İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan davada 576 gün sonra savunma yaptı. İmamoğlu, duruşma çıkışında gazetecilere ve sosyal medya hesaplarına yönelik baskılara tepki göstererek, “Neredeyse Kuzey Kore'ye rahmet okuyacağız” ifadelerini kullandı. Bu sözler, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, İmamoğlu'nun hedefinde gazeteci Mustafa Balcı'ya yönelik tutuklama ve sosyal medya kısıtlamaları vardı.
576 gün sonra gelen savunma
Ekrem İmamoğlu, 19 Mayıs 2022'de başlayan ve aralıklarla devam eden İBB davasında 576 gün aradan sonra savunma yaptı. Duruşma, İstanbul Adliyesi'nde görüldü. İmamoğlu, savunmasında kendisine yöneltilen suçlamaları reddederken, davanın siyasi bir nitelik taşıdığını savundu. Duruşma sonrası adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İmamoğlu, gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İmamoğlu, özellikle gazetecilere yönelik artan baskılara dikkat çekerek, “Bugün gazetecilere, sosyal medya hesaplarına yönelik ciddi bir baskı var. Bu baskıların son bulması gerekiyor. Neredeyse Kuzey Kore'ye rahmet okuyacağız” dedi. Bu sözlerle İmamoğlu, Türkiye'de ifade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün giderek daraldığını vurgulamak istedi.
Mustafa Balcı göndermesi
İmamoğlu'nun açıklamalarında dikkat çeken bir diğer nokta ise gazeteci Mustafa Balcı'ya yaptığı gönderme oldu. Balcı, sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmıştı. İmamoğlu, “Mustafa Balcı'nın tutuklanması kabul edilemez. Bu tür uygulamalar demokrasiyle bağdaşmaz” diyerek, Balcı'ya yapılan muamelenin haksız olduğunu belirtti. Balcı'nın tutuklanması, uluslararası basın kuruluşları ve insan hakları örgütleri tarafından da eleştirilmişti.
İmamoğlu, ayrıca sosyal medya platformlarına yönelik erişim kısıtlamalarını da eleştirdi. “Sosyal medya hesaplarına yönelik baskılar, halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlıyor. Bu tür uygulamalar, toplumun bilgiye erişimini engelliyor” ifadelerini kullandı. İmamoğlu'nun bu açıklamaları, iktidarın basın ve ifade özgürlüğü konusundaki tutumuna yönelik sert bir eleştiri olarak yorumlandı.
Davanın arka planı
Ekrem İmamoğlu hakkında açılan dava, 2019 yılında İBB Başkanlığı'na seçilmesinin ardından gündeme gelmişti. İmamoğlu, “ahmak” dediği iddiasıyla yargılanıyor ve bu suçlama nedeniyle siyasi yasak talebiyle karşı karşıya. Dava süreci, uluslararası kamuoyunda da yakından takip ediliyor. İmamoğlu, savunmasında suçlamaları reddederek, “Bu dava siyasi bir hesaplaşmanın parçasıdır” dedi. Duruşma, ilerleyen tarihlerde devam edecek.
İmamoğlu'nun avukatları, davanın seyrine ilişkin itirazlarını dile getirirken, delillerin yetersiz olduğunu savunuyor. Duruşma sonrası açıklama yapan İmamoğlu, “Adaletin tecellisi için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Basın özgürlüğü tartışması
Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü, son yıllarda sıkça tartışılan konular arasında. Gazetecilerin tutuklanması, sosyal medya kısıtlamaları ve internet sansürü, uluslararası raporlarda da eleştiriliyor. İmamoğlu'nun “Kuzey Kore” benzetmesi, bu eleştirilerin bir yansıması olarak görülebilir. Kuzey Kore, bilindiği üzere dünyada basın özgürlüğünün en kısıtlı olduğu ülkelerden biri. İmamoğlu, bu benzetmeyle Türkiye'nin otoriterleşme eğilimine dikkat çekmek istedi.
Öte yandan, iktidar kanadından henüz bir yanıt gelmedi. Ancak daha önce benzer eleştirilere verilen yanıtlarda, yargının bağımsız olduğu ve tutuklamaların hukuki gerekçelere dayandığı savunulmuştu. İmamoğlu'nun açıklamaları, önümüzdeki günlerde siyasetin gündemini meşgul edecek gibi görünüyor.
Değerlendirme
Ekrem İmamoğlu'nun 576 gün sonra yaptığı savunma ve sonrasındaki açıklamalar, hem hukuki hem de siyasi açıdan önemli. Davanın seyri, İmamoğlu'nun siyasi geleceğini belirleyebilir. Ayrıca, basın özgürlüğüne yönelik vurgu, Türkiye'de demokrasi tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. İmamoğlu'nun “Kuzey Kore” benzetmesi, muhalefetin iktidara yönelik eleştirilerinin dozunu artırdığını gösteriyor. Kamuoyu, davanın ilerleyen aşamalarını ve bu tür açıklamaların yankılarını merakla takip ediyor.