İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), 28 Temmuz 2026 itibarıyla İstanbul'daki barajların doluluk oranını yüzde 34,5 olarak duyurdu. Bu oran, geçen yılın aynı dönemine göre önemli bir düşüşü işaret ederken, megakentte su yönetimi yeniden gündeme geldi. Özellikle yaz aylarında artan tüketim ve azalan yağışlar, barajlardaki su seviyesini kritik seviyelere çekmiş durumda. İSKİ'nin verilerine göre, 10 barajın toplam doluluk oranı geçen yıl yüzde 51,2 iken bu yıl yüzde 34,5'e geriledi. Uzmanlar, mevcut gidişatın sürdürülebilir olmadığını ve acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.
Barajların Son Durumu ve Rakamsal Analiz
İSKİ'nin resmi internet sitesinde yer alan güncel verilere göre, İstanbul'a su sağlayan barajların doluluk oranları şu şekilde: Ömerli Barajı yüzde 28,7, Darlık Barajı yüzde 31,2, Elmalı Barajı yüzde 25,6, Terkos Barajı yüzde 42,3, Alibeyköy Barajı yüzde 18,9, Büyükçekmece Barajı yüzde 38,4, Sazlıdere Barajı yüzde 29,1, Istrancalar Barajı yüzde 45,6, Kazandere Barajı yüzde 22,3 ve Papuçdere Barajı yüzde 19,8 olarak kaydedildi. Toplam su miktarı ise yaklaşık 243 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, geçen yılın aynı döneminde 360 milyon metreküp civarındaydı. Kentin günlük su tüketimi ortalama 2,5 milyon metreküp olarak hesaplandığında, mevcut su rezervi şehre ancak 97 gün yetecek düzeyde. Bu durum, önümüzdeki aylarda yağışların yetersiz kalması halinde su sıkıntısının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Kuraklık ve İklim Değişikliği Tehdidi
İstanbul, son yıllarda küresel iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun hisseden şehirlerden biri. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025-2026 kış aylarında yağışlar mevsim normallerinin yüzde 40 altında gerçekleşti. Bahar aylarında da beklenen yağışlar düşmeyince, barajlardaki su seviyesi hızla azaldı. Uzmanlar, bu durumun yalnızca bir kuraklık dönemi değil, kalıcı bir iklim değişikliği sinyali olduğunu belirtiyor. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Mete Saatçı, "İstanbul, su stresi yaşayan bir şehir. Yağış rejimi değişiyor; kurak dönemler uzuyor. Barajların doluluk oranlarının düşmesi kaçınılmaz. Bu nedenle suyun verimli kullanılması ve alternatif kaynakların devreye alınması şart" dedi. Uzmanlar, özellikle yağmur suyu hasadı, atık su geri dönüşümü ve kaçak kullanımın önlenmesi gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini savunuyor.
Yetkililerden Açıklama ve Önlem Çağrısı
İSKİ Genel Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, barajlardaki su seviyesinin yakından takip edildiği ve vatandaşlara su tasarrufu çağrısında bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada, "İstanbul'da su kaynaklarımızı verimli kullanmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ancak bu süreçte tüm vatandaşlarımıza büyük görev düşüyor. Günlük yaşamda alacağımız basit önlemlerle ciddi bir tasarruf sağlayabiliriz" denildi. Ayrıca, belediyenin su fiyatlarında dönemsel tarifeler uygulanması ve su kaçaklarının önlenmesi konusunda yeni projeler üzerinde çalıştığı öğrenildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın da önümüzdeki günlerde konuya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapması bekleniyor.
Tarihsel Bağlam ve Geçmiş Krizler
İstanbul'da su krizi yeni bir olgu değil. 2014 yılında baraj dolulukları yüzde 28'e kadar düşmüş, şehir su kesintileriyle karşı karşıya kalmıştı. 2021'de ise doluluk oranı yüzde 19'a gerileyerek rekor kırmıştı. O dönemde alınan acil önlemlerle ve yağışların artmasıyla kriz atlatılmıştı. Ancak uzmanlar, bu kez durumun daha ciddi olduğunu çünkü iklim modellerinin gelecekte de kuraklığın devam edeceğini öngördüğünü belirtiyor. Türkiye'nin diğer büyükşehirleri de benzer sorunlarla karşı karşıya. Ankara, İzmir ve Bursa'da da baraj dolulukları mevsim normallerinin altında seyrediyor. Bu durum, Türkiye genelinde su yönetimi politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Sonuç ve Değerlendirme
İstanbul'un su kaynakları, iklim değişikliği ve artan nüfus baskısıyla giderek daralıyor. İSKİ'nin açıkladığı 28 Temmuz verileri, şehrin ciddi bir su stresiyle karşı karşıya olduğunu teyit ediyor. Su tasarrufu bilincinin artırılması, altyapı yatırımlarının hızlandırılması ve merkezi hükümetin destekleyici politikaları olmadan bu sorunun üstesinden gelinemeyeceği açık. Vatandaşların bireysel çabaları elbette önemli; ancak asıl çözüm, sürdürülebilir su yönetimi stratejilerinin hayata geçirilmesidir. Türkiye'nin en kalabalık şehri olan İstanbul'da suyun geleceği, ülkenin geleceği açısından da belirleyici olacaktır.