İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk davasında yargılanan Ekrem İmamoğlu'nun duruşmada sarf ettiği "Herkesle öyle bir hesaplaşma arzum var ki" sözleri, mahkeme salonunda gerginliğe yol açtı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu'nun bu ifadeleri üzerine harekete geçerek soruşturma başlattı. Olay, 2025 yılında görülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği davanın son duruşmasında yaşandı.
Duruşmada Tansiyon Yükseldi
Edinilen bilgilere göre, İBB'ye yönelik yolsuzluk iddialarını ele alan mahkemenin duruşmasında Ekrem İmamoğlu, savunması sırasında sert ifadeler kullandı. İmamoğlu'nun, kendisine yönelik suçlamaları kabul etmeyerek savcılara hitaben "Herkesle öyle bir hesaplaşma arzum var ki" şeklindeki sözleri, salonda bulunanlar tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Bu ifadelerin ardından mahkeme heyeti, duruşmaya kısa bir ara verdi. İmamoğlu'nun avukatları ise müvekkillerinin sözlerinin bir tehdit olarak algılanmaması gerektiğini, duygusal bir anlık çıkış olduğunu savundu.
Duruşmanın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu'nun sözlerini "kamu görevlisine hakaret" ve "tehdit" suçlamaları kapsamında değerlendirerek soruşturma başlattı. Başsavcılık yetkilileri, konuyla ilgili olarak İmamoğlu'nun ifadesine başvurulacağını duyurdu. Soruşturmanın, duruşma tutanakları ve tanık beyanları üzerinden ilerleyeceği belirtildi.
İmamoğlu'ndan Açıklama: "Sözlerim Yargıya Saygısızlık Değil"
Ekrem İmamoğlu, duruşma sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözlerinin yanlış anlaşıldığını ifade etti. İmamoğlu, "Benim hesaplaşmadan kastım, hukuk çerçevesinde hakkımı aramaktır. Yargıya olan saygım sonsuzdur. Ancak bu davanın siyasi bir linç kampanyası olduğunu düşünüyorum. Kendimi savunmak zorundayım" dedi. İmamoğlu'nun bu açıklaması, tartışmanın daha da alevlenmesine neden oldu.
CHP yetkilileri, İmamoğlu'na destek vererek soruşturmanın siyasi bir hamle olduğunu öne sürdü. Parti sözcüsü, "İmamoğlu'nun sözleri bir tehdit değil, adalet arayışının ifadesidir. Bu soruşturma, iktidarın muhalefeti yıldırma çabasıdır" açıklamasında bulundu. Öte yandan iktidar kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Hukuki Süreç ve Olası Sonuçları
Hukukçular, İmamoğlu'nun sözlerinin Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenen "tehdit" suçu kapsamına girip girmediğinin tartışmalı olduğunu belirtiyor. Ceza hukuku profesörü Dr. Ahmet Yılmaz, "Tehdit suçunun oluşması için mağdurda korku yaratacak nitelikte bir söz sarf edilmesi gerekir. Duruşma salonunda sarf edilen bu sözler, somut bir tehdit içermiyor gibi görünse de, savcıların bu ifadeyi nasıl değerlendireceği önemli" dedi. Soruşturmanın seyri, İmamoğlu'nun siyasi kariyerini de etkileyebilir.
İmamoğlu hakkında daha önce de benzer suçlamalarla davalar açılmış, ancak bu davaların çoğu sonuçsuz kalmıştı. Bu yeni soruşturma, İmamoğlu'nun üzerindeki hukuki baskıyı artırabilir.
Kamuoyu Tepkileri ve Siyasi Yansımaları
Sosyal medyada İmamoğlu'nun sözleri geniş yankı buldu. Kimi kullanıcılar İmamoğlu'nu destekleyerek "adalet yerini bulacak" mesajları paylaşırken, kimileri de savcılara yönelik sözlerin kabul edilemez olduğunu savundu. Kamuoyu araştırmalarına göre, İmamoğlu'nun bu çıkışı, muhalefet seçmeni nezdinde sempatiyle karşılanmış olabilir; zira dava süreci başından beri siyasi bir mücadele olarak görülüyordu.
Siyasi analistler, bu olayın İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarını yeniden alevlendirebileceğini öne sürüyor. İmamoğlu, anketlerde iktidarın en güçlü rakibi olarak gösteriliyor. Bu tür bir soruşturma, onun üzerindeki siyasi baskıyı artırabilir veya tam tersine, mazlum konumuna düşmesine yol açarak popülaritesini yükseltebilir.
Davanın bir sonraki duruşması önümüzdeki ay yapılacak. Başsavcılığın soruşturmayı ne kadar hızlı yürüteceği ve İmamoğlu'nun ifadesine ne zaman başvuracağı ise belirsizliğini koruyor.
Arka Plan: İBB Yolsuzluk Davası
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk davası, 2024 yılında başlatılan bir soruşturma sonucunda açılmıştı. İddianamede, İBB'nin ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı ve kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığı öne sürülüyor. İmamoğlu, bu suçlamaları reddediyor ve davayı siyasi bir komplo olarak nitelendiriyor. Dava süreci, Türkiye'de yargı bağımsızlığı tartışmalarını da beraberinde getirmişti.
İmamoğlu'nun mahkemedeki sözleri, yargı ile siyaset arasındaki gerilimin bir yansıması olarak görülebilir. Bu olay, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve yargıya saygı sınırlarının yeniden tartışılmasına yol açabilir. Önümüzdeki günlerde soruşturmanın nasıl şekilleneceği, hem hukuki hem de siyasi açıdan yakından izlenecek.