İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, üç belediye başkanının AKP saflarına katılmasına sert tepki gösterdi. Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez ve Şile Belediye Başkanvekili Sacit Terzi'nin parti değiştirmesi, siyasi kulislerde deprem etkisi yarattı. İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bu eylemin bir parçası olmuş, yüzü gözü birbirine girmiş zavallıları ise nedamet gözyaşlarıyla anıyorum" dedi. İşte ayrıntılar.
Üç İsim AKP'ye Geçti
Son bir hafta içinde yaşanan gelişmeler, yerel siyasette dengeleri değiştirdi. CHP'den istifa ederek AKP'ye katılan Eren Ali Bingöl, Orhan Çerkez ve Sacit Terzi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından parti rozetini taktı. Bu isimler, İstanbul'un stratejik ilçelerinde görev yapıyordu. Özellikle Tuzla ve Çekmeköy, son seçimlerde CHP'nin kazandığı yerler arasındaydı.
AKP cephesi, bu geçişleri "demokratik olgunluk" olarak yorumlarken, CHP tabanında hayal kırıklığı ve öfke hâkim. İstanbul İl Başkanlığı, istifa edenlere yönelik "Partimizi zor gününde terk edenler, tarihin doğru sayfasında yer almayacaklar" açıklamasını yaptı.
İmamoğlu'nun Açıklaması
Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İmamoğlu, avukatları aracılığıyla yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada, yaşananları "demokrasiye ihanet" olarak nitelendiren İmamoğlu, şu ifadelere yer verdi: "Bu eylemin bir parçası olmuş, yüzü gözü birbirine girmiş zavallıları ise nedamet gözyaşlarıyla anıyorum. Milletimizin iradesiyle seçilmiş kişilerin, makamlarını bir siyasi partinin emrine amade kılması, asla kabul edilemez."
İmamoğlu, ayrıca şunları söyledi: "Bu isimler, halkın oylarıyla göreve geldi. Şimdi ise o iradeyi hiçe sayarak, koltuklarını birilerinin talimatıyla korumaya çalışıyorlar. Tarih, bu tür geçişleri affetmeyecek. İstanbul'un onurlu insanları, bu ihaneti asla unutmayacak."
Geçişlerin Perde Arkası
İddiaya göre, üç isim de son dönemde haklarında açılan soruşturmalar ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelmişti. AKP'ye geçişin, bu dosyaların kapatılması veya yumuşatılması karşılığında yapıldığı öne sürülüyor. Ancak ne AKP ne de CHP bu iddiayı doğrulamadı.
Uzmanlar, bu tür parti değişikliklerinin, özellikle belediye başkanlığı gibi seçilmiş pozisyonlarda, hukuki ve etik tartışmaları beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Türkiye'de daha önce de benzer olaylar yaşanmış, ancak bu kadar kısa sürede üç ismin birden geçmesi, siyasi tarihte ender görülen bir durum olarak kayıtlara geçti.
Hukuki Boyut ve Tepkiler
CHP, bu geçişlerin yasalara aykırı olup olmadığını incelemek üzere hukuk bürosu oluşturdu. Parti sözcüsü, "Belediye başkanlarının görevi, partisinin değil halkın hizmetindedir. Bu nedenle istifa edenlerin, makamlarını derhal bırakması gerekir" açıklamasını yaptı. Ayrıca, geçiş sürecinde "istifa edenlerin belediye meclis üyeliklerinin de düşeceği" belirtildi.
Konuyla ilgili olarak, İstanbul Barosu da açıklama yaparak, "Seçilmiş kişilerin görevden ayrılması veya partisi değiştirmesi halinde, bu durumun yasalara uygun biçimde değerlendirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
Bağımsız Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'de yerel siyasetin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Seçilmiş belediye başkanlarının, görev süreleri dolmadan parti değiştirmesi, halkın iradesine saygısızlık olarak yorumlanıyor. Öte yandan, bu tür geçişlerin arkasında, adalet ve liyakat ilkelerinden uzak, çıkar temelli pazarlıkların yattığı yönündeki iddialar, kamuoyunda ciddi bir güven bunalımı yaratıyor. Demokrasinin güçlenmesi için, seçilmişlerin halka karşı sorumluluğunu daha da güçlendiren yasal düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz görünüyor.