İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), 2 Eylül 2026 tarihli baraj doluluk oranlarını kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre, kente su sağlayan barajların ortalama doluluk oranı yüzde 43,52 olarak ölçüldü. Bu oran, geçen yılın aynı dönemine kıyasla belirgin bir düşüşe işaret ediyor. İklim değişikliğinin etkileri ve yağışlardaki azalma, İstanbul'un su rezervlerini tehdit ederken, gözler İSKİ'nin son durum raporlarına çevrilmiş durumda.
Baraj Doluluk Oranlarındaki Son Durum
İSKİ'nin resmi web sitesinde yayımlanan günlük verilere göre, 2 Eylül itibarıyla İstanbul'a su sağlayan barajlardan Alibey Barajı'nda doluluk yüzde 27,19, Büyükçekmece Barajı'nda yüzde 36,85, Darlık Barajı'nda yüzde 42,62, Elmalı Barajı'nda yüzde 53,84, Istrancalar Barajı'nda yüzde 28,90, Kazandere Barajı'nda yüzde 24,61, Ömerli Barajı'nda yüzde 49,14, Papuçdere Barajı'nda yüzde 20,72 ve Sazlıdere Barajı'nda yüzde 49,65 olarak kaydedildi. En düşük doluluk oranı yüzde 20,72 ile Papuçdere Barajı'nda görülürken, en yüksek oran yüzde 53,84 ile Elmalı Barajı'nda ölçüldü.
Geçen yıl aynı tarihte ortalama doluluk oranının yüzde 55,67 olduğu biliniyor. Bu yılki oranın yüzde 12,15 puan daha düşük olması, kuraklığın boyutunu gözler önüne seriyor. Özellikle son iki yıldır kış aylarında yeterli kar yağışının düşmemesi ve bahar aylarında beklenen yağmurların gerçekleşmemesi, barajlardaki su seviyesini olumsuz etkiledi. Uzmanlar, su tasarrufu konusunda uyarılarda bulunurken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri olası bir su krizine karşı alternatif kaynaklar üzerinde çalıştıklarını belirtiyor.
Su Krizine Karşı Alınacak Önlemler
İstanbul'un içme suyu ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan barajlardaki bu düşüş, hem yetkilileri hem de vatandaşları tedirgin ediyor. İSKİ, su kayıplarını azaltmak ve su verimliliğini artırmak amacıyla altyapı yenileme çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca, yağmur suyu hasadı ve atık su arıtma tesislerinin yeniden kullanımı gibi alternatif projeler hayata geçirilmeye çalışılıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, şehrin su ihtiyacını karşılamak için Melen Çayı ve Yeşilçay gibi kaynaklardan su alımını artırma planları yapıyor. Ancak bu kaynakların da sınırsız olmadığına dikkat çeken uzmanlar, asıl çözümün su tasarrufu olduğunu vurguluyor. Vatandaşların günlük hayatında su kullanımına dikkat etmesi, damlatan muslukları tamir etmesi ve bahçe sulama gibi faaliyetlerde daha bilinçli olması gerekiyor.
İstanbul'un Su Geleceği ve İklim Değişikliği
İklim bilimciler, Akdeniz havzasında yer alan Türkiye'nin, küresel ısınmanın etkisiyle daha sık ve şiddetli kuraklıklarla karşı karşıya kalacağını öngörüyor. İstanbul gibi nüfusu yoğun metropoller, su stresi riski en yüksek bölgeler arasında yer alıyor. Bu durum, uzun vadeli su politikalarının hayata geçirilmesini zorunlu kılıyor.
Son yıllarda kış aylarında yağışların azalması ve kar örtüsünün erken kalkması, baraj beslenimini olumsuz etkiliyor. Özellikle İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerindeki yağış rejimindeki değişiklikler, İstanbul'un su kaynakları üzerinde doğrudan etkili oluyor. Yetkililer, iklim değişikliğine uyum stratejileri geliştirirken, suyun verimli kullanımını teşvik edecek projelere yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, İstanbul'un nüfusu her yıl artmaya devam ediyor. Bu artış, su talebini de beraberinde artırıyor. Kişi başına düşen su miktarı son 20 yılda önemli ölçüde azaldı. Bu nedenle, sadece baraj inşaatı veya su transferi değil, aynı zamanda suyun verimli kullanılmasını sağlayacak teknolojik ve toplumsal dönüşümlerin de hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, İstanbul'un su kaynakları alarm vermeye devam ediyor. İSKİ'nin açıkladığı doluluk oranları, su yönetimi konusunda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Su tasarrufu bilincinin artırılması, hem bugün hem de gelecek için hayati bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.