Yemen'de İran destekli Husi militanlar ile Suudi Arabistan'ın desteklediği Meşru Aden Hükümeti arasındaki çatışmalar yaklaşık bir aydır sürüyor. Son gelişme olarak, Yemen Ordusu Olağanüstü Haller Tugayı komutanlarından Abdulrahman el-Mahrami, İranlı subayların Suriye'den Yemen'e geldiğini açıkladı. el-Mahrami, bu subayların Husilere askeri eğitim ve stratejik destek sağladığını belirtti. Husilerin Babülmendep Boğazı'nda kontrolü sağlaması, uluslararası enerji ticareti açısından ciddi endişelere yol açtı.
Stratejik Boğaz ve Enerji Güvenliği
Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan kritik bir geçiş noktası. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %10'u bu boğazdan geçiyor. Husilerin burada kontrol sağlaması, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri için hayati önem taşıyan deniz yollarını tehdit ediyor. Uzmanlar, bu durumun küresel enerji fiyatlarını istikrarsızlaştırabileceğini ve uluslararası nakliye maliyetlerini artırabileceğini öngörüyor.
İran'ın Suriye'den subay transferi iddiası, Tahran'ın Yemen'deki vekalet savaşındaki rolünü derinleştiriyor. Suriye iç savaşında edinilen deneyimlerin Husilere aktarılması, çatışmanın seyrini değiştirebilir. el-Mahrami, "İranlı subaylar, Husi militanlara gelişmiş silah kullanımı ve gerilla taktikleri konusunda eğitim veriyor" dedi. Bu açıklama, bölgesel gerilimin tırmanabileceği sinyalini veriyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Uluslararası Tepkiler
Yemen'deki iç savaş 2014'ten bu yana devam ediyor. Husiler, 2014'te başkent Sana'yı ele geçirdi ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon 2015'te müdahale etti. Çatışmalar, binlerce sivilin ölümüne ve insani krize neden oldu. Son bir ayda Husiler, Babülmendep Boğazı çevresinde stratejik noktaları ele geçirerek Aden Hükümeti güçlerini geriletti. Suudi Arabistan, İran'ın bu müdahalesini "açık bir saldırganlık" olarak nitelendirdi ve BM'yi acil toplantıya çağırdı.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "İran'ın Yemen'deki destabilize edici faaliyetlerini yakından takip ediyoruz" açıklamasını yaptı. BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, taraflara acil ateşkes çağrısında bulundu. Ancak Husiler, Babülmendep'teki kontrolü bırakmayacaklarını duyurdu. Bölgesel analistler, İran'ın Suriye'deki varlığını Yemen'e kaydırarak Suudi Arabistan'ı köşeye sıkıştırmayı hedeflediğini belirtiyor.
Enerji piyasaları, gelişmeleri yakından izliyor. Brent petrol fiyatları, son bir haftada %3 arttı. Nakliye şirketleri, Kızıldeniz güzergahında sigorta primlerini yükseltti. Mısır ve Sudan gibi ülkeler, Süveyş Kanalı'na alternatif yollar arayışında. Uzmanlar, Babülmendep'teki istikrarsızlığın küresel ticarete yıllık 10 milyar dolara kadar zarar verebileceğini tahmin ediyor.
İran'ın Suriye'den subay transferi, Tahran'ın bölgesel stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Suriye'de İran destekli milisler, İsrail sınırında konuşlanmış durumda. Yemen'e kaydırılan subayların, Husi liderliğindeki askeri konseye danışmanlık yaptığı düşünülüyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın güney sınırlarında yeni bir cephe açılmasına yol açabilir. Riyad yönetimi, İran'la doğrudan çatışmaya girmekten kaçınıyor ancak vekalet savaşı derinleşiyor.
Yemen Ordusu Olağanüstü Haller Tugayı, daha önce de İran'ınHusi militanlara silah ve mühimmat sağladığını iddia etmişti. el-Mahrami, "Suriye'den gelen subaylar arasında Devrim Muhafızları üyeleri de var" dedi. İran, bu iddiaları reddediyor. Tahran, Yemen'deki çatışmada taraf olmadığını savunuyor. Ancak BM uzman raporları, İran yapımı silahların Husilerin eline geçtiğini doğruluyor. Uluslararası toplum, İran'a yönelik yaptırımların artırılmasını tartışıyor.
Bölgesel denklem, İran'ın Suriye'deki varlığını Yemen'e taşımasıyla daha da karmaşıklaşıyor. Suudi Arabistan, ABD'den daha fazla askeri destek talep ediyor. Ancak Washington, doğrudan müdahaleden kaçınıyor. Rusya ve Çin, çatışmada tarafsız kalarak enerji çıkarlarını korumaya çalışıyor. Yemen'deki savaş, Orta Doğu'nun jeopolitik haritasını yeniden şekillendiriyor. İran'ın bu hamlesi, bölgesel güç dengesini Tahran lehine çevirebilir. Ancak Husilerin Babülmendep'teki kontrolü, küresel enerji güvenliği için ciddi bir tehdit olarak varlığını sürdürüyor.