrail'in güvenlik endişelerini anlıyoruz ancak diplomatik çözümlerin önünü açmak için tüm tarafları gerilimi düşürmeye çağırıyoruz' açıklamasını yaptı. Bu açıklama, Washington'un İsrail'in kararı karşısında ikircikli bir pozisyon aldığını gösteriyor.
Uzmanlar, İsrail'in bu hamlesini ABD'nin İran diplomasisine bir uyarı olarak değerlendiriyor. Tel Aviv yönetimi, Tahran'ın nükleer programı konusunda verilecek her tavizin kendileri için bir tehdit oluşturacağını düşünüyor.