İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Katarlı arabulucular aracılığıyla ABD yönetimine iletilen önerilere hâlâ yanıt beklediklerini açıkladı. Arakçi, nükleer müzakerelerde herhangi bir taviz verilmediğini vurgulayarak görüşmelerin ana odağının Hürmüz Boğazı ve bölgesel güvenlik olduğunu ifade etti. Bakan, bu açıklamayı başkent Tahran'da düzenlenen basın toplantısında yaptı.
İran'ın Şartları ve Arabuluculuk Süreci
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Katarlı yetkililer aracılığıyla ABD'ye iletilen mesajların içeriğine dair ayrıntı vermedi. Ancak nükleer konuda geri adım atılmadığını net bir dille savundu. Erakçi, "Önerilerimizi Katar üzerinden ABD tarafına sunduk. Şimdi onların yanıtını bekliyoruz. Nükleer meselelerde hiçbir taviz vermedik. Görüşmelerin merkezinde artık Hürmüz Boğazı ve bölgesel istikrar var" dedi. İran'ın daha önce nükleer anlaşma çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirdiğini hatırlatan Bakan, ABD'nin tek taraflı çekilmesinin süreci çıkmaza sürüklediğini ekledi.
Katar, son aylarda İran ile ABD arasında mesaj taşıyan önemli bir arabulucu olarak öne çıktı. Doha yönetimi, hem Tahran hem de Washington ile iyi ilişkilere sahip olması nedeniyle diplomatik kanalların açık tutulmasında kritik rol oynuyor. İran'ın Katar üzerinden ilettiği önerilerin kapsamı henüz kamuoyuna yansımadı. Ancak Erakçi'nin açıklamaları, müzakerelerin nükleer dosyadan Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik dinamiklerine kaydığını gösteriyor.
Hürmüz Boğazı Neden Gündemde?
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran ile ABD arasındaki gerilim zaman zaman burada tırmanıyor. Tahran yönetimi, boğazı kapatma seçeneğini sık sık dile getiriyor. ABD ise bölgede deniz güvenliğini sağlamak için uluslararası koalisyonlar kuruyor. Son dönemde İran'a ait hızlı botların ticari gemilere yaklaşması ve karşılıklı restleşmeler, bölgede yeni bir krizin habercisi olarak yorumlanıyor.
Erakçi'nin "gündem Hürmüz" ifadesi, İran'ın nükleer müzakereleri bir kenara bırakmadığını ancak önceliğini deniz güvenliğine ve bölgesel askerî dengelere kaydırdığını gösteriyor. Uzmanlar, İran'ın Hürmüz kartını bir pazarlık aracı olarak kullandığını belirtiyor. Zira boğazın kapanması veya güvenliğinin tehdit edilmesi, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor ve ABD'yi masaya oturmaya zorlayabilecek bir koz olarak görülüyor.
ABD Cephesinde Beklenti ve Bölgesel Yansımalar
ABD yönetiminden henüz resmî bir yanıt gelmedi. Washington'ın Katar kanalıyla iletilen önerileri değerlendirdiği ancak nükleer programın kapsamı ve İran'ın bölgesel faaliyetleri konusunda tatmin edici adımlar beklediği biliniyor. Beyaz Saray Sözcüsü geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "İran'ın samimi adımlar atması hâlinde müzakereye açığız" demişti. Ancak Tahran, ön koşulsuz görüşme çağrılarını reddediyor ve önce ABD'nin yaptırımları hafifletmesini istiyor.
Katar'ın arabuluculuğu, Körfez ülkeleri arasında da dikkatle izleniyor. Suudi Arabistan ve BAE, İran ile ABD arasındaki olası bir yumuşamadan hem ekonomik hem de güvenlik açısından etkilenecek. Bölge ülkeleri, Hürmüz'deki tansiyonun düşmesini istiyor çünkü olası bir çatışma, petrol ihracatını ve deniz ticaretini sekteye uğratır.
Nükleer Dosyada Son Durum
İran, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) ABD'nin 2018'de çekilmesinin ardından uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar çıkardı. Bu oran, silah üretimi için gereken yüzde 90'a yakın olduğu için Batı başkentlerinde endişe yaratıyor. Tahran, nükleer programının barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın denetimlere tam erişim sağlamadığını rapor ediyor. Erakçi'nin "taviz vermedik" sözleri, İran'ın zenginleştirme faaliyetlerini sürdüreceğini ve bunu bir hak olarak gördüğünü teyit ediyor.
Müzakerelerin Hürmüz eksenine kayması, nükleer dosyanın rafa kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Aksine İran, iki konuyu birbirine bağlayarak ABD'ye karşı elini güçlendirmeye çalışıyor. Uzmanlara göre Tahran, nükleer programını yavaşlatma karşılığında yaptırımların kaldırılmasını ve Hürmüz'de güvenlik garantisi istiyor.
Diplomatik Kanallar ve Gelecek Senaryolar
Katar'ın yanı sıra Umman da İran ile ABD arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Ancak son tur görüşmelerde Katar'ın öne çıkması, Doha'nın bölgesel diplomatik ağırlığını artırıyor. İran Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları, doğrudan ABD ile temas kurulmadığını, mesajların üçüncü taraflar üzerinden iletildiğini gösteriyor. Bu dolaylı diplomasi, tarafların kamuoyu önünde taviz vermekten kaçındığı bir dönemde pragmatik bir yöntem olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki günlerde ABD'nin Katar kanalıyla vereceği yanıt belirleyici olacak. Eğer Washington, İran'ın Hürmüz odaklı önerilerine olumlu yaklaşırsa, bölgesel güvenlik müzakereleri yeni bir aşamaya geçebilir. Aksi hâlde tansiyonun daha da tırmanması ve boğazda istenmeyen olayların yaşanması riski var. İran'ın nükleer programındaki ilerleme ise İsrail'in olası müdahale tehditlerini canlı tutuyor.
Sonuç olarak İran, Katar üzerinden ABD'ye ilettiği mesajlarla hem nükleer hem de Hürmüz kartını aynı anda oynamaya çalışıyor. Arakçi'nin açıklamaları, Tahran'ın müzakere masasına oturmak için acele etmediğini, aksine zaman kazanarak elini güçlendirmeyi hedeflediğini gösteriyor. ABD'nin vereceği yanıt, Körfez'deki güç dengesini ve küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyecek.