İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ülkesinin zenginleştirilmiş uranyum stoku konusunda geri adım atmayacağını belirterek, “Zenginleştirilmiş uranyumun tek bir gramı bile İran'dan çıkarılmayacak” dedi. Rızai'nin bu açıklaması, İran ile dünya güçleri arasındaki nükleer müzakerelerin yeniden tıkandığı bir dönemde geldi. Rızai, açıklamasında uranyumun ülke dışına çıkarılmasının kırmızı çizgi olduğunu vurguladı ve mevcut stokun İran'ın ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığını ifade etti.
Nükleer anlaşmazlığın merkezinde uranyum stoku var
İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoku, 2015 yılında imzalanan ve resmi adı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olan nükleer anlaşmanın en kritik başlıklarından biriydi. Anlaşma kapsamında İran, uranyum zenginleştirme seviyesini ve stok miktarını sınırlamayı kabul etmiş, karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılmasını sağlamıştı. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, taahhütlerini aşamalı olarak askıya aldı. Son dönemde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) raporlarında İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun arttığı ve zenginleştirme seviyesinin yüzde 60'a kadar çıktığı belirtilmişti. Rızai'nin son açıklaması, bu stokun herhangi bir şekilde ülke dışına transfer edilmesinin gündemde olmadığını netleştiriyor.
Müzakerelerde tıkanıklık sürüyor
İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ve Almanya (P5+1) arasındaki nükleer müzakereler, 2021'den bu yana aralıklarla devam ediyor ancak somut bir sonuç alınamadı. Taraflar arasındaki anlaşmazlık, yaptırımların kaldırılması takvimi, uranyum stokunun akıbeti ve denetim mekanizmaları gibi konularda düğümleniyor. Rızai'nin açıklaması, İran'ın özellikle uranyum stoku konusunda esneklik göstermeyeceğini ortaya koyuyor. Batılı ülkeler ise İran'ın nükleer programının barışçıl olduğu yönündeki açıklamalarına şüpheyle yaklaşıyor ve stokun azaltılması çağrısını yineliyor. Uzmanlar, uranyumun ülke dışına çıkarılmaması yönündeki bu tutumun müzakerelerde bir kilitlenme riskini artırdığını değerlendiriyor.
Bölgesel ve küresel etkileri
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'da dengeleri doğrudan etkiliyor. İsrail ve bazı Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılması için daha sert tedbirler alınmasını savunuyor. ABD yönetimi ise diplomatik çözümden yana olduğunu yinelemiş olsa da yaptırımların sürdüğü bir ortamda müzakerelerin ilerlemesi zor görünüyor. Rızai'nin açıklaması, İran iç siyasetinde de yankı buldu; muhafazakâr kanat, uranyum stokunun korunmasını ulusal egemenlik meselesi olarak çerçeveliyor. Öte yandan, UAEA'nın denetimlerinin kısıtlanması uluslararası endişeleri artırıyor. Ajans, İran'ın bazı tesislerde denetimlere izin vermediğini bildirmişti. Bu durum, uranyum stokunun izlenebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Ekonomik yaptırımlar ve insani etkiler
ABD'nin tek taraflı yaptırımları, İran ekonomisi üzerinde ağır baskı oluşturmaya devam ediyor. Petrol ihracatının kısıtlanması, bankacılık işlemlerinin engellenmesi ve döviz rezervlerine erişimin zorlaşması, ülkede enflasyonu ve işsizliği artırdı. İran yönetimi, yaptırımların kaldırılması için nükleer programda taviz vermeye sıcak bakmıyor; uranyum stoku ise bu pazarlığın en güçlü kartı olarak görülüyor. Rızai'nin “tek gramı bile çıkmayacak” ifadesi, bu kartın masada tutulacağının işareti olarak okunuyor. İranlı yetkililer, nükleer programın barışçıl amaçlı olduğunu ve dini liderlik tarafından nükleer silah üretiminin yasaklandığını sık sık dile getiriyor. Ancak Batılı istihbarat raporları, İran'ın nükleer silah yapma kapasitesine ilişkin şüpheleri canlı tutuyor.
Diplomasi trafiği ve sonraki adımlar
Rızai'nin açıklamasının ardından taraflardan resmi bir yanıt gelmedi. Ancak diplomatik kaynaklar, müzakerelerin yeniden başlatılması için perde arkası temasların sürdüğünü aktarıyor. Avrupa Birliği'nin arabuluculuk çabaları kapsamında İranlı yetkililerle görüşmeler yapıldığı biliniyor. Uzmanlar, uranyum stokunun ülke dışına çıkarılması yerine, stokun belirli bir seviyede dondurulması veya uluslararası denetime daha fazla açılması gibi ara formüller üzerinde durulabileceğini belirtiyor. Ancak İran'ın şu anki tutumu, bu tür formüllere de mesafeli olduğunu gösteriyor. Nükleer anlaşmanın geleceği, önümüzdeki aylarda yapılacak teknik ve siyasi görüşmelere bağlı görünüyor. İran'ın uranyum stokunu elinde tutma konusundaki kararlılığı, bölgesel güvenlik mimarisini ve küresel nükleer denetim rejimini doğrudan ilgilendiren bir mesele olarak uluslararası gündemin üst sıralarındaki yerini koruyor.