ABD'nin İran'a yönelik ekonomik yaptırımları, Tahran yönetimini geri adım atmaya zorlamaktan çok, ülke genelinde biriken halk öfkesinin sokaklara taşma riskini artırıyor. İran halkı, artan fiyatlar ve işsizlik nedeniyle adeta "hayatta kalma moduna" geçmiş durumda. Bu ortamda, rejimin güvenlik güçlerinden Besic'in, olası protestolara karşı önlemler hazırladığı iddia ediliyor.
Ekonomik Ablukanın Sosyal Bedeli
İran, son yıllarda ABD'nin uyguladığı sert ekonomik yaptırımların etkisiyle derin bir ekonomik krizle boğuşuyor. Enflasyonun yüzde 40'ları aştığı ülkede, temel gıda maddelerine erişim giderek zorlaşıyor. Rial'ın değer kaybı, halkın alım gücünü ciddi şekilde düşürürken, işsizlik özellikle genç nüfus arasında yaygın bir sorun haline geldi. Bu ekonomik zorluklar, halk nezdinde hükümete karşı büyük bir memnuniyetsizlik yaratmış durumda.
Besic'in Hazırlıkları
İran devletine bağlı gönüllü milis gücü Besic, hükümet karşıtı gösterilerin bastırılmasında önemli bir rol oynuyor. Reuters'ın haberine göre, Besic güçleri olası protesto dalgalarına karşı hazırlıklarını artırmış durumda. Görgü tanıkları, Besic üyelerinin son haftalarda bazı kentlerde devriye gezdiğini ve halkı sakin olmaya çağıran bildiriler dağıttığını aktarıyor. Bu durum, yönetimin halkın öfkesinden ne kadar çekindiğini gözler önüne seriyor.
İran'ın farklı kesimlerinden insanlar, durumun artık dayanılmaz olduğunu belirtiyor. Bir lokantada çalışan genç, "Devrim'den sonra ilk kez bu kadar kötü bir durumdayız. Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız, sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullanıyor. Benzer duygular, başkent Tahran'ın güneyindeki dar gelirli mahallelerde de yaygın. Halk, yaptırımların kaldırılmasını umut ederken, hükümetin etkisiz politikalarına karşı öfke giderek büyüyor.
Geçmişte yaşanan dar boğazlar, İran'ın dinamik bir topluma sahip olduğunu ve ekonomik krizlerin hızlı bir şekilde toplumsal olaylara dönüşebildiğini gösteriyor. 2017'de başlayan ve 2019'da tekrarlanan gösteriler, hayat pahalılığı ve yolsuzluk gibi nedenlerle patlak vermişti. O dönemde güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. Şimdi ise farklı olan, yaptırımların sürekliliği ve halkın öfkesinin birikmiş olması.
Uzmanlar, ABD'nin ülkeyi ekonomik olarak köşeye sıkıştırmasının İran yönetimini zayıflatmaktan çok, halkı daha da radikalleştirebileceğine dikkat çekiyor. Yaptırımların hedefi olan rejim, halkın acısını dış politikada kullanarak meşruiyetini korumaya çalışıyor. Ancak artan yoksulluk, eğitimli kesimin göç etmesine neden olurken, ülke içinde toplumsal dokunun çözülmesine işaret ediyor.
İran'ın yakın geleceği, hem ABD ile müzakerelerin seyrine hem de içerideki toplumsal dinamiklere bağlı olarak belirsizliğini koruyor. Hükümetin, halkın taleplerine kulak vermemesi durumunda, ülkenin yeni bir çatışma dalgasıyla karşı karşıya kalması kaçınılmaz görünüyor.