İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçlamasıyla ilgili dava sürecinde, mahkemeyi ve kamuoyunu etkilemeye yönelik yayın yapan sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Karar, soruşturma kapsamında alınan tedbirler doğrultusunda uygulamaya konuldu. Erişim engeli, özellikle dava sürecinin sağlıklı işlemesini ve adil yargılanma hakkının korunmasını amaçlıyor.
Erişim Engeli Kararının Detayları
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine, dava dosyasındaki bilgileri çarpıtarak kamuoyunu yanıltan ve yargıyı etkilemeye çalışan sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engeli kararı alındı. Bu kapsamda, davayla ilgili yalan haber üreten ve adli süreci itibarsızlaştırmaya yönelik paylaşımlar yapan çok sayıda hesap tespit edildi. Erişim engeli, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca uygulandı.
Yetkililer, bu tür hesapların adil yargılanmayı zedeleme potansiyeli taşıdığını ve toplumda infial yaratabileceğini belirtti. Alınan kararın, davanın selameti açısından gerekli bir adım olduğu vurgulandı. Erişim engelinin yalnızca dava sürecini etkilemeye yönelik hesapları kapsadığı, basın özgürlüğü ve ifade hürriyetinin genel anlamda kısıtlanmadığı ifade edildi.
Dava Süreci ve Sosyal Medyanın Rolü
Ekrem İmamoğlu, 2022'de başlatılan soruşturma kapsamında 'çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme' suçlamasıyla karşı karşıya. İmamoğlu hakkındaki iddialar arasında, ihale süreçlerinde usulsüzlük yapılması ve belediye kaynaklarının kişisel çıkar için kullanılması yer alıyor. İmamoğlu ise tüm suçlamaları reddederek siyasi bir kumpas kurulduğunu savunuyor.
Sosyal medya, bu tür davalarda kamuoyu oluşturma ve yargıyı etkileme aracı olarak sıkça kullanılıyor. Uzmanlar, özellikle yüksek profilli davalarda sosyal medya paylaşımlarının yargı bağımsızlığını tehdit edebileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle, mahkemelerin zaman zaman erişim engeli veya yayın yasağı gibi tedbirler aldığı görülüyor. Ancak bu tür kararlar, ifade özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Hukuki Dayanak ve Uygulama
Erişim engeli kararları, 5651 sayılı kanunun 8. maddesi uyarınca verilebiliyor. Bu madde, 'özel hayatın gizliliği', 'kişilik hakları' ve 'adil yargılanma' gibi gerekçelerle internet yayınlarına müdahale edilmesine olanak tanıyor. Karar, TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) veya mahkeme kararıyla uygulanabiliyor. Bu davada ise başsavcılık talebi doğrultusunda sulh ceza hakimliği tarafından karar verildiği öğrenildi.
Erişim engeli getirilen hesapların sayısı ve hangi platformlarda yer aldığı konusunda resmi bir açıklama yapılmazken, Twitter (X), Instagram ve Facebook gibi popüler sosyal medya mecralarında yoğunlaştığı tahmin ediliyor. Karar sonrası ilgili hesapların birçoğu Türkiye'den erişime kapatıldı. Ancak VPN gibi yöntemlerle bu engellerin aşılabildiği de biliniyor.
İfade Özgürlüğü ve Adil Yargılanma Dengesi
Erişim engeli kararları, her ne kadar hukuki bir zemine dayansa da, ifade özgürlüğü tartışmalarını beraberinde getiriyor. Basın mensupları ve sivil toplum örgütleri, bu tür uygulamaların sansüre yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak hukukçular, adil yargılanma hakkının korunmasının da en az ifade özgürlüğü kadar önemli olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, somut bir tehdit oluşturan yayınlara yönelik sınırlı ve orantılı müdahalelerin yasal olduğunu savunuyor.
İmamoğlu davası, Türkiye'de siyaset ve yargı ilişkisi bağlamında yakından takip ediliyor. Muhalefet, davanın siyasi bir operasyon olduğunu düşünürken, iktidar kanadı ise yargının bağımsız karar verdiğini savunuyor. Erişim engeli kararı, bu tartışmaları daha da alevlendirebilir. Ancak şu an için sürecin nasıl ilerleyeceği, mahkemenin vereceği kararlara bağlı.
Gelişmeler, sosyal medyanın hukuk ve demokrasi üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Dijital çağda, yargı süreçlerinin manipülasyona açık olduğu gerçeği, bu tür tedbirlerin gerekliliğini ortaya koyuyor. Ancak bu tedbirlerin uygulanırken, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmemesine de azami özen gösterilmesi gerekiyor. Şeffaflık ve hukuki denetim, bu tür kararların meşruiyetini artıracaktır.