ABD'nin ekonomik yaptırımlarının hedefindeki İran'da, yönetim yetkilileri ülke ekonomisinin giderek ağırlaşan bir tabloyla karşı karşıya olduğunu kabul ederken, İranlılar artan geçim sıkıntısına dikkat çekiyor. Halk arasında ekonomik koşullar iyileşmezse yakın zamanda yeni bir protesto dalgasının yaşanabileceği yönünde beklenti hakim. Bu gelişmeler, hem yönetim kademesindeki açıklamalara hem de sokaktaki öfkeye yansıyor.
Yönetimden Artan Kabul Açıklamaları
Son haftalarda İranlı yetkililer, ülke ekonomisindeki zorluklara dair daha dürüst bir dil kullanmaya başladı. İran Merkez Bankası Başkanı Muhammed Rıza Ferzin, yaptığı son açıklamada enflasyonun ve işsizliğin halkın alım gücünü ciddi biçimde düşürdüğünü, bu durumun arzulanan seviyenin çok üzerinde olduğunu itiraf etti. Benzer şekilde Plan ve Bütçe Teşkilatı Başkanı Davut Manzur, ülkenin bütçe açığını kapatmak için ciddi reformlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu tür açıklamalar, daha önce genellikle yaşanan sorunları dış mihraklara bağlayarak enflasyon artışının geçici olduğu tezini işleyen yönetimin, artık sorunların kalıcılığını kabul ettiği şeklinde yorumlanıyor.
İran riyali, ABD doları karşısında tarihi düşük seviyelerine gerilerken, gıda fiyatlarındaki artış halkın günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Temel gıda maddelerine erişim giderek zorlaşırken, ekonomik baskı uygulanan İran'da yönetimin uyguladığı kemer sıkma politikaları toplumsal kesimlerin farklı biçimlerde etkilenmesine neden oluyor. Devlet tarafından sağlanan bazı sübvansiyonların kaldırılmasının da ekonomik dengeleri daha da bozduğu belirtiliyor.
Sokakta Artan Huzursuzluk ve Protesto Beklentisi
Tahran'ın güneyinde yaşayan 47 yaşındaki bir vatandaş, geçen yıla göre tüm temel ihtiyaçların neredeyse iki katına çıktığını, maaşının ise bu artışı karşılamaktan çok uzak olduğunu söylüyor. İsmini vermek istemeyen vatandaş, "Her ayın sonunu getirmekte zorlanıyoruz. Bazı arkadaşlarım işini kaybetti. Daha önce 2019 ve 2022'de protestolar oldu. Ekonomi düzelmezse sokakların yeniden ısınacağını düşünüyorum" diye konuştu.
Sosyal medya platformlarında da benzer mesajlar giderek yaygınlaşıyor. Ekonomik durumun kötüleştiğine dair paylaşımlar, halkın öfkesini yansıtıyor. Örneğin, "Bugün çocuğuma süt alamadım" temalı paylaşımlar viral olurken, yetkililerin bu tür gönderileri engelleme çabaları da sıkça gündeme geliyor. Bazı analistlere göre, İran'da halkın geniş kesimlerinin hem yönetime hem de ekonomik gidişata duyduğu öfke, 2019'da benzin zammıyla başlayan ve 2022'de genç bir kadının polis merkezindeki ölümü sonrası alevlenen protestolara benzeyen yeni ayaklanmaların habercisi olabilir.
Uzman Görüşleri ve Geçmişteki Protesto Dalgaları
2017-2018 ve 2019 yıllarında yaşanan protestolar, ekonomik sıkıntıların İran toplumunu ne kadar hızlı harekete geçirebileceğini gösterdi. Özellikle 2019'daki protestolar, benzin fiyatlarına yapılan zam sonrası ülke geneline yayılmış ve güvenlik güçlerinin sert müdahalesine yol açmıştı. Uluslararası Af Örgütü'ne göre bu süreçte 300'den fazla kişi hayatını kaybetti.
Washington merkezli FDD'nin kıdemli analistlerinden Behram Ben Taleblu, yaptığı açıklamada "ABD'nin sözde 'maksimum baskı' politikası sonuç veriyor gibi görünüyor. İran'da halkın ekonomik talepleri karşılanmadığı sürece hükümet üzerinde artan bir baskı söz konusu olacak. Ancak İran yönetimi, olası bir halk hareketini bastırmak için geçmişte olduğu gibi sert güç kullanmaktan çekinmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, geçmiş protesto deneyimleri İranlı aktivistlere yeni taktikler kazandırdı. Sokak eylemlerinin yerini daha çok sendika grevleri, esnaf kapanışları ve yaygın dilekçe kampanyaları gibi farklı eylem biçimleri alıyor. Bu nedenle yeni bir protesto dalgasının, ilk etapta klasik sokak gösterileri yerine daha örgütlü ve daha geniş tabanlı bir halk hareketi şeklinde kendini gösterebileceği ifade ediliyor.
İran ekonomisinin içinde bulunduğu durum, nükleer müzakerelerin geleceği ve olası bir anlaşma sonrası yaptırımların kaldırılması ihtimaline de bağlı görünüyor. Uluslararası toplum, Tahran yönetiminin nükleer programla ilgili taahhütlerine karşılık ekonomik rahatlama vaat ediyor. Ancak bugüne kadar kalıcı bir anlaşmaya varılamaması, İran'da halkın kısa vadede bir iyileşme beklemediğini gösteriyor. Durumun böyle devam etmesi, ülkenin iç siyasetinde de yönetimin meşruiyetini tartışmaya açabilecek gelişmelere kapı aralıyor.