İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yolsuzluk davasında, 'suç örgütü lideri' olduğu iddiasıyla yargılanan Ekrem İmamoğlu, 3,5 gün süren savunmasının ardından çapraz sorguya alındı. İmamoğlu, mahkeme heyetinin ve savcının iddianameye ilişkin sorularına çoğunlukla 'Hatırlamıyorum', 'İddiayı kabul etmiyorum' ve 'Yalan' yanıtlarını verdi. Duruşma, İstanbul'da görülen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran davanın son oturumu olarak kayıtlara geçti.
Çapraz Sorguda Kaçamak Yanıtlar
Ekrem İmamoğlu'nun 3,5 günlük savunmasının ardından başlayan çapraz sorgu aşaması, davanın seyrini belirleyecek kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Savcılık makamı, İmamoğlu'na iddianamede yer alan örgütlü suç faaliyetleri, ihalelere müdahale ve usulsüz atamalar gibi konularda detaylı sorular yöneltti. İmamoğlu, bu sorular karşısında sık sık hafızasının zayıf olduğunu ima eden 'Hatırlamıyorum' ifadesini kullandı. Bazı sorularda ise doğrudan 'İddiayı kabul etmiyorum' diyerek suçlamaları reddetti. Savcının somut belgelerle desteklediği iddialara karşılık İmamoğlu'nun 'Yalan' demekle yetinmesi, duruşma salonunda gerginliğe yol açtı.
Mahkeme heyeti, İmamoğlu'nun savunmasında tutarsızlıklar olduğunu belirterek ek sorular yöneltti. Ancak İmamoğlu, ısrarla aynı yanıtları vermeye devam etti. Hukuk uzmanları, çapraz sorguda bu tür kaçamak yanıtların sanık aleyhine yorumlanabileceğine dikkat çekiyor. Duruşma salonunda İmamoğlu'nun avukatları sık sık itirazda bulunarak soruların yönlendirici olduğunu savundu.
Davanın Arka Planı ve Siyasi Yankıları
Ekrem İmamoğlu, 2019 yılında İBB Başkanı seçilmesinin ardından kamu kaynaklarını usulsüz kullandığı ve bir suç örgütüne liderlik ettiği iddialarıyla karşı karşıya kaldı. İddianamede, İBB bünyesindeki ihalelerin belirli firmalara verildiği, bu firmalarla İmamoğlu arasında menfaat ilişkisi bulunduğu öne sürülüyor. İmamoğlu ise tüm suçlamaları siyasi bir komplo olarak nitelendiriyor ve kendisine yönelik baskıların seçmen iradesini gölgelemeye yönelik olduğunu savunuyor.
Dava, Türkiye'de yerel seçimler öncesinde siyasi tansiyonu artırmış durumda. Muhalefet partileri, yargı sürecinin siyasallaştığını ve İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığının engellenmeye çalışıldığını dile getiriyor. İktidar kanadı ise yargıya saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak, davanın hukuki bir süreç olduğunu belirtiyor. Kamuoyu araştırmaları, İmamoğlu'nun bu süreçten siyasi olarak güçlenerek çıkabileceğini gösteriyor.
Hukuki Değerlendirme ve Olası Sonuçlar
Çapraz sorgunun ardından mahkeme heyetinin delilleri değerlendirerek kararını açıklaması bekleniyor. İmamoğlu'nun 'hatırlamıyorum' şeklindeki savunması, hukukçular arasında tartışma yarattı. Ceza hukuku profesörleri, bir sanığın sürekli hafıza kaybına sığınmasının inandırıcılığı zayıflattığını ve mahkemenin bu tutumu olumsuz değerlendirebileceğini ifade ediyor. Öte yandan savunma tarafı, soruların çok geniş kapsamlı olduğunu ve sanığın her detayı hatırlamasının beklenemeyeceğini savunuyor.
Davanın sonucu, sadece İmamoğlu'nun siyasi kariyeri açısından değil, aynı zamanda Türkiye'de yargı bağımsızlığı tartışmaları bakımından da belirleyici olacak. Uluslararası gözlemciler, davanın adil yargılanma hakkı çerçevesinde izlendiğini belirtiyor. İmamoğlu'nun mahkemedeki tutumu, destekçileri tarafından 'direnç' olarak yorumlanırken, eleştirmenler savunmanın zayıf kaldığını dile getiriyor.
Duruşma sonrası açıklama yapan İmamoğlu'nun avukatları, müvekkillerinin suçsuz olduğunu ve dosyada somut delil bulunmadığını yineledi. Mahkeme heyeti, kararını ilerleyen günlerde açıklayacağını duyurdu. Bu arada İmamoğlu'nun çapraz sorgudaki ifadeleri, sosyal medyada geniş yankı buldu ve 'hatırlamıyorum' ifadesi kısa sürede gündem oldu.