İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan yolsuzluk davasının son duruşmasında savunma yaptı. Suç örgütü lideri olarak yargılandığı davada İmamoğlu, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un dizelerine atıfta bulunarak kendisine yönelik suçlamaları reddetti. Duruşmada yaptığı konuşmada İmamoğlu, "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım" kıtasını okuyup "Bayılıyorum buna ya, 'İstiklal Marşı'nı benim için yazdı' diyorum" ifadelerini kullandı. Bu sözler salonda yankı uyandırdı.
Duruşmada İstiklal Marşı vurgusu
İmamoğlu'nun savunması, İstanbul'daki bir mahkemede görülen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran davanın son celsesinde gerçekleşti. İmamoğlu, suç örgütü lideri olmakla suçlanıyor; ancak kendisi bu suçlamaları kabul etmiyor. Savunmasında, Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı'ndaki "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım" dizesini okuyan İmamoğlu, bu dizelerin kendisi için yazıldığını söyleyerek metaforik bir bağ kurdu. Bu çıkış, duruşma salonunda bulunanlar arasında şaşkınlıkla karşılandı.
İmamoğlu'nun bu sözleri, yargı sürecine ilişkin mesajlar içerdiği şeklinde yorumlandı. Savunmasında, İstiklal Marşı'nın bağımsızlık ve direniş ruhunu vurgulayan İmamoğlu, kendisine yönelik iddiaları "zincir vurma" girişimi olarak nitelendirdi. Duruşma sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmadı.
Davanın arka planı ve tepkiler
Ekrem İmamoğlu hakkındaki yolsuzluk davası, 2019 yerel seçimlerinin iptal edilmesi ve ardından yeniden yapılan seçimlerle başlayan siyasi gerilimin bir parçası olarak görülüyor. İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaparken hakkında açılan soruşturmalar ve davalarla karşı karşıya kaldı. Bu dava, suç örgütü liderliği suçlamasıyla açılan ilk dava olma özelliği taşıyor. İmamoğlu'nun savunmasındaki İstiklal Marşı göndermesi, siyasi çevrelerde farklı yorumlara yol açtı. Muhalefet partileri, davanın siyasi bir motivasyon taşıdığını savunurken, iktidar kanadı yargının bağımsızlığını vurguluyor.
Duruşma, İstanbul Adliyesi'nde yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. İmamoğlu'nun savunması sırasında salonun dolu olduğu ve izleyicilerin zaman zaman tepki gösterdiği bildirildi. Mahkeme heyeti, duruşmanın ardından bir sonraki celse için tarih belirlemedi.
İmamoğlu'nun avukatları, savunmanın detayları hakkında bilgi vermedi. Ancak edinilen bilgilere göre, savunmada İstiklal Marşı'na yapılan atıf, sanığın kendisini "bağımsızlık mücadelesi veren bir figür" olarak konumlandırma çabası olarak değerlendirildi. Bu tür sembolik referanslar, Türkiye'de siyasi davalarda zaman zaman başvurulan bir yöntem olarak biliniyor.
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy
Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı, Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinin simgesi olarak kabul edilir. "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım" dizesi, işgalci güçlere karşı direnişi ve özgürlük tutkusunu ifade eder. İmamoğlu'nun bu dizeleri savunmasında kullanması, marşın tarihsel bağlamıyla kişisel durumu arasında paralellik kurma amacı taşıyor. İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de TBMM tarafından kabul edilmiş ve milli marş olarak ilan edilmiştir. Ersoy, marşı Milli Mücadele yıllarında kaleme almıştır.
İmamoğlu'nun bu göndermesi, siyasi iletişim stratejisi açısından da önem taşıyor. Kamuoyunda geniş bir kesim tarafından tanınan bu dizeler, milliyetçi ve muhafazakar seçmene hitap edebilme potansiyeli taşıyor. Ancak bazı yorumcular, bu tür bir referansın davaya etki etmeyeceğini, yargının deliller üzerinden ilerlemesi gerektiğini belirtiyor.
Duruşmanın ardından sosyal medyada İmamoğlu'nun sözleri geniş yankı buldu. Destekçileri, İmamoğlu'nun cesur duruşunu takdir ederken, eleştirenler savunmanın hukuki olmaktan çok siyasi olduğunu savundu. Dava süreci, Türkiye'de yerel seçimler öncesinde siyasi tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.
Mahkeme heyetinin önümüzdeki günlerde ara kararını açıklaması bekleniyor. İmamoğlu'nun savunmasındaki İstiklal Marşı vurgusu, davanın seyrini değiştirmeyecek olsa da, siyasi arenada uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.