İran, küresel enerji ticareti için hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı kısmen açmak amacıyla Umman ile bir anlaşmaya varmak üzere yürütülen müzakerelerde, ABD'nin yerine getirmesi gereken bir dizi koşul ileri sürdü. Bu koşullar arasında, geçmiş dönemlerde yaşanan askeri gerginliklerin yol açtığı zararlar için savaş tazminatı ödenmesi de yer alıyor. Konuya yakın kaynaklar, Tahran yönetiminin özellikle 2019-2020 yıllarında yaşanan tanker saldırıları ve ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımların bölgede yarattığı ekonomik tahribatın tazmin edilmesini talep ettiğini bildirdi.
Müzakerelerde Kilit Nokta: Tazminat ve Garantiler
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkilinin, Umman'ın arabuluculuğunda süren görüşmelere ilişkin yaptığı açıklamaya göre, Tahran'ın öncelikli talebi, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları kaldırması ve geçmişte yaşanan olaylar için maddi tazminat ödemesidir. Yetkili, "Hürmüz Boğazı'nın güvenliği sadece İran'ın değil, tüm bölge ülkelerinin ve küresel enerji piyasasının çıkarınadır. Ancak bu güvenliğin sağlanması, ABD'nin İran'a karşı uyguladığı baskı politikalarının sona erdirilmesi ve verdiği zararların tazmin edilmesiyle mümkündür" ifadelerini kullandı.
Uzmanlara göre İran'ın bu talebi, müzakere sürecinde elini güçlendirme stratejisi olarak görülüyor. Boğaz, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, daha önce de defalarca boğazı kapatmakla tehdit etmiş, bu da petrol fiyatlarında dalgalanmalara neden olmuştu. Son olarak 2019'da ABD'nin yaptırımları nedeniyle İran'a ait tankerlere el konulması ve buna misilleme olarak uluslararası tankerlere yönelik saldırılar, bölgede tansiyonu yükseltmişti.
Ekonomik Arka Plan ve Petrol Piyasalarına Etkisi
Hürmüz Boğazı'nın kısmen açılması, küresel petrol arzında rahatlama sağlayabilir. Ancak İran'ın tazminat şartı, müzakerelerin uzamasına ve belirsizliğin sürmesine neden olabilir. Petrol piyasaları, bu gelişmelere duyarlı. Uzmanlar, anlaşmanın sağlanamaması durumunda arz endişelerinin yeniden artabileceğini belirtiyor. İran'ın talepleri arasında, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltması ve İran'ın uluslararası bankacılık sistemine erişiminin kolaylaştırılması gibi maddeler de bulunuyor.
ABD'den konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmezken, yetkililerin bu talepleri değerlendirdiği ifade ediliyor. Umman, her iki taraf arasında arabuluculuk yaparak bir anlaşma zemini oluşturmaya çalışıyor. Körfez ülkeleri ise gelişmeleri yakından izliyor; çünkü boğazın güvenliği, bölgedeki tüm ülkelerin ekonomik istikrarı için kritik.
Bu gelişmeler, İran ile Batı arasındaki nükleer müzakerelerin de gölgesinde yaşanıyor. Nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için süren görüşmeler, Hürmüz Boğazı konusundaki iş birliğini de etkileyebilir. İran, boğazın açılmasını, Batı'ya verdiği bir taviz olarak sunmak yerine, kendi çıkarları doğrultusunda bir pazarlık unsuru olarak kullanıyor.
Sonuç olarak, İran'ın Hürmüz Boğazı için öne sürdüğü tazminat şartı, sadece iki ülke arasındaki bir mesele değil, küresel enerji güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir gelişme. Müzakerelerin seyri, önümüzdeki günlerde petrol fiyatları üzerinde belirleyici olabilir. Ancak uzmanlar, taraflar arasındaki güven bunalımı nedeniyle kısa vadede somut bir ilerleme beklenmediği görüşünde.