ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile olası bir anlaşmayı sürüncemede bırakma kararı, Tahran yönetiminden büyük tepki çekti. İran Dışişleri Bakanlığı, Trump'ın bu hamlesini "sorumsuzluk" olarak nitelendirirken, iki ülke arasındaki gerilim yeniden alevlendi. Trump'ın önceki gün yaptığı açıklamada, İran ile nükleer anlaşma müzakerelerinin süresiz olarak ertelendiğini duyurması, uluslararası kamuoyunda yankı uyandırdı. İran ise bu kararı "diplomasiye darbe" olarak değerlendiriyor.
Tahran'dan sert yanıt
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, "ABD yönetiminin bu kararı, müzakere masasına samimiyetsiz bir yaklaşımın göstergesidir. İran, kendi ulusal çıkarlarını korumak için her türlü seçeneği masada tutmaktadır" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, Trump'ın daha önce yaptığı "anlaşmaya varabiliriz" yönündeki sinyallerin aksine bu adımın, güven bunalımını derinleştirdiği vurgulandı.
Tahran yönetimi, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları kaldırmaması halinde nükleer programını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı, "Trump'ın kararı, İran'ı daha da güçlendirecek. Biz müzakereye hazırız ancak tehditlere boyun eğmeyiz" dedi.
Uluslararası toplumun tepkisi
Trump'ın bu hamlesi, Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülke tarafından da endişeyle karşılandı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, "İran ile diplomatik kanalları açık tutmak hayati önem taşıyor. Tarafları itidale davet ediyoruz" açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise ABD'nin tutumunu "kabul edilemez" olarak nitelendirirken, Çin de diyaloğun kesintiye uğramaması çağrısında bulundu.
Uzmanlar, Trump'ın bu kararının nükleer anlaşmadaki krizi derinleştirebileceği görüşünde. Uluslararası Kriz Grubu analisti, "ABD'nin tek taraflı çıkışları, Ortadoğu'da yeni bir gerilim dalgasına yol açabilir. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak yanıt verebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Tarihsel bağlam ve kritik eşik
İran ve ABD arasındaki nükleer anlaşmazlık, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na dayanıyor. O dönemde imzalanan anlaşma, İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de Trump'ın anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle süreç rayından çıkmıştı. Biden yönetimi döneminde yeniden başlatılan müzakereler, Trump'ın son kararıyla yeni bir belirsizliğe sürüklendi.
İran, son yıllarda uranyum zenginleştirme düzeyini yüzde 60'a çıkararak anlaşmadaki taahhütlerini aştı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın raporlarına göre, İran'ın stokladığı zenginleştirilmiş uranyum miktarı, nükleer silah üretimi için gereken eşiğe yaklaşmış durumda. Bu durum, İsrail ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgede tedirginliğe yol açıyor.
Bağımsız değerlendirmeler, Trump'ın bu hamlesinin stratejik bir hesapla mı yoksa iç siyasi saiklerle mi yapıldığının tartışmalı olduğunu gösteriyor. Ancak her iki durumda da, İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, ABD için ciddi bir meydan okuma oluşturuyor. Diplomatik çözümün alternatifinin, Ortadoğu'da yeni bir silahlanma yarışı ve çatışma dalgası olabileceği unutulmamalıdır.