İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), Avcılar ilçesindeki Ambarlı Sahili'nde deniz kirliliği yaşandığı ve bu kirliliğin Ambarlı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'nden kaynaklandığı yönündeki iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, atık suların arıtılmadan denize deşarj edildiği haberlerinin gerçeği yansıtmadığı, tesisin tüm çevre mevzuatına ve uluslararası standartlara uygun şekilde işletildiği belirtildi.
İddialar ve İSKİ'nin açıklaması
Son günlerde bazı yerel haber sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında, Ambarlı Sahili'nde deniz suyunun kirlendiği ve bu kirliliğin Ambarlı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'nden kaynaklandığı öne sürülmüştü. Haberlerde, arıtma tesisinden çıkan atık suların yeterince temizlenmeden denize bırakıldığı ve bu durumun deniz ekosistemine zarar verdiği iddia edilmişti. İSKİ yetkilileri, bu iddiaların asılsız olduğunu ve kurumun düzenli olarak denetimlerden geçtiğini vurguladı.
İSKİ'nin açıklamasında, Ambarlı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'nin Türkiye'nin en büyük ve en modern atık su arıtma tesislerinden biri olduğu, ileri biyolojik arıtma yöntemiyle evsel ve endüstriyel atık suların yüksek standartlarda temizlendiği ifade edildi. Tesisin çıkış suyu kalitesinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen sınır değerlerin oldukça altında olduğu ve deniz deşarjı öncesi tüm parametrelerin sürekli izlendiği aktarıldı.
Tesisin çalışma prensibi ve denetimler
Ambarlı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi, İstanbul'un Avrupa Yakası'nın atık sularının önemli bir bölümünü arıtarak Marmara Denizi'ne deşarj etmektedir. Tesis, fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma kademelerini içeren ileri biyolojik arıtma prosesiyle çalışmakta olup, özellikle azot ve fosfor gibi besin maddelerini de gidererek denizde ötrofikasyon riskini minimize etmektedir. İSKİ, tesisin çıkış sularının sürekli otomatik ölçüm cihazlarıyla izlendiğini ve numunelerin akredite laboratuvarlarda analiz edildiğini bildirdi.
Ayrıca, tesisin Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Çevre Yönetimi ve Denetimi Müdürlüğü tarafından periyodik olarak denetlendiği, denetimlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı kaydedildi. İSKİ yetkilileri, deniz kirliliği iddialarının aksine, Ambarlı Sahili'nde yapılan ölçümlerde deniz suyunun kalitesinin mevzuatta belirtilen standartlara uygun olduğunu savundu.
Geçmişteki benzer iddialar ve kurumsal tutum
İSKİ, daha önce de İstanbul'un çeşitli kıyı bölgelerinde benzer kirlilik iddialarıyla karşı karşıya kalmış ve bu konularda bilimsel verilere dayalı açıklamalar yapmıştır. Kurum, çevre yatırımlarına büyük önem verdiklerini ve İstanbul'un atık su altyapısını büyük ölçüde tamamladıklarını, ancak kaçak deşarjlar ve kirlilikle mücadelede sürekli olarak yeni projeler geliştirdiklerini belirtti.
Öte yandan, konuyla ilgili olarak Avcılar Belediyesi'nden de bir açıklama gelmedi. Ancak İSKİ, kamuoyunu yanıltan haberlere karşı hukuki süreç başlatma haklarını saklı tuttuğunu, ayrıca vatandaşların şüpheli durumları İSKİ'nin çağrı merkezine veya resmi iletişim kanallarına bildirebileceğini ifade etti.
Deniz kirliliği ve çevre yönetimi
Marmara Denizi, son yıllarda müsilaj sorunu ve kirlilikle gündeme gelmiş, bu durum hem çevre örgütlerinin hem de kamuoyunun dikkatini deniz ekosisteminin korunmasına yöneltmiştir. Bu bağlamda, İstanbul'daki atık su arıtma tesislerinin etkinliği ve deniz deşarjlarının kalitesi sıkça tartışılmaktadır. İSKİ'nin bu açıklaması, tartışmalara bilimsel bir perspektif getirmeyi amaçlamaktadır.
Uzmanlar, deniz kirliliğinin tek bir kaynağa bağlanamayacağını, kirliliğin karasal kaynaklı atıklar, endüstriyel tesisler, gemi kaynaklı atıklar ve evsel atıklar gibi birçok faktörün birleşimi sonucu oluştuğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle, sorunun çözümü için tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesi gerektiği ifade edilmektedir.
İSKİ'nin açıklamasının ardından gözler, iddialara ilişkin bağımsız bir araştırma yapılıp yapılmayacağına çevrilmiş durumda. Çevre örgütleri, deniz suyu kalitesinin bağımsız laboratuvarlarca ölçülmesi ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunuyor. İSKİ ise, mevcut verilerin şeffaf bir şekilde paylaşıldığını ve tesisin çevresel performansının izlenebilir olduğunu belirtiyor.
Bu gelişme, Türkiye'de çevre politikalarının ve altyapı yatırımlarının denetlenmesi açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Kamu kurumlarının bu tür iddialara hızla yanıt vermesi ve şeffaf olması, toplumsal güvenin tesis edilmesinde kritik rol oynamaktadır. Ancak, çevre kirliliği konusunda kamuoyunun duyarlılığının sürmesi ve bağımsız doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi de ayrıca dikkate alınmalıdır.