ABD ile İran arasında devam eden ateşkes müzakerelerinde, Tahran yönetiminin yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokunu Çin'e transfer etmeyi değerlendirdiği öne sürüldü. İddiaya göre İran, uluslararası baskıyı azaltmak ve nükleer programına yönelik yaptırımları hafifletmek amacıyla bu adımı atmayı planlıyor. Çin yönetimi iddiaları resmen yalanlamazken, Pekin'den yapılan açıklamalar böyle bir seçeneğe kapıyı tamamen kapatmadığı şeklinde yorumlandı.
Müzakerelerin kritik aşaması
Uzun süredir devam eden ABD-İran ateşkes görüşmeleri, nükleer dosyanın yeniden masaya yatırılmasıyla kritik bir aşamaya girdi. Tarafların, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve uluslararası denetimlerin artırılması konusunda anlaşmaya varmaya çalıştığı belirtiliyor. Bu çerçevede, İran'ın elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu Çin'e devretmesi, Tahran'ın nükleer kapasitesini düşürme vaadi olarak değerlendirilebilir. Ancak uzmanlar, uranyum transferinin lojistik ve güvenlik boyutlarıyla karmaşık olduğuna dikkat çekiyor.
Çin'in tutumu belirleyici olabilir
Pekin yönetimi, İran nükleer anlaşmasına geri dönülmesini desteklediğini sık sık dile getiriyor. Ancak uranyum transferi iddiasının doğrulanması halinde Çin, uluslararası toplumda nükleer malzeme ticaretiyle anılma riskiyle karşılaşabilir. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, konuya ilişkin sorulara "Tüm tarafların uluslararası yükümlülüklerine uygun hareket etmesi gerektiğini" belirtmekle yetindi. Bu ifade, Pekin'in iddiayı ne doğruladığı ne de yalanladığı şeklinde yorumlandı. Uzmanlar, Çin'in bu hamleyle İran üzerindeki etkisini artırabileceğini, ancak ABD ile ilişkilerini riske atmak istemeyeceğini vurguluyor.
Öte yandan İran, daha önce yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyumunun bir kısmını oksit formuna dönüştürerek silah yapımında kullanılamaz hale getirdiğini açıklamıştı. Ancak Batılı ülkeler, İran'ın stoklarının hâlâ endişe verici seviyede olduğunu savunuyor. ABD'nin eski nükleer müzakerecilerinden Robert Einhorn, "Uranyum transferi, Tahran'ın nükleer programını dondurma veya geri çekme konusunda ciddi olduğunun bir işareti olabilir. Ancak Çin'in bu tür bir transferi kabul etmesi, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) kapsamında sorgulanabilir" dedi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın uranyumu Çin'e gönderme olasılığı, Orta Doğu'da dengeleri de etkileyebilir. İsrail, İran'ın nükleer faaliyetlerine karşı askeri müdahale dahil her seçeneği masada tutarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri gelişmeleri endişeyle izliyor. Çin'in devreye girmesi, bölgede yeni bir diplomasi kanalı açabilir. Ancak uranyum transferinin gerçekleşmesi halinde, uluslararası atom enerjisi kurumu devreye girecek ve transferin güvenliğini denetlemek zorunda kalacak.
Diplomatik kaynaklar, görüşmelerin önümüzdeki haftalarda hızlanmasını bekliyor. İran'ın uranyum stoklarının yüzde 60 seviyesinde olduğu ve bu miktarın 200 kilogramı aştığı tahmin ediliyor. Bu miktar, teorik olarak bir nükleer bomba üretmeye yetecek düzeyde kabul ediliyor. Tahran yönetimi ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu ve asla silah geliştirmeyeceğini taahhüt ediyor. Çin'in olası rolü, bu taahhüdün güvenilirliğini artırabilir mi, yoksa yeni bir güvensizlik kaynağı mı yaratır? Önümüzdeki günlerde bu sorular yanıt bulacak.