İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan 'asrın yolsuzluk davası' kapsamında dört gün boyunca süren savunmasında, kendisine yöneltilen 50 milyon dolarlık villalar ve 'ekosistem' sorularına yanıt vermek yerine şov yapmakla suçlandı. Çapraz sorguda iş adamı Ali Nuhoğlu'nun '50 milyon dolarlık villaları rüşvet olarak verdim' itirafına karşı İmamoğlu'nun alaycı bir dille 'ticaret' vurgusu yapması dikkat çekti.
Villalar ve 'ekosistem' sorularına yanıt yok
Davanın dördüncü gününde İmamoğlu, savcının yönelttiği sorulara verdiği yanıtlarla gündemi belirledi. İş adamı Ali Nuhoğlu'nun itirafına ilişkin olarak İmamoğlu, 'Bu bir ticaret meselesidir' diyerek konuyu geçiştirdi. Ancak bu savunma, rüşvet iddialarını çürütmek bir yana, kamuoyunda tepkiyle karşılandı. İmamoğlu'nun özellikle 'ekosistem' ifadesini kullanarak soruları sulandırması, ciddiyetsizlik olarak yorumlandı.
Nuhoğlu'nun villalarla ilgili itirafı, davanın en çarpıcı anlarından biri olarak kayıtlara geçti. İmamoğlu'nun bu itirafa karşılık olarak 'ticaret' vurgusu yapması, yolsuzluk iddialarının üzerini örtme çabası olarak değerlendirildi. Hukukçular, bir iş adamının 'rüşvet verdim' şeklindeki beyanının ardından sanığın 'ticaret' demesinin, iddiaları güçlendirdiğini belirtiyor.
Savunma yerine şov iddiası
İmamoğlu'nun dört gün süren savunmasında suçlamalara cevap vermek yerine esprili ve alaycı bir üslup takındığı gözlemlendi. Çapraz sorguda sorulan sorulara verdiği yanıtlar, mahkeme salonunda zaman zaman gülüşmelere neden oldu. Ancak bu tavır, kamuoyunda ve siyasi çevrelerde ciddiyetsizlik olarak eleştirildi.
Özellikle 'ekosistem' kelimesini kullanarak soruları yanıtsız bırakması, İmamoğlu'nun konuyu saptırma çabası olarak yorumlandı. Muhalefet kanadından yapılan açıklamalarda, 'Bu bir yolsuzluk davasıdır, şov değil' denilerek İmamoğlu'nun tavrı kınandı. İktidar kanadı ise İmamoğlu'nun sorumluluktan kaçtığını ve kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını öne sürdü.
Rüşvet iddiaları ve 'ticaret' kılıfı
Ali Nuhoğlu'nun '50 milyon dolarlık villaları rüşvet olarak verdim' şeklindeki itirafı, davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte. İmamoğlu'nun bu itirafa karşılık 'ticaret' demesi, akıllara 'Rüşvet mi, ticaret mi?' sorusunu getirdi. Hukuk uzmanları, rüşvetin ticaret kılıfı altında gizlenemeyeceğini, bu tür savunmaların mahkemede ciddiye alınmadığını vurguluyor.
İmamoğlu'nun savunmasında villaların bedelinin ödenip ödenmediği, tapuların kime ait olduğu gibi kritik sorulara yanıt vermemesi, dosyadaki delillerin ağırlığını artırıyor. Savcılık, villaların rüşvet olarak verildiğine dair somut delillerin bulunduğunu belirtiyor. İmamoğlu'nun 'ticaret' açıklaması ise bu delilleri çürütmekten uzak.
Kamuoyunda yankıları
İmamoğlu'nun çapraz sorgudaki tavrı, sosyal medyada geniş yankı buldu. Birçok kullanıcı, 'Bu nasıl bir savunma?' diyerek tepki gösterdi. Kimi yorumcular ise İmamoğlu'nun alaycı üslubunu 'suçüstü yakalanan sanık psikolojisi' olarak nitelendirdi. Kamuoyu araştırmalarına göre, halkın büyük bir kısmı İmamoğlu'nun bu tavrını samimiyetsiz buluyor.
Öte yandan, İmamoğlu'nun savunmasının ardından bazı muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, yargı sürecinin siyasallaştığı iddialarını yineledi. Ancak bu iddialar, somut deliller karşısında zayıf kaldı. İmamoğlu'nun avukatları, müvekkillerinin suçsuz olduğunu ve iddiaların siyasi olduğunu savunuyor.
Davanın arka planı ve hukuki süreç
'Asrın yolsuzluk davası' olarak adlandırılan davada, İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu birçok isim yargılanıyor. İddianamede, ihalelere fesat karıştırma, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlamaları yer alıyor. Davanın ilerleyen günlerinde tanık ifadeleri ve delillerin sunulması bekleniyor. İmamoğlu'nun savunmasındaki tutarsızlıklar, dosyanın seyrini etkileyebilir.
Hukukçular, İmamoğlu'nun 'ticaret' savunmasının hukuken geçerli olmadığını, rüşvetin ticari bir faaliyet olarak gösterilemeyeceğini belirtiyor. Ayrıca, villaların değerinin 50 milyon doları bulması, rüşvet iddialarını daha da ağırlaştırıyor. Mahkeme heyetinin, bu savunmalar karşısında nasıl bir tutum izleyeceği merak konusu.
Sonuç olarak, İmamoğlu'nun dört günlük savunması, yolsuzluk iddialarını çürütmek yerine, üzerini örtmeye yönelik bir çaba olarak görülüyor. Alaycı üslup ve 'ticaret' kılıfı, kamuoyunda güven kaybına yol açarken, davanın sonucu hukuk camiası ve siyasetçiler tarafından yakından takip ediliyor. Bağımsız gözlemciler, bu tür savunmaların yargı önünde ciddiye alınmadığını ve adaletin tecellisi için delillerin belirleyici olacağını ifade ediyor.