İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında, sanatçı Demircioğlu ve yazarımız Gezen, 'İkinci Kuvayı Milliyeciler' adlı bildirgeyi değerlendirdi. Bildirge, son dönemde artan hak ihlalleri ve demokrasi tartışmalarına dikkat çekmek amacıyla bir araya gelen aydınlar, sanatçılar ve yazarlar tarafından imzaya açıldı. Toplantıda konuşan Demircioğlu, “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ndeki tespitlerin gerçekleştiğini görüp kaygı duymamak mümkün değil” diyerek mevcut gidişattan duyduğu rahatsızlığı ifade etti. Gezen ise “Böyle sorumluluk isteyen bildirilere imza atarım” sözleriyle destek verdi.
Demircioğlu: 'Gençliğe Hitabe'deki uyarılar gerçekleşiyor'
Sanatçı Demircioğlu, bildirgenin önemine vurgu yaparak, ülkenin kurucu değerlerinden uzaklaşıldığını savundu. Atatürk'ün 1933 yılında kaleme aldığı Gençliğe Hitabesi'ni hatırlatan Demircioğlu, “O metinde işaret edilen tehlikelerin bugün somut olarak yaşandığını görmek üzücü. Hakların aşınması, hukuk devletinin zayıflaması ve toplumsal kutuplaşma, hepimizi endişelendirmeli” dedi. Demircioğlu, bildirgenin sadece bir tepki değil, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısı olduğunu belirtti.
Demircioğlu, “Kuvayı Milliye ruhu, işgal altındaki bir ülkenin bağımsızlık mücadelesini simgeler. Bugün ise işgal farklı bir boyutta: haklarımız, özgürlüklerimiz ve geleceğimiz tehdit altında. Bu bildirge, o ruhu yeniden canlandırmak isteyenlerin sesidir” ifadelerini kullandı. Sanatçı, bildirgeye imza atanların çeşitli görüşlerden insanlar olduğunu, bunun da ortak kaygıyı gösterdiğini ekledi.
Gezen: 'Sorumluluk gerektiren bildirilere imza atarım'
Yazarımız Gezen ise yaptığı açıklamada, bildirgenin metnini henüz tam olarak incelememiş olsa da, içeriğinin sorumluluk gerektirdiğini vurguladı. Gezen, “Böyle sorumluluk isteyen bildirilere imza atarım. Çünkü ülkenin içinde bulunduğu durum, herkesin üzerine düşeni yapmasını gerektiriyor. Bildirge, demokratik hakların korunması ve hukukun üstünlüğü çağrısı yapıyorsa, bunu desteklemek boynumuzun borcudur” dedi. Gezen, aydınların ve sanatçıların toplumsal sorunlara duyarsız kalmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Gezen, bildirgenin kamuoyunda geniş yankı uyandıracağını ve farklı kesimlerden destek göreceğini öngördüğünü belirtti. “Ancak önemli olan, bildirinin somut taleplerle desteklenmesi ve süreklilik arz etmesidir. Aksi halde kısa süreli bir tepki olarak kalır” uyarısında bulundu.
Bildirgeye imza yağmuru
Edinilen bilgilere göre, 'İkinci Kuvayı Milliyeciler' bildirgesi, aralarında akademisyenler, gazeteciler, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bulunduğu geniş bir kesim tarafından imzalanmaya başlandı. Bildirge metninde, son yıllarda artan baskılar, ifade özgürlüğü ihlalleri, yargı bağımsızlığının zedelenmesi ve gelir adaletsizliği gibi konulara dikkat çekildiği öğrenildi. Bildirgeyi hazırlayan komite, imzaların toplanmasının ardından kamuoyuna bir açıklama yapmayı planlıyor.
Bildirge, adını Kurtuluş Savaşı dönemindeki Kuvayı Milliye hareketinden alıyor. Ancak bu kez silahlı mücadele değil, hukuk ve demokrasi mücadelesi vurgusu ön plana çıkıyor. Organizatörler, bildirgenin herhangi bir siyasi partiyle bağlantılı olmadığını, tamamen bağımsız bir inisiyatif olduğunu belirtiyor.
Arka plan: Hak aşınımı tartışmaları
Türkiye'de son dönemde sıkça dile getirilen 'hak aşınımı' kavramı, özellikle hukuk devleti, ifade özgürlüğü ve kadın hakları alanlarında yaşanan gerilemeleri ifade ediyor. Muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri, iktidarın yargıyı ve medyayı kontrol altına aldığını, seçim barajı gibi unsurlarla demokrasinin zayıflatıldığını savunuyor. Hükümet yetkilileri ise bu eleştirileri reddederek, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal alanda büyük ilerleme kaydettiğini, hak ve özgürlüklerin genişletildiğini dile getiriyor.
Bildirge, bu tartışmaların ortasında, farklı görüşlerden aydınların ortak bir zeminde buluşma çabası olarak değerlendiriliyor. Demircioğlu ve Gezen gibi isimlerin açıklamaları, bildirgenin geniş kitlelere ulaşma potansiyelini gösteriyor. Ancak bildirgenin somut etkisi, önümüzdeki günlerde atılacak adımlara ve toplumsal tepkinin boyutuna bağlı görünüyor.
Uzmanlar, benzer bildirgelerin geçmişte de yayınlandığını ancak kalıcı bir değişim yaratmadığını hatırlatıyor. Bu nedenle, 'İkinci Kuvayı Milliyeciler' hareketinin sürdürülebilir olması ve somut projelerle desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, birkaç günlük gündem maddesi olmaktan öteye geçemeyeceği belirtiliyor.