Uluslararası Para Fonu (IMF), yayımladığı son Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerini revize etti. Batı Asya'daki savaşın küresel ekonomiye yansımaları nedeniyle, Türkiye için 2026 büyüme beklentisi aşağı yönlü güncellendi. Raporda, savaşın ticaret yolları, enerji fiyatları ve yatırımcı güveni üzerinde oluşturduğu baskıların Türkiye'nin büyüme potansiyelini sınırladığı vurgulandı.
2026 Büyüme Tahmini Yüzde 4,5'ten Yüzde 3,8'e Düştü
IMF raporuna göre, Türkiye'nin 2026 yılı büyüme oranı tahmini bir önceki tahmin olan yüzde 4,5'ten yüzde 3,8'e çekildi. Bu revizyon, Batı Asya bölgesindeki jeopolitik gerginliklerin beklenenden uzun süreceği ve ticaret akışlarını daha fazla bozacağı varsayımına dayanıyor. Raporda, savaşın enerji maliyetlerini artırdığı ve Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin cari açık ve enflasyon baskısıyla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Ayrıca, küresel talepteki yavaşlamanın da ihracat gelirlerini olumsuz etkilediği ifade edildi.
2025 Büyüme Beklentisi Sabit Kaldı
IMF, 2025 yılı Türkiye büyüme tahminini değiştirmeyerek yüzde 3,5 olarak korudu. Ancak raporda, 2025 için öngörülen büyümenin de savaşın süresine ve genişleme riskine bağlı olduğu uyarısı yapıldı. Enflasyon tahminleri ise 2025 sonu için yüzde 33, 2026 sonu için yüzde 20 olarak güncellendi. Bu rakamlar, Türkiye'nin yüksek enflasyonla mücadelesinin devam edeceğini gösteriyor. İşsizlik oranının ise 2025'te yüzde 10,2, 2026'da yüzde 9,8 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Küresel Büyüme Tahmini de Düşürüldü
Kurum, küresel büyüme beklentisini de 2025 için yüzde 3,3'ten yüzde 3,1'e, 2026 için yüzde 3,5'ten yüzde 3,2'ye indirdi. Gerekçe olarak savaşın yanı sıra, ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimleri ile Avrupa'da zayıf sanayi üretimi gösterildi. Gelişmekte olan ülkeler grubunda Türkiye, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerin büyüme performansı yakından izleniyor.
Değerlendirme
IMF raporu, Türkiye ekonomisinin orta vadeli görünümünde jeopolitik risklerin belirleyici olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Büyüme beklentilerindeki aşağı yönlü revizyon, yapısal reformların ve enflasyonla mücadele politikalarının önemini bir kez daha vurguluyor. Savaşın sona ermesi ve ticaret yollarının normale dönmesi durumunda, Türkiye'nin büyüme potansiyelinin yeniden canlanabileceği değerlendiriliyor. Ancak kısa vadede, sıkı para politikası ve mali disiplin, ekonomik istikrar için kritik öneme sahip.