İran Sağlık Bakanlığı, ABD'nin 27 Haziran 2024 tarihinden itibaren ülkeye yönelik düzenlediği saldırılarda 55 kişinin hayatını kaybettiğini, 629 kişinin yaralandığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü, saldırıların çoğunlukla hava operasyonları şeklinde gerçekleştiğini ve ölenler arasında sivil vatandaşların da bulunduğunu belirtti. Açıklamada, yaralıların büyük bölümünün hastanelerde tedavi altına alındığı, durumu kritik olanların sayısının ise 47 olduğu ifade edildi. Bu gelişme, İran-ABD ilişkilerinde tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.
Saldırıların detayları ve hedefler
İran Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı verilere göre, 27 Haziran'dan bu yana 12 ayrı noktaya düzenlenen saldırılarda en fazla can kaybı, ülkenin güneyindeki Huzistan eyaletinde yaşandı. Burada 22 kişi hayatını kaybederken, 210 kişi yaralandı. Saldırıların hedefinde askeri tesislerin yanı sıra sivil altyapı unsurlarının da olduğu öne sürülüyor. İran resmi ajansı IRNA'ya göre, ABD güçleri özellikle ülkenin nükleer programıyla ilgili tesisleri vurmayı amaçlıyor. Ancak İran yönetimi, saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve meşru müdafaa hakkı kapsamında karşılık verileceğini duyurdu. ABD ise operasyonların İran'ın bölgedeki milis güçlerine ve terör faaliyetlerine yönelik olduğunu savunuyor.
Bölgesel yansımalar ve uluslararası tepkiler
Olay, Ortadoğu'da zaten gergin olan atmosferi daha da kötüleştirdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere bazı Körfez ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise acil toplantı kararı aldı. Rusya ve Çin, ABD'yi tek taraflı eylemlerden kaçınmaya çağırırken, Avrupa Birliği diplomatik çözüm için arabuluculuk teklif etti. İran Dışişleri Bakanı, “ABD'nin bu saldırgan tutumu bölgesel barışı tehdit etmektedir. Misilleme hakkımız saklıdır” açıklamasında bulundu. Uzmanlar, yaşananların İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumunu sertleştirebileceğini ve petrol piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceğini belirtiyor.
Ekonomik boyut ve etkileri
Yaşanan çatışmalar, İran ekonomisi üzerinde de baskı oluşturuyor. Rial, dolar karşısında değer kaybederken, tahvil faizleri yükseldi. İran Merkez Bankası, piyasalara müdahale etmek zorunda kaldı. Analistler, saldırıların ülkenin petrol ihracatını ve doğrudan yabancı yatırım beklentilerini olumsuz etkilediğini vurguluyor. Ancak İran yönetimi, “savaş ekonomisi” refleksleriyle hareket ederek temel ihtiyaç maddelerinde fiyat artışını önlemeye çalışıyor. Bu süreçte, İran'ın başlıca ticaret ortaklarından Çin ve Hindistan'la yürütülen enerji anlaşmalarının akıbeti merak ediliyor.
İran Sağlık Bakanlığı'nın verileri, saldırıların başlangıcından bu yana geçen yaklaşık iki ayda 55 can kaybının yaşandığını teyit etse de, sahadaki durum hakkında bağımsız kaynaklardan doğrulama yapılamıyor. Her iki tarafın konuya ilişkin açıklamaları birbiriyle çelişiyor. Bölgedeki gerginlik, diplomatik girişimlerle yumuşatılmaya çalışılsa da, askeri seçeneklerin masada olduğu unutulmamalı. Ekonomik yaptırımların ve misillemelerin iç içe geçtiği bu kriz, uluslararası toplum için bir sınav niteliği taşıyor.