İngiltere hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara ve bu bölgelerle yapılan ticarete yönelik yeni kısıtlamalar açıklamaya hazırlanıyor. Londra'nın yaptırım hazırlığına dair haberlerin ardından İsrail hükümetinin misilleme adımları gündeme geldi. Konuya yakın kaynaklara göre, İngiltere Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ortak bir düzenleme üzerinde çalışıyor; düzenlemenin önümüzdeki haftalarda resmen duyurulması bekleniyor.
Yerleşim Ürünlerine Etiket ve Ticaret Kısıtı
Planlanan düzenleme, Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerde üretilen tarım ürünleri, kozmetik, şarap ve bazı imalat sanayi ürünlerinin İngiltere pazarına girişinde ek belgelendirme ve menşe etiketi zorunluluğu getiriyor. Ayrıca bu bölgelerden yapılan ithalatta vergisel avantajların kaldırılması ve kamu ihalelerinde yerleşim menşeli ürünlerin hariç tutulması öngörülüyor. İngiliz yetkililer, düzenlemenin mevcut uluslararası hukuk çerçevesiyle uyumlu olduğunu savunuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği topraklardaki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı sayıyor.
İngiltere, Avrupa Birliği'nin 2015 yılında kabul ettiği ve yerleşim ürünlerinin menşe etiketiyle satılmasını zorunlu kılan düzenlemesine benzer bir adım atmaya hazırlanıyor. Ancak Londra'nın yeni planının AB düzenlemesinden daha ileri giderek bazı ürün gruplarında ithalat yasağı getirebileceği belirtiliyor. İngiliz hükümeti kaynakları, nihai kapsamın henüz netleşmediğini, hukuki incelemenin sürdüğünü aktarıyor.
İsrail'den Misilleme Sinyali
İsrail hükümeti, İngiltere'nin olası kısıtlamalarına karşı diplomatik ve ekonomik misilleme seçeneklerini değerlendiriyor. İsrail basınında yer alan haberlere göre, Kudüs yönetimi İngiliz ürünlerine yönelik karşı önlemler, ticaret anlaşmalarının gözden geçirilmesi ve üst düzey ziyaretlerin askıya alınması gibi adımları tartışıyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İngiltere'nin atacağı adımların ikili ilişkilere ciddi zarar vereceği" ifade edildi. İsrail tarafı, yerleşim ürünlerine yönelik kısıtlamaların ayrımcılık içerdiğini ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olduğunu öne sürüyor.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık yaklaşık 7 milyar dolar seviyesinde. İngiltere, İsrail'in en büyük üçüncü ticaret ortağı konumunda. Yerleşim ürünlerinin bu hacim içindeki payı görece küçük olsa da, düzenlemenin siyasi yansımalarının ekonomik etkiden daha büyük olması bekleniyor. İngiltere'de iktidardaki hükümet, Filistin yanlısı seçmen baskısı ve uluslararası kamuoyuyla artan gerilimin ortasında denge politikası izlemeye çalışıyor.
Ekonomik Yansımalar ve Yatırımcı Tepkisi
Kararın olası etkileri, İsrail ekonomisiyle bağlantılı şirketlerin hisselerinde dalgalanmalara yol açtı. Tel Aviv Borsası'nda yerleşim faaliyetleriyle bağlantılı bazı tarım ve gıda şirketlerinin hisselerinde satış baskısı görüldü. Londra'da ise İsrail ile iş yapan bazı fon yöneticileri, yeni düzenlemenin portföy stratejilerini gözden geçirmelerine neden olabileceğini belirtiyor. Uluslararası yatırım bankaları, düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde İsrail'e yönelik kurumsal yatırımlarda temkinli bir yaklaşımın öne çıkabileceğini değerlendiriyor.
Öte yandan, Filistin yönetimi ve insan hakları kuruluşları kararı olumlu karşılıyor. Filistin Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'nin adımını "uluslararası hukukun gereğinin yerine getirilmesi yolunda önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. İngiltere'deki Filistin yanlısı sivil toplum kuruluşları ise düzenlemenin tüm yerleşim ürünlerini kapsaması ve etkili bir denetim mekanizması içermesi çağrısında bulunuyor.
Diplomatik Dengeler ve Gelecek Senaryolar
İngiltere'nin hamlesi, İsrail'in en yakın müttefiklerinden biri tarafından atılmış olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. Londra, son dönemde Gazze'deki insani krize yönelik eleştirilerini artırmış, ateşkes çağrılarını yinelemişti. İngiltere Dışişleri Bakanı, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, "Uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine kayıtsız kalamayız" demişti. İsrail tarafı ise bu eleştirileri "orantısız" buluyor ve İngiltere'nin tutumunu ikili ilişkilere zarar veren bir yaklaşım olarak değerlendiriyor.
Diplomatik kaynaklar, taraflar arasında perde arkası görüşmelerin sürdüğünü, İngiltere'nin düzenlemeyi yumuşatabileceği veya uygulamayı geciktirebileceği ihtimalini de gündeme getiriyor. Ancak İngiliz kamuoyunda artan baskı ve parlamento içindeki destek, hükümetin geri adım atmasını zorlaştırıyor. Önümüzdeki günlerde İsrail'in nasıl bir karşılık vereceği ve Washington'ın tutumunun ne olacağı, sürecin seyrini belirleyecek.
Uzmanlar, İngiltere'nin bu adımının Avrupa'daki diğer ülkeler için de emsal oluşturabileceğini belirtiyor. İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkelerin benzer düzenlemeleri tartıştığı biliniyor. Yerleşim ürünlerine yönelik ticari kısıtlamalar, İsrail ekonomisi üzerinde sınırlı bir doğrudan etki yaratsa da, uluslararası meşruiyet ve yatırım iklimi açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. İngiltere'nin kararı, Filistin-İsrail meselesinde ekonomik araçların diplomasi aracı olarak kullanılmasının son örneği olarak değerlendiriliyor.