Hükümetin kurumlar vergisini yüzde 12.5’e düşürme kararı, 2027 bütçe görüşmeleri öncesinde sendikaların sert eleştirilerine yol açtı. İşçi örgütleri, bu düzenlemenin vergi adaletsizliğini derinleştireceğini ve çalışanlardan sermayeye 1.1 trilyon liralık bir transfer anlamına geldiğini savunuyor. Karar, ekonomik denge ve sosyal adalet tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Vergi indirimi ve bütçe tepkileri
Kurumlar vergisinin yüzde 12.5’e çekilmesi, iş dünyası tarafından yatırım teşviki olarak yorumlanırken, sendikalar aynı düzenlemeyi kamunun gelir kaybı ve sosyal devlet ilkesinden uzaklaşma olarak değerlendiriyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşullarda, vergi indiriminin bütçe üzerinde ciddi bir yük oluşturacağı belirtiliyor. Vazgeçilen 1.1 trilyon liralık tutar, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik harcamaları için önemli bir kaynak olarak görülüyordu.
Sendikalar, 2027 bütçesinin bu indirimle birlikte emek gelirleri üzerindeki vergi yükünü artıracağını öne sürüyor. İşçi örgütleri, dolaylı vergilerdeki artış ve ücretlilerden alınan gelir vergisinin yüksekliği karşısında kurumlar vergisindeki düşüşün adaletsiz bir tablo oluşturduğuna dikkat çekiyor. Açıklamalarda, “Çalışanın sırtındaki yük hafiflemiyor, aksine sermayeye kaynak aktarılıyor” ifadeleri kullanıldı.
Sendikaların mücadele planı
İşçi örgütleri, vergi adaletsizliğine karşı mücadeleyi büyüteceklerini duyurdu. Planlanan eylemler arasında imza kampanyaları, basın açıklamaları ve kitlesel yürüyüşler yer alıyor. Sendikalar, aynı zamanda siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak hareket ederek vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi çağrısında bulunacak. Talepler arasında, kurumlar vergisinin yeniden yükseltilmesi ve vergi kaçakçılığıyla etkin mücadele öne çıkıyor.
Uzmanlar, kurumlar vergisindeki indirimin kısa vadede yatırımları artırabileceğini ancak uzun vadede gelir eşitsizliğini derinleştirebileceğini belirtiyor. Vergi adaletinin sağlanması için servet vergisi ve sermaye kazançlarının etkin vergilendirilmesi gibi alternatiflerin tartışılması gerektiği vurgulanıyor.
Arka plan ve ekonomik bağlam
Türkiye’de kurumlar vergisi oranı son yıllarda çeşitli değişikliklere sahne oldu. 2023’te yüzde 25’e çıkarılan oran, daha sonra kademeli olarak düşürüldü. Son indirimle birlikte yüzde 12.5 seviyesine gerileyen kurumlar vergisi, OECD ülkeleri ortalamasının oldukça altında kalıyor. Bu durum, çok uluslu şirketlerin Türkiye’deki yatırımlarını cazip hale getirebilirken, kamu gelirlerinde önemli bir azalmaya yol açıyor.
2027 bütçesi, pandemi sonrası toparlanma ve deprem harcamaları nedeniyle zaten baskı altında. Vergi indirimi, bütçe açığını finanse etmek için borçlanma ihtiyacını artırabilir. Sendikalar, bu durumun dolaylı vergilerde artış olarak geri döneceğinden endişe ediyor.
Hükümet yetkilileri ise indirimin yatırım ve istihdamı teşvik edeceğini savunuyor. Ancak sendikalar, yatırım artışının istihdama yansımadığını ve vergi indirimlerinin sermaye birikimine hizmet ettiğini belirtiyor.
Vergi adaleti tartışması, sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir mesele olarak öne çıkıyor. Toplumun geniş kesimlerinin vergi yükünü adil paylaşması, sosyal barışın korunması açısından kritik. Sendikaların mücadelesi, bu dengeyi yeniden kurmayı hedefliyor.