İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, Umman ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda yapılan görüşmelerde iki ülkenin önemli bir mutabakata ulaştığını duyurdu. Muhibbi, boğazdan elde edilecek gelirlerin paylaşımı da dahil olmak üzere birçok konuda anlaşma sağlandığını, ancak boğazın tamamen açılabilmesi için ABD'nin İran'ın şartlarını kabul etmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, bölgedeki enerji ticareti ve küresel petrol arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimin ardından geldi.
Görüşmelerin Perde Arkası ve Mutabakatın Kapsamı
Tuğgeneral Muhibbi'nin açıklamalarına göre, İran ile Umman arasındaki diplomatik temaslar, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve geçiş rejimi konularında yoğunlaştı. Özellikle son dönemde artan askeri gerilim ve ticari gemilere yönelik tehditler, iki ülkeyi müzakere masasına itti. Görüşmelerde, boğazdan geçen enerji tankerlerinden alınacak geçiş ücretleri ve bu gelirlerin nasıl paylaşılacağı gibi ekonomik hususların yanı sıra, deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması için alınacak ortak tedbirler de ele alındı. Muhibbi, iki ülkenin teknik ekiplerinin oluşturduğu çerçeve anlaşmanın, boğazın istikrarı için atılmış önemli bir adım olduğunu ifade etti.
İranlı general, mutabakatın ana hatlarını şöyle özetledi: "Ummanlı kardeşlerimizle Hürmüz'ün geleceği konusunda ortak bir vizyon geliştirdik. Hem kendi çıkarımıza hem de bölgesel barışa hizmet edecek bu anlaşma, boğazın sadece transit bir yol olmaktan çıkarılıp, iki ülke arasında ekonomik işbirliğine dönüştürülmesini öngörüyor." Ancak Muhibbi, bu mutabakatın uygulanabilmesi için ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları kaldırması ve boğazın güvenliğine ilişkin garantiler vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Hürmüz Boğazı: Küresel Enerji Güvenliğinin Kilit Noktası
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne uzanan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE gibi büyük petrol ihracatçıları, ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazlarını bu boğaz üzerinden küresel pazarlara ulaştırmaktadır. Bu nedenle boğazın herhangi bir çatışmaya sahne olması, enerji fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomik dengesizliklere yol açabilir. İran, tarihsel olarak bu boğazı kendi ulusal güvenliğinin ve bölgesel nüfuzunun bir unsuru olarak görmüş, zaman zaman kapatma tehdidinde bulunmuştur. Umman ise boğazın güney kıyısında yer alması nedeniyle hem İran'la hem de Batılı ülkelerle iyi ilişkiler kurabilen tarafsız bir arabulucu rolü üstlenmiştir.
Son yıllarda ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikası, 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatını ciddi şekilde etkiledi. Buna karşılık İran da, Hürmüz Boğazı'nı bir koz olarak kullanarak uluslararası topluma baskı yapmaya çalıştı. 2019 yılında bazı petrol tankerlerine el konulması ve 2023'te ticari gemilere yönelik tacizler, bölgede tansiyonu yükseltti. Bu gelişmeler, deniz güvenliğinin sağlanması için uluslararası koalisyonların kurulmasına ve bölge ülkelerinin kendi aralarında diyalog arayışlarına neden oldu.
İran ile Umman arasındaki bu mutabakat, aslında daha geniş bir bölgesel normalleşme sürecinin parçası olarak değerlendirilebilir. Özellikle Suudi Arabistan ve İran arasında 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla sağlanan diplomatik anlaşma, Körfez'de yeni bir iklimin habercisi olmuştu. Umman'ın bu süreçte oynadığı yapıcı rol, iki ülkeyi birbirine yakınlaştırdı. Ancak İran'ın şartları arasında yaptırımların kaldırılması ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığının azaltılması gibi talepler bulunuyor. Bu taleplerin ABD tarafından kabul edilmesi şu an için olası görünmüyor. Dolayısıyla, Muhibbi'nin açıklaması bir yönüyle müzakere masasının kurulduğu sinyalini verirken, diğer yandan ABD'ye yönelik bir mesaj niteliği taşıyor.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın açılışına ilişkin bu son gelişmenin, İran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirmeye yönelik bir taktik olabileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan, Umman'ın arabuluculuğunun, boğazdaki gerilimi düşürmede ve taraflar arasında güven inşa etmede önemli bir fırsat olabileceği belirtiliyor. Ancak somut bir ilerleme sağlanabilmesi için Washington yönetiminin İran'ın taleplerine nasıl yaklaşacağı belirleyici olacak. Bölgedeki bu diplomatik hareketlilik, enerji piyasaları tarafından da dikkatle izleniyor.