İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Hürmüz Boğazı'nın ABD’nin İran'ın şartlarını kabul edene kadar açılmayacağını ifade etti. Bu açıklama, Basra Körfezi'nde tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde geldi. Rızai, devlet televizyonunda yaptığı konuşmada, "ABD, İran'ın meşru taleplerini kabul etmedikçe Hürmüz Boğazı kapalı kalacaktır" dedi. Bu ifadeler, uluslararası petrol piyasalarında endişeye yol açarken, uzmanlar bölgedeki gerginliğin süreceğini belirtiyor.
İran'ın Şartları Neler?
Rızai, konuşmasında İran'ın şartlarının ayrıntısına girmese de, daha önceki açıklamalarda İran'ın ana taleplerinin; ABD'nin nükleer anlaşmaya geri dönmesi, yaptırımların kaldırılması ve Basra Körfezi'ndeki güvenlik düzenlemelerine İran'ın dahil edilmesi olduğu biliniyor. İranlı yetkililer, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının azaltılmasını da sık sık dile getiriyor. Rızai'nin bu sert çıkışı, Tahran'ın müzakerelerde elini güçlendirmeye çalıştığı şeklinde yorumlanıyor.
Küresel Enerji Arzı Tehlikede
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel enerji piyasalarında ciddi bir krize yol açabilir. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin petrol ihracatı bu boğazdan yapılmaktadır. Olası bir kapatma, petrol fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına neden olabilir. Enerji uzmanları, İran'ın bu tehdidinin psikolojik bir etkisi olduğunu, ancak tam olarak uygulanabilmesinin zor göründüğünü ifade ediyor.
Bölgesel ve Uluslararası Tepkiler
İran'ın bu açıklamasına ilk tepki ABD'den geldi. ABD Merkez Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sular olduğu ve serbest seyrüseferin devam edeceği vurgulandı. ABD Donanması'nın bölgedeki varlığının artırıldığı belirtildi. Öte yandan Körfez ülkeleri endişelerini dile getirirken, Türkiye gibi bölge ülkeleri de gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu. Uluslararası Enerji Ajansı, boğazın kapatılması durumunda stratejik petrol rezervlerinin devreye sokulabileceği sinyalini verdi.
İran'ın bu açıklaması, müzakerelerin yeniden başlatılması yönündeki diplomatik çabaları da olumsuz etkileyebilir. Avrupa Birliği'nin arabulucu rolü üstlenmeye çalıştığı süreçte, Rızai'nin bu sert ültimatomu, Tahran'ın müzakere masasından çekilmeyeceğinin ancak taviz vermeye de niyetli olmadığının bir göstergesi olarak okunuyor. Bölgedeki gelişmeler yakından takip edilirken, tüm gözler ABD ve İran arasındaki olası bir diyaloga çevrilmiş durumda.