Tahran yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması yönündeki açıklamalarına sert bir yanıt verdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı yazılı açıklamada, “Hürmüz Boğazı, İran’ın egemenlik hakları ve ulusal güvenliği kapsamında değerlendirilir. Şartlarımız kabul edilmeden boğaz yeniden açılmayacaktır” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Basra Körfezi’ndeki gerilimi yeniden tırmandırdı ve küresel enerji piyasalarında endişe yarattı.
Trump’ın Çağrısı ve İran’ın Tavrı
ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre önce yaptığı açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı geçici olarak kapatma kararının kabul edilemez olduğunu belirtmiş ve boğazın bir an önce uluslararası deniz trafiğine açılması gerektiğini söylemişti. Trump, “Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin kalbidir. Bu boğazın kapalı kalması, küresel ekonomi için felaket olur. İran yönetimini derhal boğazı açmaya çağırıyorum” demişti. Ancak Tahran yönetimi, Trump’ın bu çağrısını doğrudan reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, yalnızca ABD’nin değil, tüm uluslararası toplumun İran’ın meşru taleplerini dikkate alması gerektiğini vurguladı. Bekayi, “İran, uluslararası hukuk çerçevesinde hareket eder. Ancak ulusal çıkarlarımız söz konusu olduğunda taviz vermeyiz. Boğazın açılması, ancak İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması ve Basra Körfezi’nde güvenlik garantilerinin sağlanması ile mümkündür” dedi.
Küresel Enerji Piyasalarında Tedirginlik
İran’ın bu açıklaması, küresel petrol piyasalarında anında yankı buldu. Brent petrolün varil fiyatı, açıklamanın ardından yüzde 3’ün üzerinde bir artışla 95 dolara yükseldi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Boğazın kapatılması veya uzun süreli olarak kısıtlı kullanılması, enerji arz güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Enerji analistleri, bu durumun özellikle Asya ülkeleri başta olmak üzere, enerji ithalatçısı ülkeleri olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Uzmanlar, İran’ın bu hamlesinin, ABD ve müttefiklerine karşı bir pazarlık kozu olarak kullanıldığını da dikkat çekiyor.
Bölgesel Gerilim ve Diplomatik Arayışlar
Hürmüz Boğazı’ndaki bu gerilim, Ortadoğu’daki zaten kırılgan olan güvenlik mimarisini daha da hassas bir noktaya taşıyor. Son aylarda, ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için çeşitli girişimlerde bulunulmuş, ancak taraflar arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamamıştı. İran, son dönemde ekonomik yaptırımların etkisini hafifletmek için Basra Körfezi’ndeki stratejik konumunu sık sık araçsallaştırıyor. Diğer yandan, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve müttefikleriyle ortak tatbikatları, İran’ı tedirgin ediyor. İranlı yetkililer, boğazın kapatılması tehdidini, ABD’nin bölgedeki askeri yığınak yapması durumunda misilleme olarak yapabileceklerini de sık sık dile getiriyor.
İran’ın Talepleri ve Uluslararası Tepkiler
İran’ın boğazın açılması için öne sürdüğü şartlar, uluslararası toplum tarafından dikkatle izleniyor. Tahran yönetimi, özellikle yaptırımların kaldırılması, İran’ın petrol ihracatının serbestçe yapılabilmesi ve Basra Körfezi’ndeki deniz güvenliğinde daha fazla söz sahibi olması taleplerini öne çıkarıyor. Avrupa Birliği, bu gelişmelerin ardından tarafları itidal çağrısında bulunurken, Çin ve Rusya da diplomatik çözüm bulunması gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası sularının güvenliğinin korunmasının herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik, kısa vadede somut bir ilerleme kaydedilemeyeceğine işaret ediyor.
Bu gelişmeler, Türkiye gibi enerji alıcısı ülkeler için de yakından takip ediliyor. Enerji arz güvenliği, Ankara için hayati öneme sahip. Uzmanlar, İran ile ABD arasındaki bu gerilimin, bölgesel istikrarı uzun vadede tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor. Önümüzdeki günlerde tarafların atacağı adımlar, hem Ortadoğu’nun kaderini hem de küresel ekonomiyi etkileyecek gibi görünüyor.