İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD ile devam eden görüşmelere ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Garibabadi, dondurulmuş varlıkların yüzde 50'sinin mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte serbest bırakılması gerektiğini belirtti. Bu ifade, Tahran yönetiminin nükleer müzakerelerde ekonomik taleplerini net bir şekilde ortaya koyduğunu gösteriyor.
Garibabadi'den net mesaj
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, katıldığı bir televizyon programında ABD ile yürütülen dolaylı görüşmelere dair değerlendirmelerde bulundu. Garibabadi, "Dondurulmuş varlıkların yüzde 50'si mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte serbest bırakılmalıdır. Bu, anlaşmanın ilk adımı olarak hayati önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı. İranlı diplomat, ayrıca tüm yaptırımların kademeli olarak kaldırılması gerektiğini vurguladı ve İran'ın nükleer faaliyetlerinde geri adım atmadan önce ekonomik faydaların somutlaşmasını beklediğini söyledi.
Garibabadi, müzakerelerde İran'ın çekirdek taleplerinin değişmediğini belirterek, "Bizim için öncelik, yaptırımların etkili bir şekilde kaldırılması ve ekonomik faydaların İran halkına ulaşmasıdır. Dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, bu sürecin ilk ve en önemli adımıdır." dedi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ayrıca müzakerelerdeki ilerlemenin ABD'nin iyi niyetine bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.
Ekonomik boyut ve krize etkileri
İran'ın dondurulmuş varlıkları, özellikle Güney Kore ve Irak gibi ülkelerde bulunan petrol gelirlerinden oluşuyor. Tahran yönetimi, bu varlıkların serbest bırakılmasının İran ekonomisi için hayati olduğunu savunuyor. Ekonomistlere göre, dondurulmuş varlıkların yarısının serbest bırakılması, İran'ın döviz rezervlerini güçlendirecek ve ithalatı kolaylaştıracak. Bu durum, yüksek enflasyon ve işsizlikle mücadele eden İran'da kısa vadede rahatlama sağlayabilir.
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, 2018'de dönemin Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından yeniden sıkılaştırılmıştı. Biden yönetimi, anlaşmaya dönüş için müzakerelere devam etse de, taraflar arasında önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve nükleer faaliyetlerinde kısıtlama yapmadan önce ekonomik faydalar görmeyi talep ediyor. ABD ise İran'ın nükleer programında geri adım atmasını şart koşuyor.
Uzmanlar, Garibabadi'nin açıklamasının müzakere masasındaki pozisyonu netleştirdiğini ancak iki taraf arasında hâlâ büyük bir güven bunalımı olduğunu belirtiyor. İran'ın dondurulmuş varlıklarının yüzde 50'sinin hemen serbest bırakılması talebi, ABD için kabul edilebilir bir ön koşul olmayabilir. Ancak bu talep, İran'ın ekonomik darboğazdan çıkma isteğini ve müzakerelerde somut adımlar beklendiğini gösteriyor.
İran'ın dondurulmuş varlıkları konusu, uluslararası hukuk ve anlaşmalar çerçevesinde de tartışma konusu. Tahran yönetimi, bu varlıkların hukuka aykırı olarak dondurulduğunu savunuyor. Garibabadi'nin açıklaması, İran'ın bu konudaki ısrarını ve müzakerelerde ekonomik çıkarlarını ön planda tutacağını ortaya koyuyor.
İran'ın tutumu, başta Çin ve Rusya olmak üzere bazı uluslararası aktörler tarafından da destekleniyor. Bu ülkeler, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek İran'ın talebine dolaylı olarak hak veriyor. Öte yandan, ABD'nin müttefikleri olan Avrupa ülkeleri, anlaşmaya dönüşü desteklemekle birlikte İran'ın taleplerine temkinli yaklaşıyor.
Sonuç olarak, Garibabadi'nin açıklaması İran'ın müzakerelerdeki ekonomik önceliklerini netleştirirken, iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarının devam ettiğini gösteriyor. Dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, müzakerelerin seyrini belirleyecek kilit faktörlerden biri olabilir.