İran yönetimi, ABD tarafından uygulanan ekonomik yaptırımların ve baskıların yalnızca Tahran'ı değil, uluslararası toplumun tamamını hedef aldığını, bunun bir egemenlik ihlali olduğunu duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin tek taraflı ekonomik yaptırımlarının diğer ülkelerin bağımsız karar alma mekanizmalarını da tehdit ettiği vurgulandı. Açıklamada, bu politikanın küresel ekonomik istikrarı bozduğu ve uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Ekonomik Savaşın Hedefinde Egemenlik Var
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, başkent Tahran'da düzenlenen haftalık basın toplantısında yaptığı değerlendirmede, ABD'nin ekonomik savaşının asıl amacının İran'ı yalnızlaştırmak ve ekonomik bağımsızlığını yok etmek olduğunu söyledi. Kanaani, 'ABD, İran'a yönelik yaptırımları bir araç olarak kullanıyor, ancak bu yaptırımlar aynı zamanda diğer ülkelerin egemenliğine de doğrudan bir müdahaledir. Bu süreçte uluslararası şirketler ve bankalar bile ABD'nin baskısıyla İran ile ticaret yapamaz hale getiriliyor. Bu durum, küresel ekonominin temel dinamiklerine zarar veriyor.' dedi.
Küresel Etki ve Uluslararası Hukuk
İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Said İravani ise konuya ilişkin BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ABD'nin yaptırımlarının sadece ikili ilişkileri değil, üçüncü ülkeleri de etkilediğini vurguladı. İravani, 'ABD'nin sözde yaptırımları, bir ülkenin egemen eşitliği ve iç işlerine karışmama ilkelerini ihlal ediyor. Diğer ülkelerin İran ile meşru ticaret yapma hakkını engellemek, onların egemenlik haklarına açık bir saldırıdır. Bu uygulamalar uluslararası hukukun ve BM Şartı'nın açık ihlalidir.' ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının, özellikle bankacılık ve finans sektöründe 'ikincil yaptırımlar' olarak bilinen uygulamalarla genişlediğine dikkat çekiyor. Bu yaptırımlar, İran ile iş yapan herhangi bir ülkenin şirketlerini de tehdit ediyor. Bu durum, birçok ülkenin İran ile ekonomik ilişkilerini kesmesine neden olurken, aynı zamanda küresel ticaret ortamında belirsizlik yaratıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar da bu tür yaptırımların küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini raporlarında defalarca dile getirmişti.
İran'ın Direnci ve Alternatif Arayışları
İran, yaptırımlara karşı koymak için alternatif ekonomik stratejiler geliştiriyor. Son yıllarda yaptırımların etkisini azaltmak amacıyla Rusya, Çin ve bazı komşu ülkelerle takas ticaretini artıran Tahran, aynı zamanda yerli üretimi destekleyerek dışa bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. İran Merkez Bankası verilerine göre, son bir yılda ülkenin sektörel üretim endeksi yüzde 4,5 artış gösterdi. Ayrıca İran, enerji ihracatını farklı pazarlara yönlendirerek petrol ve doğalgaz gelirlerini korumaya çalışıyor.
Öte yandan, İran ile ABD arasındaki gerilim, 2015'te imzalanan nükleer anlaşma olan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle zirve yapmıştı. ABD, o tarihten itibaren İran'a yönelik en ağır yaptırımları uygulamaya başlamıştı. Tahran yönetimi, bu süreçte birçok kez müzakerelere hazır olduğunu ancak yaptırımların kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Değerlendirme
İran'ın bu açıklamaları, ABD'nin ekonomik yaptırımlarının sadece bir ülkeye yönelik bir cezalandırma aracı olmadığını, aynı zamanda küresel düzeni etkileyen bir güç gösterisi olduğunu ortaya koyuyor. İran'ın 'egemenlik' vurgusu, uluslararası toplumda yaptırımların tek taraflılığına karşı artan bir rahatsızlığın da yansıması olarak okunabilir. Çin ve Rusya gibi ülkeler de benzer şekilde ABD'nin yaptırımlarına karşı çıkarken, Avrupa Birliği'nin bazı üyeleri bile bu konuda endişelerini dile getiriyor. Bu durum, küresel ekonomide 'silaha dönüşen' yaptırımların uzun vadede uluslararası iş birliğini zayıflatacağı ve ekonomik istikrarı tehdit edeceği gerçeğini gözler önüne seriyor. İran'ın bu çıkışı, yaptırımların etkinliği ve meşruiyeti konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirirken, önümüzdeki dönemde diplomatik manevraların hız kazanması bekleniyor.