İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait bir aracı makam aracı olarak kullandığı gerekçesiyle "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün Silivri'de yapılacak. İmamoğlu hakkında iki yıla kadar hapis cezası isteniyor. Duruşma, Silivri Adliyesi'nde saat 10.00'da başlayacak.
Davanın geçmişi ve suçlamalar
Dava, Ekrem İmamoğlu'nun 2014-2019 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü döneme dayanıyor. İddiaya göre İmamoğlu, kendi sahibi olduğu şirkete ait bir aracı belediye kaynaklarıyla makam aracı olarak kullandı. Bu durumun "görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturduğu öne sürülüyor. İlk duruşma 2023 yılında görülmüş, mahkeme eksik belgelerin tamamlanması için duruşmayı ertelemişti.
İmamoğlu, suçlamaları reddediyor ve aracın kiralama yoluyla temin edildiğini, tüm işlemlerin yasal olduğunu savunuyor. Davanın siyasi bir motivasyon taşıdığını sık sık dile getiren İmamoğlu, "Bu dava, benim siyasi faaliyetlerimi engellemeye yönelik bir girişimdir" ifadesini kullanmıştı.
Duruşmada neler bekleniyor?
Bugünkü duruşmada, tarafların beyanlarının ardından tanık dinlenmesi bekleniyor. Mahkemenin, bilirkişi raporunu da değerlendirerek bir sonraki duruşma tarihini belirlemesi öngörülüyor. İmamoğlu'nun duruşmaya katılması bekleniyor. Duruşmayı takip etmek için Silivri Adliyesi önünde kalabalık bir grup toplandı. Güvenlik önlemleri kapsamında adliye çevresinde geniş çaplı tedbir alındı.
Dava, İmamoğlu'nun siyasi kariyeri açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Zira 2024 yerel seçimlerinde İBB Başkanı olarak yeniden seçilen İmamoğlu, olası bir mahkumiyet durumunda siyasi yasakla karşılaşabilir. Bu durum, muhalefet cephesinde endişe yaratırken, iktidar kanadından henüz bir açıklama gelmedi.
Siyasi bağlam ve tepkiler
Ekrem İmamoğlu, 2019 yılında İBB Başkanı seçilmesinin ardından birçok kez yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı. "Makam aracı" davası, bunlardan yalnızca biri. İmamoğlu hakkında ayrıca "ihaleye fesat karıştırma" ve "terör örgütüne üye olma" gibi suçlamalarla açılmış başka davalar da bulunuyor. Muhalefet partileri, bu davaları "siyasi intikam" olarak nitelendirirken, hükümet yetkilileri yargıya saygı duyulması gerektiğini vurguluyor.
Uluslararası gözlemciler de davayı yakından takip ediyor. Avrupa Konseyi ve bazı insan hakları örgütleri, Türkiye'deki yargı bağımsızlığı konusundaki endişelerini dile getirmişti. Ancak Türkiye, bu eleştirileri reddederek yargının bağımsız olduğunu savunuyor.
Duruşma sonrası gelişmeler, İmamoğlu'nun siyasi geleceği ve Türkiye'deki yerel yönetimler üzerindeki etkisi açısından dikkatle izlenecek. Kamuoyu, mahkemenin vereceği kararı ve olası bir cezanın siyasi sonuçlarını merak ediyor.
Bağımsız hukukçular, davanın seyrinin Türkiye'de yargı-siyaset ilişkisi tartışmalarını yeniden alevlendirebileceği görüşünde. Zira son yıllarda yerel yöneticilere yönelik açılan davaların sayısındaki artış, yargının tarafsızlığı konusundaki soru işaretlerini derinleştiriyor. Bu dava, sadece İmamoğlu'nun değil, aynı zamanda Türkiye'nin demokratik standartları açısından da bir test niteliği taşıyor.