İran resmi haber ajansı IRNA, Tahran yönetimi ile Washington arasında varıldığı iddia edilen 12 milyar dolarlık mutabakatın ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Habere göre, anlaşma çerçevesinde ABD, İran'ın yabancı bankalarda bloke edilen 12 milyar dolarlık varlığını serbest bırakmayı kabul ederken, Tahran da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yüzde 60 seviyesinde sınırlandırmayı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine tam uyum göstermeyi taahhüt ediyor.
Mutabakatın maddeleri neler?
IRNA'nın haberine göre, mutabakat altı ana başlıktan oluşuyor. İlk olarak, ABD yönetimi İran'ın Güney Kore, Irak ve bazı Avrupa ülkelerindeki bankalarda tutulan 12 milyar dolarını, insani yardım ve gıda ticareti amacıyla serbest bırakacak. Bu fonlar, İsviçre'de açılacak özel bir hesap üzerinden denetlenecek. İkinci olarak, İran uranyum zenginleştirme kapasitesini mevcut yüzde 60 seviyesinde sabitleyecek ve yüzde 90'a çıkarmayacak. Üçüncü maddede, İran'ın Fordow ve Natanz tesislerindeki gelişmiş santrifüjlerin sayısı dondurulacak. Dördüncü madde, UAEA'nın ani denetimlerine izin verilmesini öngörüyor. Beşinci madde, esir takası ve yaptırım listelerinden bazı İranlı kişi ve kurumların çıkarılmasını kapsıyor. Altıncı ve son madde ise bu anlaşmanın iki yıl süreyle geçerli olacağını belirtiyor.
ABD ve İran'dan resmi açıklama gelmedi
IRNA'nın iddialarına karşın, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray'dan henüz resmi bir doğrulama ya da yalanlama gelmiş değil. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Müzakereler devam ediyor, ancak henüz nihai bir anlaşmaya varılmadı" ifadelerini kullandı. Öte yandan, İranlı yetkililerin mutabakatın içeriğine dair farklı yorumları, Tahran yönetimi içinde bu konuda tam bir uzlaşı olmadığını gösteriyor.
Mutabakatın arka planı ve bölgesel yansımaları
Son dönemde İran ile ABD arasında Umman, Katar ve Irak aracılığıyla yürütülen dolaylı müzakereler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması için bir fırsat penceresi oluşturmuştu. Trump döneminde anlaşmadan çekilen ABD, Biden yönetimiyle birlikte diplomasiye geri dönmüş ancak İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarması süreci tıkamıştı. Uzmanlara göre, bu mutabakat tam bir nükleer anlaşma olmaktan ziyade, güven artırıcı bir adım niteliği taşıyor. Bölgesel aktörlerden İsrail, anlaşmayı "tehlikeli bir taviz" olarak değerlendirirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri temkinli bir iyimserlik sergiliyor. Türkiye ise iki komşusu arasındaki diyaloğu desteklediğini ancak anlaşmanın İran'ın nükleer programını tamamen durdurması gerektiğini vurguluyor.
Bu mutabakat, eğer resmiyete kavuşursa, İran ekonomisi üzerinde kısa vadede olumlu bir etki yapabilir. Bloke edilen fonların çözülmesi, enflasyon ve döviz kuru baskısını bir miktar hafifletebilir. Ancak orta ve uzun vadede, İran'ın nükleer emelleri konusundaki belirsizlikler devam ediyor. Anlaşmanın iki yıllık süresi, taraflara kapsamlı bir nükleer anlaşma için zaman kazandırmayı hedefliyor. Görünen o ki, hem Tahran hem de Washington bu geçici adımı, iç siyasi dengeleri gözeterek atmış durumda. Önümüzdeki günlerde yapılacak resmi açıklamalar, mutabakatın gerçekliği ve kapsamı hakkında daha net bilgi verecektir.