Kastamonu'nun Ilgaz Dağı eteklerinde, 1441 rakımlı Gözecik Mahallesi'nde yaşayan 64 yaşındaki Şaban Abdiş, yılın yarısını kar altında geçiren köyünde eşiyle birlikte yaşamını sürdürüyor. Arılarından kopmamak için köyünü terk etmeyen Abdiş, binlerce endemik bitkiden yılda 600 kilogram bal hasat ediyor. Zorlu iklim koşullarına rağmen üretimden vazgeçmeyen Abdiş, hem geçimini sağlıyor hem de yöresel arıcılık kültürünü yaşatıyor.
Zorlu Coğrafyada Arıcılık
Gözecik Mahallesi, Kastamonu il merkezine yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta, Ilgaz Dağı'nın zirveye yakın bir noktasında konumlanıyor. Rakımın 1441 metre olması nedeniyle yılın yaklaşık altı ayı kar örtüsü altında geçiyor. Kış aylarında sıcaklık sıfırın altına düşerken, ulaşım da zaman zaman güçleşiyor. Buna rağmen Şaban Abdiş, atalarından miras kalan arıcılık geleneğini sürdürmekte kararlı. Eşiyle birlikte burada yaşayan Abdiş, arı kovanlarının bakımını titizlikle yapıyor.
Abdiş, arıcılığa çocuk yaşta başladığını belirterek, "Bu dağların havası, suyu ve bitki örtüsü arılar için eşsiz. Endemik çiçekler sayesinde balın aroması ve kalitesi çok yüksek. Köyümü terk edip şehre yerleşmeyi hiç düşünmedim. Arılarım benim ailem gibi" diyor.
Endemik Bitkilerin Zenginliği
Ilgaz Dağları, Türkiye'nin önemli endemik bitki çeşitliliğine sahip bölgelerinden biri. Gözecik Mahallesi çevresinde binlerce farklı bitki türü bulunuyor. Bu bitkiler, arıların nektar toplaması için ideal bir ortam sunuyor. Şaban Abdiş'in arıları, bu zengin floradan beslenerek yılda 600 kilograma kadar bal üretiyor. Üretilen bal, yüksek rakım ve endemik bitki çeşitliliği sayesinde kendine has bir tada sahip. Abdiş, balını genellikle çevre köylerde ve Kastamonu'da satarak geçimini sağlıyor.
Arıcılık uzmanları, yüksek rakımlı bölgelerde üretilen balın daha yoğun ve aromatik olduğunu belirtiyor. Ilgaz Dağı'nın mikrokliması, arıların hastalıklara karşı daha dirençli olmasını da sağlıyor. Abdiş, kovanlarında kimyasal kullanmadan, tamamen doğal yöntemlerle arıcılık yapıyor.
Köyün Son Sakinlerinden
Gözecik Mahallesi, göç nedeniyle nüfusunu büyük ölçüde yitirmiş durumda. Kış aylarında neredeyse tamamen boşalan köyde sadece birkaç hane kalıyor. Şaban Abdiş ve eşi, bu son sakinlerden. Abdiş, "Köyümüzde eskiden 50 hane vardı. Şimdi sadece biz ve birkaç komşumuz var. Ama ben burada doğdum, burada ölmek istiyorum. Arılarım olmasa belki ben de gidemezdim" diye konuşuyor.
Abdiş, gençlere de arıcılığı öğretmeye çalışıyor. Ancak zorlu yaşam koşulları nedeniyle gençler köyde kalmayı tercih etmiyor. Yine de Abdiş, umudunu koruyor ve arıcılığın bu topraklarda yeniden canlanmasını istiyor.
Bağlam: Yerel Üretimin Önemi
Şaban Abdiş'in hikâyesi, Türkiye'de kırsal kalkınma ve yerel üretimin sürdürülebilirliği açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Son yıllarda artan şehirleşme ve göç, birçok köyün boşalmasına neden olurken, Abdiş gibi üreticiler yerel ekonomilere katkı sağlıyor. Uzmanlar, arıcılığın desteklenmesi ve kırsal bölgelerde yaşamın teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ilgaz Dağı'ndaki bu yalnız arıcı, doğayla iç içe bir yaşamın ve geleneksel üretimin hâlâ mümkün olduğunu gösteriyor.