İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ülkenin Avrupa Birliği'ne (AB) yeniden katılması seçeneğini kamuoyunun gündemine taşıdı. Burnham'ın açıklamaları, Brexit sonrası dönemde İngiltere'nin dış politikası ve ekonomik ilişkileri üzerine yürütülen tartışmaları yeniden alevlendirdi. Başbakan'ın bu çıkışı, hem iktidar partisi içinde hem de muhalefette yeni bir tartışma başlatırken, ülke genelinde Brexit'in sonuçlarına dair memnuniyetsizliğin arttığı bir döneme denk geldi.
Burnham'dan çarpıcı açıklama
Başbakan Andy Burnham, hafta sonu yaptığı bir konuşmada, İngiltere'nin AB ile ilişkilerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Burnham, "İngiltere'nin çıkarları doğrultusunda, AB ile daha yakın bir işbirliği ve hatta yeniden üyelik seçeneğini masaya yatırmalıyız" ifadelerini kullandı. Bu sözler, Brexit'in ardından ilk kez bir başbakanın yeniden üyelik ihtimalini açıkça dile getirmesi olarak kayda geçti.
Burnham'ın açıklaması, ana muhalefet partisi ve bazı iktidar partisi milletvekilleri tarafından olumlu karşılanırken, sert Brexit yanlıları tepki gösterdi. Muhalefet lideri, "Bu açıklama, hükümetin Brexit konusundaki başarısızlığını itiraf etmesidir" dedi. İktidar partisi içindeki Brexit yanlısı kanat ise Burnham'ı "halkın iradesini yok saymakla" suçladı.
Kamuoyu Brexit'ten memnun değil
Son anketler, İngiliz halkının Brexit kararından duyduğu memnuniyetsizliğin arttığını gösteriyor. YouGov'un geçtiğimiz ay yaptığı ankete göre, katılımcıların %56'sı Brexit'in kötü bir karar olduğunu düşünüyor. Sadece %32'si Brexit'i desteklemeye devam ediyor. Özellikle gençler arasında AB'ye yeniden üyelik desteği %70'in üzerinde seyrediyor.
Ekonomik veriler de Brexit'in olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor. İngiltere'nin AB ile ticaret hacmi Brexit öncesine kıyasla %15 azaldı. İş dünyası temsilcileri, artan gümrük vergileri ve bürokrasinin ihracatı zorlaştırdığını belirtiyor. Kuzey İrlanda protokolü kaynaklı sorunlar da hala çözüme kavuşmuş değil.
Yeniden üyelik zorlu bir süreç
Uzmanlar, İngiltere'nin AB'ye yeniden katılmasının kolay olmayacağını vurguluyor. AB yetkilileri, Birliğin genişleme sürecinin uzun ve karmaşık olduğunu hatırlatıyor. İngiltere'nin eski imtiyazlarını (opt-out'lar, bütçe indirimi vb.) yeniden elde etmesi zor görünüyor. Ayrıca, euroya geçiş ve Schengen bölgesine katılım gibi konular da müzakere masasında olacak.
İngiltere'de 2016'daki referandumda %51,9 ile Brexit kararı alınmıştı. Ancak son yıllarda yapılan anketler, kamuoyunun yeniden üyelik yönünde kaydığını gösteriyor. Başbakan Burnham'ın açıklamaları, bu değişen ruh halinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde konunun İngiliz siyasetinin ana gündem maddelerinden biri olması bekleniyor.
AB cephesinden temkinli mesajlar
Avrupa Birliği yetkilileri, İngiltere'nin yeniden üyelik ihtimaline temkinli yaklaşıyor. Bir AB sözcüsü, "İngiltere'nin kararına saygı duyuyoruz, ancak şu an için resmi bir başvuru söz konusu değil" dedi. AB'nin genişleme komiseri ise, "İngiltere'nin geri dönmesi halinde, mevcut üyelik koşullarına tam uyum sağlaması gerekir" ifadelerini kullandı.
İngiltere'nin yeniden üyeliği, sadece İngiltere-AB ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel dengeleri de etkileyebilir. Brexit sonrası dönemde İngiltere, ABD ile ticaret anlaşmalarına yönelmiş ancak beklenen ekonomik faydayı sağlayamamıştı. Uzmanlar, AB'ye dönüşün İngiltere'nin uluslararası konumunu güçlendirebileceğini ancak siyasi olarak zorlu bir süreç olacağını belirtiyor.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın açıklamaları, Brexit sonrası dönemde ilk kez bir hükümet başkanının yeniden üyelik ihtimalini dile getirmesi açısından önem taşıyor. Ancak bu söylem, henüz somut bir politika değişikliğine işaret etmiyor. İngiliz kamuoyunun bu konudaki nabzı ve AB'nin tutumu, önümüzdeki aylarda belirleyici olacak. Brexit'in yarattığı ekonomik ve siyasi boşluk, İngiltere'yi kaçınılmaz olarak AB ile ilişkilerini yeniden tanımlamaya zorluyor.