İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve geçiş rejimine ilişkin olarak Basra Körfezi ülkeleriyle istişarelerde bulunacaklarını ancak nihai kararı Umman ile birlikte vereceklerini yineledi. Erakçi, Tahran’da düzenlediği basın toplantısında, “Boğazın statüsüyle ilgili tüm tarafların görüşlerini alacağız, fakat son söz Umman’la ortak mekanizmamıza ait” dedi. Bu açıklama, bölgede son dönemde artan gerilimler ve İran’ın nükleer programına yönelik uluslararası baskıların gölgesinde geldi. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip.
İran’ın Boğaz Stratejisi ve Bölgesel Dinamikler
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı uzun süredir bir baskı unsuru olarak kullanıyor. 2019’da ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, boğazda bazı gemilere el koymuş ve geçiş güvenliğini tehdit etmişti. Erakçi’nin son açıklaması, İran’ın bu konuda tek başına hareket etmeyeceği, ancak Umman’la özel bir ortaklık kuracağı mesajını taşıyor. Umman, Körfez ülkeleri arasında İran’la en yakın ilişkilere sahip ülke olarak biliniyor ve daha önce de iki ülke arasında arabuluculuk rolü üstlenmişti. Diğer Körfez ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ise İran’ın boğaz üzerindeki etkisini sınırlandırmaya çalışıyor. Bu bağlamda Erakçi’nin “istişare” vurgusu, bölgesel bir diyaloğa kapı aralarken, Umman’la yapılan ikili anlaşmanın ağırlık kazanması dikkat çekiyor.
Uluslararası Boyut ve Enerji Piyasalarına Etkisi
Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, yalnızca bölgesel değil aynı zamanda küresel bir mesele. ABD ve Avrupa Birliği, boğazın serbest geçişini garanti altına almak için sık sık deniz tatbikatları düzenliyor. Erakçi’nin açıklaması, İran’ın boğazı tamamen kapatma niyetinde olmadığını ancak kendi çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini gösteriyor. Enerji piyasaları ise bu tür açıklamalara hassas. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı’yla ilgili herhangi bir aksama haberinde ani yükselişler kaydediyor. Analistler, İran’ın Umman’la ortak karar mekanizmasının, boğazın yönetiminde daha dengeli bir yaklaşım getirebileceğini, ancak Suudi Arabistan ve BAE’nin bu durumu kendi çıkarlarına aykırı bulabileceğini belirtiyor. İran’ın bu hamlesi, aynı zamanda ABD’nin bölgedeki askeri varlığına karşı bir denge unsuru olarak da değerlendiriliyor.
İran’ın Umman’la kurduğu bu özel ilişki, yalnızca Hürmüz Boğazı’yla sınırlı değil. İki ülke, yakın dönemde deniz sınırlarının belirlenmesi ve ortak enerji projeleri konusunda da görüşmeler yürütüyor. Erakçi’nin bu açıklaması, İran’ın bölgesel izolasyonunu kırmak ve Körfez’de bir “güvenlik mimarisi” oluşturmak için attığı adımlardan biri olarak görülebilir. Bununla birlikte, İran’ın nükleer programa yönelik uluslararası yaptırımların hafifletilmesi için boğazı bir koz olarak kullanma ihtimali de masada duruyor.
Bölgede tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde gelen bu açıklama, Hürmüz Boğazı’nın statüsüne ilişkin belirsizliği bir süre daha sürdürecek gibi görünüyor. Erakçi’nin “kararı biz vereceğiz” çıkışı, Tahran’ın bu konudaki hassasiyetini ortaya koyarken, Umman’la kurulan ortaklık, bölgesel denklemde yeni bir sayfa açabilir. Ancak Suudi Arabistan ve ABD’nin bu gelişmeye nasıl tepki vereceği, önümüzdeki haftalarda boğazın güvenliği açısından belirleyici olacak.