Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus'a bağlı Kusra beldesinde yaşanan son olaylar, işgalci İsrail ordusu ile istilacı Yahudiler arasındaki ilişkinin net bir fotoğrafını çekti. İsrail ordusu kontrolünde hareket eden istilacılar, Batı Şeria'daki ilhak sürecinin maşası olarak kullanılıyor. Aşırı sağcı İsrail hükümetinin politikaları, bu istilacıları adeta birer piyon haline getirirken, bölgedeki Filistinlilerin günlük yaşamı giderek zorlaşıyor.
Kusra'da Yaşananlar
Kusra beldesi, son haftalarda İsrail ordusu ve istilacı Yahudilerin ortak saldırılarına sahne oluyor. Görgü tanıklarının aktardığına göre, İsrail askerleri, istilacı Yahudi yerleşimcilerin Filistinli çiftçilere ait zeytin ağaçlarını kesmesine açıkça göz yumuyor. Hatta bazı durumlarda askerler, yerleşimcilere koruma sağlayarak bu eylemleri güvence altına alıyor. Örneğin, geçtiğimiz hafta içinde, bir grup istilacı, Kusra'nın doğusundaki bir arazide bulunan onlarca zeytin ağacını keserken, olay yerinde bulunan İsrail askerleri müdahale etmek yerine çevrede güvenlik önlemi aldı. Bu durum, Filistinli yetkililer tarafından sert bir şekilde kınandı.
İlhak Sürecinin Piyonları
Uzmanlar, bu tür olayların, İsrail'in Batı Şeria'daki ilhak planlarının bir parçası olduğunu belirtiyor. İstilacı Yahudi yerleşimciler, İsrail ordusunun sağladığı koruma ve lojistik destekle, Filistin topraklarını ele geçirmeye yönelik adımları hızlandırıyor. Bu durum, uluslararası hukuka açıkça aykırı olmasına rağmen, İsrail hükümeti tarafından sistematik olarak uygulanıyor. Aşırı sağcı hükümetin koalisyon ortakları, yerleşimcilerin bu eylemlerini açıkça desteklerken, başbakan ve savunma bakanı da bu sürece göz yumuyor. Bölgede görev yapan bir Filistinli yetkili, "İsrail ordusu, yerleşimcileri bir kalkan olarak kullanıyor. Bu sayede uluslararası tepkileri azaltmayı hedefliyorlar. Ancak gerçek ortada: Bu, bir işgal ve ilhak politikasıdır" dedi.
Filistinlilerin Mücadelesi
Kusra halkı, bu zorlu koşullara rağmen topraklarına sahip çıkmaya devam ediyor. Her gün, işgalcilerin saldırılarına rağmen zeytinliklerine gidip hasat yapmaya çalışıyorlar. Ancak bu çabalar, çoğu zaman İsrail askerlerinin engellemeleriyle karşılaşıyor. Yerli halk, sivil direniş göstererek uluslararası toplumun dikkatini çekmeye çalışıyor. Son olarak, Kusra'daki gençler, sosyal medyada kampanyalar başlatarak, yaşananları dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıyor. Ancak bu çabalar, İsrail'in güçlü lobi faaliyetleri karşısında yeterince ses getiremiyor.
Uluslararası Tepkiler
Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, İsrail'in yerleşimci şiddetini kınayan raporlar yayımlıyor. Ancak bu raporlar, İsrail hükümeti üzerinde herhangi bir yaptırım uygulanmasını sağlamıyor. Batı ülkelerinin özellikle ABD, İsrail'e verdiği koşulsuz destek, bu tür eylemlerin devam etmesine zemin hazırlıyor. Avrupa Birliği ise, zaman zaman yaptığı kınamalarla yetiniyor. Son olarak, Uluslararası Adalet Divanı'nın işgalin hukuka aykırılığına dair görüşü, İsrail hükümeti tarafından dikkate alınmadı.
Sonuç Yerine
İsrail'in izlediği bu politikalar, Orta Doğu'daki çatışmanın daha da derinleşmesine neden oluyor. İstilacı Yahudilerin maşa olarak kullanılması, bölgedeki barış umutlarını her geçen gün azaltıyor. Bu durum, uluslararası toplumun somut adımlar atmasını zorunlu kılıyor. Aksi takdirde, Kusra'da yaşananlar, daha geniş bir çatışmanın habercisi olabilir. Filistinlilerin direnişi sürerken, dünya kamuoyunun bu gerçeği görmesi ve İsrail üzerinde baskı kurması gerekiyor.